• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 15 °C

10 KASIM 2004, ATATÜRK’ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ

Mustafa Öz

            12.11.2004

Bizim insanımız kadar unutkan, vefasız bir topluluk var mıdır diye kendi kendime soruyorum..! Türk milleti, tarihi seyri içinde 16 devlet ve imparatorluk kurmuş milyonlarca kilometrelik alanlarda, üç kıtada hükümranlık sürmüş bir millet: ne tam başarılarını devam ettirebilmiş, ne de başarıları milli hafızasında yaşatabilmiştir.

850 yıl MISIR’da hükümranlık yapmış olduğu halde bugün doğru dürüst, izi kalmamıştır. 650 yıllık hükümranlığımızın olduğu Balkanlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da da durum farklı değildir.

Özellikle TAZMİNAT’la başlayan BATILILAŞMA çabalarımız, batıya teslimiyet haline dönüşmüş, bunun sonucunda ise batıya ilim, irfan öğrensin diye giden herkes, batı emperyalizminin güdümünde yabancılaşmış olarak dönmüştür. İçerdeki dönmelerle, dışarda dönüp gelenler birleşmiş; bize ait olan ne varsa yok etmeye, yıpratmaya, ufalamaya kalkışmıştır.

ATATÜRK işte böyle bir zamanda yok oluşa dur demek, milli duruşu ortaya çıkarmak üzere mücadeleye başlamış; yokluğa, ihanete ve yedi düvele rağmen milletin azim ve kararıyla başarmıştır. Başarıyı hazmedemeyen malum çevreler, faaliyetlerine hiç ara vermemiş, sürekli çalışmışlar. Yeniden iş başına geçmişlerdir. Maalesef her köşe başını tutmuşlar, her yönden saldırıya geçmişler. Uşaklık alışkanlıkları nedeniyle inançları, ruhları kalmamış, her türlü ihanete açık hale gelmişlerdir. Sesleri her zamankinden daha güçlü çıkmaktadır. Sırtları pek karınları toktur. Arkalarında yine yedi düvel destekçileri vardır. Tehlikeyi görenler, DELİ DİYE adlandırılmaktadır. Susturulmaktadır. Konuşması gerekenler ise ya susmakta ya da sesleri cılız çıkmaktadır. İki kişiyi biraraya getiremeyenler seni, milli devletini yerden yere vurmakta ama, başkalarını göğe çıkarmamaktadırlar. Ülkeyi azınlık lafıyla soysuzlaştırmaktadırlar.

Aziz Atatürk belki de sayılı ölüm yılı anmalarından birini yapıyoruz. "Şerefini kaybedenler cesaretli olamazlar, milli duruş sergileyemezler demiştin." Aynen öyle oldu... Ruhun şad, mekanın cennet olsun... Allah bu milletin yardımcısı olsun.

RAMAZAN BAYRAMI

Bin aydan daha hayırlı olan RAMAZAN ayının sonunda; Ramazan Bayramını kutlamaya hazırlanıyoruz. Ülkemizde bazı çevreler her değerimizi özellikle sulandırıyor. Ramazan Bayramı’na bu ismi bir türlü LAYIK göremediler. Sürekli Şeker Bayramcı gibi anlamsız bir isimle isimlendiriyorlar. Peki kim bu isim değişikliği ısrarını sürdürenler? Bunlar TÜRK KİMLİĞİNE, KÜLTÜRÜNE, İNANÇ değerlerine karşı sürekli ufalama, yok etme taktiği uygulayan KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİN UŞAKLARI ve onların destekçisi yazar, çizer, medya takımıdır..!

Bunların aslında bayramla filan işi yoktur. Bayramın anlamı onlar için TATİLDEN ibarettir. İşte bu sulandırmalar nedeniyle son yıllarda bayramlar gerçek anlamına uygun kutlanamıyor. Oysa kültür değerlerimizi İŞPORTA tezgahlarında kolayca pazarlayıp yok edilmesine seyirci olmazsak, sahip çıksak, fırsat vermesek bu aşınmalar olmazdı!..

Ramazan ayı yardımlaşmanın, fitre ve zekatın fakir fukaraya ulaştırıldığı ay olması yönüyle çok önemlidir. Son 25 yıldır, ülkemizde yüksek enflasyon ve buna bağlı yüksek faiz politikası nedeniyle, gelir dağılımı çok bozulmuş işsizlik rakamları %18-22’yi bulmuştur. Her ne kadar resmi rakamlar %9.5 diyorsa da, gerçek rakamlar maalesef öyle değil. Her Ramazan’da dağıtılan yardımlardaki insan onuruna yakışmayan görüntüler, ülkemizin gerçekleridir. Bir yanda AÇ-AÇIK-EĞİTİMSİZ milyonlar, öbür tarafta milli gelirden %65 pay alan 5 milyonluk MUTLU BİR AZINLIK ülkesinin kaynaklarını hortumlayıp kasılarak gezenler. Hiçbir günahı yok gibi davranan siyasiler ve yüksek bürokratlar.

Bayramı bayram gibi kutlamamızı engelliyorlar. Köyden şehre göç nedeniyle ülkenin %65’i gurbetçi olmuş. Bu insanlar eşini, dostunu, akrabasını misket parçası gibi dağıtmış. Bayramda bir araya gelmezse, ne zaman gelecek? Benim SÜLALEMDEN 1850 yılından buyana 260 kişi dünyaya gelmiş. Bir kısmı rahmetli olmuş, bir kısmı yaşıyor. Çoğunun nerede olduğunu, kaç çocuğu olduğunu, ne iş yaptığını bilmiyorum..! Bu vaziyette giderse 40-50 yıl sonra kimse kimseyi tanımayacak. İnsanların hiç değilse bayramlarda bir araya gelebilmesi lazım.

Gurbette olmanın en kötü tarafı, gerçek dost ve gerçek akrabalıkların olmayışı. Günümüzdeki maddeci düşünme ve davranış arkadaşlık, dostluk bırakmadı.

BAYRAMLAR ANLAMINA UYGUN KUTLANMALIDIR

Her türlü sıkıntıya, güçlüğe, bozulmuşluğa karşı; bayramlarda eş, dost, akrabalar ziyaret edilmeli, kültürel değerlerimiz yaşatılmalıdır. Dargınlıklar, kırgınlıklar kaldırılmalı. Barış ve sevinç ön plana çıkmalıdır.

Bayramlar aynı zamanda toplumsal olarak değerlendirme ve muhasebe yaptığımız özel günler olmalıdır ki; bayramdan sonra da, dayanışma, kaynaşma, hoşgörü devam etsin.

Ramazan Bayramı’nın; doğurduğu huzur, kardeşlik duygusunun ülkemiz genelinde devam etmesini, dünyadaki kavganın, savaşın son bulmasını, açlık, sefalet içinde yaşayanlara (mutlu yaşayanlar tarafından) sahip çıkılmasına vesile olmasını, sıhhat ve mutluluk içinde geçmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz diliyorum.

Dostlarımın, Bolulu hemşehrilerimin, milletimizin, İslam aleminin bayramını kutluyorum.

Not: Asrın felaketi sayılan "12 Kasım depremi"nin yıldönümü münasebetiyle, ölenleri rahmetle anıyor, böyle bir acıyı bir daha yaşamamızı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim