• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 4 °C

19 MAYIS 1919 BANDIRMA VAPURU

19 MAYIS 1919 BANDIRMA VAPURU

BANDIRMA VAPURU’NDA ÜÇ BOLULU NEFER

Hazırlayan: Mehmet TUNÇKOL

 Ulusların tarihinde; dönüm noktası olan olaylar, önemli günler, kader anları ve bunlarla ilgili önemli simgeler vardır. Bu bağlamda; Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başlatılmasının ve Mustafa Kemal Paşa'nın, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenmesinin ilk eylem adımını atmasının simgelerinden birisi de “Bandırma Vapuru”dur.

Mustafa Kemal Paşa'nın, kendisi için “doğum tarihi “ olarak kabul ettiği 19 Mayıs 1919 tarihi, Milli Mücadele'nin tek örgüt çatısı altında toparlanmasının da “İlk Adım”ı olarak kabul edilir. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin karşısındaki güçler; (İtilaf Devletleri'nin işgal kuvvetleri, İstanbul Hükümeti'nin örgütlediği Hilafet Kuvvetleri, çıkarlarını işgalcilerle birleşmekte gören azınlık örgütlenmeleri-işbirlikçi güçler ve onların günümüzdeki takipçileri ) geçmişten bu günlere değin; M.Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkması, Bandırma Vapuru vb. konularda sürekli bilgi kirliliği yaratmaya ve yalan haber yayıcılığı ile kamuoyunu yanıltmaya çalışmışlardır.

Mustafa Kemal Paşa'nın, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a gönderilmesi, kendisine tebliğ edilen görev emrinin aslı, Bandırma Vapuru ile ilgili bilgiler, vapurun gerçek fotoğrafları, vapurda bulunan asker ve sivil kişilerin listesi, Samsun'a uzanan yolculuk için alınan izinler ,İngiliz işgal Kumandanlığı'nın verdiği vizeler, Boğaz'dan geçiş izinleri vb. konular, yakın zamanlara değin genel bir bilgi karışıklığı içinde bulunmakta idi. Bu durum; Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın getirdiği askeri ve siyasi başarıları bugün bile hazmedemeyen dış ve iç malum çevrelerin olumsuz propagandalarına yol açmakta idi. Bugün bile hala birçok ders kitabında ve ansiklopedide ; bu konudaki yanlış bilgilendirmeler ve Bandırma Vapuru'nun hayali resimlerinin kullanımı sürdürülüyor…

M.Kemal Paşa'nın Samsun'a gönderilmesi ve Bandırma Vapuru ile ilgili konuların günümüze değin uzanan tartışmalara sebep olmasının ilk adımı, belki de 1929 yılında atıldı. Milli Mücadeleye karşı çıkan “Serbesti” gazetesi sahibi Mevlanzâde Rıfat'ın Halep'de yayınladığı “Türk İnkılâbının İç Yüzü” adlı kitabında yer alan iddialar bu tartışmaların başlangıcıdır denilebilir. (Mevlanzâde Rıfat,-Vatana İhanet Edenler Listesinde, 150'likler içinde yer almış ve yurt dışına kaçarak Halep'de yerleşmiştir.) İlerleyen yıllarda bu konuda yapılan diğer yayınların da, genellikle Fethi Tevetoğlu'nun “Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar” isimli kitabını esas aldıkları görülüyor.

1980'li yıllardan sonra tekrar canlanan bu tartışmalarla birlikte; konu üzerinde ciddi ve bilimsel nitelikte çalışmalar da yoğunlaştı. Bu çalışmalar sonrasında, konu hakkında çok sayıda eser yayınlandı. Başbakanlık Devlet Arşivleri, ATASE, Atatürk Araştırma Merkezi, TİTAE. vb. kurum arşivlerinden ve özel arşivlerden sağlanan birincil belge ve bilgiler ışığında bugün; konu üzerindeki belge yetersizliği ve bilgi karışıklığı önemli ölçüde giderilmiş ve aydınlatıcı bilgilere ulaşılmıştır…

1919 YILI MAYIS'ININ 19. GÜNÜ GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'un (Söylev)ilk sayfasında, ülkenin içine düştüğü durumu şöyle özetliyor:
“1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.

Genel durum ve görünüş:
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaş'da (I.Dünya Savaşı) yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir 'Ateşkes Anlaşması' imzalanmış. Büyük Savaş'ın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu Genel Savaş'a sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini düşlediği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini ayakta tutabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…

İtilaf Devletleri, Ateşkes Anlaşması hükümlerine uymaya gerek görmüyorlar. Birer uydurma nedenle, İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da. Adana iline Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep'e İngilizler girmişler. Antalya ile Konya'da İtalyan birlikleri, Merzifon'la Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve görevlileri ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletleri'nin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir'e çıkarılıyor.
Bundan başka, yurdun dört bir bucağında Hıristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesi, devletin bir an önce çökmesi için çalışıp duruyorlar…”

1919 YILI BAŞINDA KARADENİZ KIYILARINDA GENEL DURUM

M.Kemal Paşa'nın, Samsun'a gidişinden önceki günlerde, Karadeniz kıyılarındaki genel askeri-siyasi durumu da, satır başlarıyla şöylece özetleyebiliriz:

*30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması ve bunu izleyen işgaller döneminde; İngilizlerin desteği ile Yunanlıların; Kastamonu İnebolu'dan başlayarak, Batum'a kadar uzanan coğrafyada, bir Pontus Rum Devleti yaratma çabasına girdikleri görülmektedir.

* Anadolu'nun Karadeniz sahillerindeki nüfus yapısını değiştirmek amacıyla; İngiliz ve Yunan gemileriyle; Kuzey Karadeniz -Kırım, Doğu Karadeniz-Batum sahillerinden Rum asıllı göçmenler getirilerek yerli Rum köylerine yerleştirilmektedir.

* Anadolu'nun Karadeniz kıyılarındaki yerleşim birimlerinde kurulan silahlı Pontus çeteleri, terör ortamı yaratarak Türk ve Müslüman ahaliyi bölgeden kaçırmaya ve nüfus etkinliği yaratmaya çalışmaktadır.

* Bölgede yaşayan Türk ve Müslüman ahalinin de Pontus çetelerinin saldırılarına, silahlanarak karşı durması ile birlikte başlayan çatışmalara, sahilde, küçük limanlara kadar yanaşan Yunan gemileri de katılmaktadır!

* Bölgedeki Türk grupların güçlü direnişi karşısında, İngiltere Hükümeti, planlarının bozulacağını görünce, Osmanlı Devleti'ne bir kesin uyarı(ültimatom)göndererek, “Türk çeteler engellenmezse Karadeniz kıyılarını işgal edeceğiz” tehdidinde bulunur!

* Ülkenin dört bir yanına yayılan işgallere, 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali de eklenince, yurdun her yerinde işgalleri protesto mitingleri yapılmaya, Reddi İlhak Cemiyetleri kurulmaya başlar.

*Saray ve İstanbul Hükümeti ne yapacağını bilemez bir hale gelmiştir. Böyle bir ortamda; M.Kemal Paşa 9.Ordu Müfettişi olarak bölgeye gönderilir…

MUSTAFA KEMAL PAŞA'YA VERİLEN RESMİ GÖREV

Osmanlı Erkân-ı Harbiye-i Umumi Dairesi ( Osmanlı Genelkurmay Dairesi) başlıklı ve Harbiye Nâzırı Mehmet Şakir imzalı belgede, M.Kemal Paşa'ya, padişahın onayı ile 9.Ordu Kıtaatı Müfettişliği görevinin verildiği tebliğ edilir. Uzun yıllar, M.Kemal Paşa'ya verilen bu görev emri de, belli çevrelerin dilinde değişik tartışmaların konusu yapılmıştır!

(Ekte fotokopisi bulunan, M.Kemal Paşa'ya 9.Ordu Müfettişliği görevinin verildiğini bildiren resmi görev emrinin açıklaması şöyledir)
“Şube 1 Numara 73 Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi
1.Bölgenizde iç güvenliğin sağlanması ve devamlılığı, asayişsizliğin ortaya çıkış sebeplerinin belirlenmesi.
2. Bölgede hala dağınık bulunan silah ve cephanenin derhal toplanması ve uygun depolara yerleştirilerek muhafaza altına alınması.
3.Bazı bölgelerde –Şuraların- oluşturulduğu ve bunların silahlı direniş birlikleri kurduğu ve bazı ordu görevlilerinin bunlara destek verdiği iddia edilmektedir. Bunların kesinlikle engellenmesi ve yasaklanması.
4. II. Ve XV. Kolordu, 2. Ve 4. Tümenler, birlikte müfettişlik emrinde bulunacaktır.
5. Müfettişlik bölgesi; Trabzon, Erzurum, Sivas, Van, Erzincan, Samsun sancaklarını içine alacak bölgede askeri ve mülki idare bağlı olacaktır.
6.Müfettişliğin sınırına yakın iller ve bağımsız mutasarrıflıklar(Diyarbakır, Bitlis, Elazığ, Ankara, Kastamonu ) dâhilindeki kolordular, verilen emirlere uyacaktır.
7.Müfettişliğin askeri konularda başvuracağı yer Harbiye Nezareti olacak ilişkiler hakkında Harbiye Nezaretine bilgi verilecektir.
Harbiye Nazırı- Mehmet Şakir bin Numan Tahir.
Şifreye dönüştürüldü:7.5.1919
Ref'et. Koleksiyon Adı: İstiklal Harbi/ Kutu:14/ Gömlek:66/ Belge:66-1”

BANDIRMA VAPURU NE OLDU?

Yıl 1927. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Ertuğrul yatı ile İzmit'ten İstanbul'a gitmektedir. Marmara'dan kuzeye doğru, Boğaz'a giren yat, Kızkulesi'ne doğru yol alırken, güvertede Boğaz'ı seyreden Cumhurbaşkanı çevresindekilere sorar:
---Bandırma Vapuru ne oldu?

Mustafa Kemal, 8 yıl öncesini anımsamıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başında, 16 Mayıs 1919'da, İstanbul'dan Samsun'a, Bandırma Vapuru ile hareket ettiği günler gözünün önünde canlanmıştır.

“ Önce Şişli'deki evine giderek annesi ve kız kardeşi ile vedalaşmış, sonra da otomobili ile Galata rıhtımına yönelmiştir. Sahilde bindiği motorla Kızkulesi açıklarında bekleyen Bandırma Vapuru'na binmiştir. Kendisini uğurlamak için gelmek isteyenlere; İngilizlerin dikkatini çekmemek için uğurlamaya gelmemelerini, zahmet buyurmamalarını özellikle rica etmiştir…”

Mondros Mütarekesi sonrasında, resmi adı konulmasa da, İstanbul fiilen işgal altındadır… Azınlıkların, Levantenlerin, işbirlikçilerin yoğun olduğu semtlerdeki evlerde ve işyerlerinde; Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan bayrakları dalgalanmaktadır. Kara ve deniz ulaşımı, işgal devletlerinin denetimi altına alınmış, İstanbul'a giriş ve çıkışlar pasaport-vize ile yapılmaktadır…

BANDIRMA VAPURU'NUN KADER YOLCULARI İÇİNDE ÜÇ BOLULU NEFER

16 Mayıs tarihinde, M.Kemal Paşa'nın komutasında İstanbul'dan Samsun'a doğru yol alan Bandırma Vapuru'nun yolcularının kimlikleri konusundaki belirsizlik, 1990'lı yıllardan sonra aydınlatılmıştır. Bandırma Vapuru'na, vize alarak binen isimler (23 subay,25 er), vize verildiği halde gemi yolculuğuna katılmayanlar (İsmet İnönü vb.),son anda vizesi alınarak gemiye binenler (Refet Bele vd.), geminin kaptanı Kayserili İsmail Hakkı Bey (Durusu) ve 20 mürettebat ile ilgili bilgiler, son araştırmalar sonucunda, belgelerle açıklığa kavuşturulmuştur. Vize alınan 35 subaydan sadece 19'unun katılımıyla, Bandırma Vapuru'nun kader yolcuları kuzeye, Karadeniz'e doğru sessizce yol alırlar…

Bandırma Vapuru, vapurda bulunanlar ve yolculuk sırasında yaşananlar ile ilgili önemli belgelerin bir bölümü, Bandırma Vapuru'nun kaptanı-süvari İsmail Hakkı Bey'in(Durusu) elindeki gemi kayıtları ve seyir defterinde bulunan bilgilerdir. İsmail Hakkı Bey'in bu bilgileri, YDOMD üyeleri; İlhan Önerdem ve Orhan Kızıldemir ile paylaşması sonrasında, bu asli belgeler, Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Derneği'nin çıkardığı “Denizatı” dergisinin Ocak 1995 tarihli nüshasında yayımlanır.
16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a hareket eden Bandırma Vapuru'nda bulunan askeri ve sivil kişilerin isimleri, vize belgeleri, karşılıklı resmi yazışmalar, araştırmacı-yazar Murat Bardakçı'nın “Şahbaba” isimli eserinde de açıklığa kavuşturuluyor. Yazarın; Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen bir kumandanının yakınından temin ettiğini belirttiği belgeler sayesinde,(ilgili komutanının yakınları, isimlerinin açıklanmasını istememişlerdir.) Bandırma Vapuru ile ilgili önemli aydınlatıcı belge ve bilgiler kamuoyu ile paylaşılarak konu hakkındaki belirsizlikler önemli oranda ortadan kaldırılmıştır.

Açıklanan bu resmi belgelerde, Bandırma Vapuru'ndaki 48 askeri mürettebat içinde,”üç Bolulu nefer”in de bulunduğunu görüyoruz. 15 Mayıs 1335 tarihli İngiliz Boğaz Komiserliği devriyelerinin “Görülmüştür” damgası bastıkları neferler listesinin altındaki vizede;
” Bâlâda esamîi muharrer erkân, ümerâ ve zâbitan, Dokuzuncu Ordu Kıt'aâtı Müfettişliği Karargahı'na mensup olup 16 Mayıs 335'de Samsun'a azimet edeceklerdir.”yazısı yer almaktadır:

Yirmi beş kişilik nefer listesinde;
“Bolu- Gerede doğumlu Mehmed oğlu Mehmed, Bolu-Mudurnu doğumlu Mehmed oğlu Durmuş, Bolu-Gerede doğumlu Şakir oğlu Nuri” isimleri bulunmaktadır. Gemide bulunan subaylar listesinde ise; M.Kemal Paşa, Kazım Dirik, Ayıcı Arif Bey, Hüsrev Gerede, Cevad Abbas Gürer,Dr.Refik Saydam vb. isimler bulunmaktadır.( Bandırma Vapuru'nda bulunan subay ve neferlerin listesinin örneği ilişiktedir.)

BOĞAZ'DAN ÇIKIŞ VE İŞKENCECİ İNGİLİZ YÜZBAŞI BENNETT

İstanbul'daki İngiliz işgal görevlilerinden olan ve “işkenceci Bennett” lakabıyla ünlenmiş Yüzbaşı John Godolphin Bennett, Bandırma Vapuru yolcularına vize verişi ile ilgili olarak, 1974 yılında yayınladığı hatıralarında şunları yazıyor:

“….Günün birinde fark etmeden kaderin vasıtası oldum. (….) Yirmi ikinci doğum günümde garip bir rastlantı olarak bir Türk subayı odama geldi ve Mustafa Kemal Paşa'yla maiyetindekiler için vize istedi. (…) Vizeleri vermek istemedim. Listeyi karargâha götürüp talimat istemeyi kararlaştırdım. Görevli subaya ' Bu liste bende barışçıdan ziyade savaşçı bir heyet intibaı uyandırıyor ' dedim… İngiliz Yüksek Komisyonu'na danışılacağını söyleyip beklememi istediler. Yaklaşık bir saat sonra çağrıldım ve gidip vizeleri verme talimatı aldım.”

“…. Bizimkilerin anlamadığı bir şey vardı. Ben, vize isteyenlerin heyecanlı olduklarını fark etmiştim zira onları tanımaya başlamıştım. (…) Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da pek acelesi yoktu. Harbiye Nezareti'ndeki hazırlıklar tamam değildi. Ama Yunanlıların İzmir'i işgal ettiği haberi gelince hemen gitmeye karar verdiler. Bunun için biz 35 kişiye vize verdiğimiz halde 19'u gitti, çünkü hepsi hazır değildi…” (Murat Bardakçı. Şahbaba. s:132,133)
Listedeki subay, er ve gemi mürettebatının yanı sıra, üç binek hayvanı için bile vize alınmıştı! Bandırma Vapuru, Boğaz'ın kuzey ucunda Karadeniz'e çıkarken, bir İngiliz Devriye Hücumbotu tarafından durdurulur. Güverteye çıkan İngiliz subay ve askerlerİ; vizeleri, güverteyi, eşyaları kontrol ederler ve 'Please proceed sir!' -' Lütfen devam ediniz efendim!' diyerek gemiye yol verirler…

Süvari İsmail Hakkı Bey (Durusu) idaresindeki geminin, seyir defterindeki bilgilerle; 18 Mayıs 1919 günü saat 12.00'de Sinop'a,19 Mayıs sabahının ilk ışıkları ile de Samsun'a ulaşılır…

BANDIRMA VAPURU VE YDOMD'NİN ARAŞTIRMALARI

1927 yılında, Ertuğrul yatı ile, İzmit'ten İstanbul'a yolculuk yapan Mustafa Kemal 'in gözünde;' 16 Mayıs 1919 sabahı, Kız Kulesi açıklarından demir alarak Samsun'a yönelen Bandırma Vapuru'nun anıları canlanmıştır… Paşa'nın;

“—Bandırma Vapuru ne oldu?” sorusuna:
“ --- Onarılıyor efendim! “ Diye bir yanıt verilir. Oysa aynı tarihte gerçek Bandırma Vapuru hurdaya çıkarılıp satılmış ve parçalanmıştır. Onarımı yapılmakta olan Bandırma Vapuru ise, 1926 yılında satın alınarak sefere çıkarılan yeni Bandırma gemisidir!(Önceki adı Medway olan ve 1926'da Osmanlı Seyrü Sefain İşletmesi'nce satın alınan,929 GT'luk yeni Bandırma gemisinin adı, ileride “Ülgen” olarak değiştirilir.)

Yıllarca ders kitaplarında, ansiklopedilerde; Kurtuluş Savaşı'nın simgesi olan Bandırma Vapuru, hayali resimlerle yer aldı ve yanlış bilgilerle tanıtıldı. Bu eksiklik; Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşmasından ve yeni TC. Devleti'nin yaratılmasından rahatsızlık duyan çevreleri harekete geçirdi. Yıllarca pek çok kişiyi; “ aslında Bandırma Vapuru diye bir şey yoktur, M.Kemal'in Samsun yolculuğu asılsızdır vb. “ söylemlerle aldatmaya devam ettiler…

1990'lı yılların başında, “Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Derneği”, yakın tarihimizdeki bu bilgi-belge eksikliğini gidermek, gerici çevrelerin yalanlarını açığa çıkarmak için ciddi bir araştırma çalışmasına yöneldi. Almanya'da, “Hergesteilt im Bundesarchiv” adlı arşiv kaynaklarından, Mustafa Kemal Paşa'yı ve arkadaşlarını Samsun'a götüren Bandırma vapurunun fotoğraflarına ulaştılar. YDOMD'nin başkanı kaptan İlhan Önerdem, bu çabalarının gerekçesi hakkında şunları söylüyor:

“Bandırma'yı tarih bilgimize ve kültürümüze tüm özellikleriyle kazandırmak, boynumuzun borcu olmuştu. ..”

Orhan Kızıldemir'in derlediği belgeler, yakın tarihimizdeki bir karanlığı daha aydınlatmıştı.

“1878'de Glaccow'daki H.Intiriye Paisley tezgâhlarında Trocadero adı verilerek,279 GT yük gemisi olarak inşa edilen Bandırma'nın ilk sahibi bir Londra Vapur Kumpanyası idi.(47 m.boyu,8m. Eni olan geminin baca boyu 6.50m. idi.) Daha sonra, kaptan Anderyadis'in mülkiyetinde olan gemi, 12 Aralık 1891 Aralık ayında Erdek'te kayalıklara bindirir. Aynı yıl kurtarılarak onarılan gemi ' Kymi' adı ile İstanbul Vapur Kumpanyası'na satılır. 1894 yılında da Osmanlı resmi denizcilik kurumu olan ' İdare-i Mahsusa' emrinde çalıştırılan gemiye, 1910 yılında Bandırma adı verilir.28 Mayıs 1915'de Mürefte-Şarköy seferi sırasında, İngilizlerin E-11 denizaltısı tarafından Silivri açıklarında torpillenerek batırılır. Tekrar kurtarılarak onarılan Bandırma Vapuru Osmanlı Seyri Sefain İdaresi'nin malı olarak hizmete devam eder.”

16 Mayıs 1919'da başlayan önemli yolculuğunu yaptıktan sonra, 1925 yılına kadar posta vapuru olarak çalıştırılan Bandırma Vapuru, bu yılda arızalanır. Onarımı yapılamayınca, Haliç'de gemi sökümcüsü İlhami Söker'e satılır ve parçalanır…

Samsun Valiliği ve Belediyesi,1990'lı yıllarda karar altına aldıkları; Bandırma Vapuru Maket Müzesi 'nin yapılması projesini,2000 yılında başlatarak, Samsun Doğupark sahilinde, geniş bir alanında hayata geçirirler. Bu gün, Bandırma Vapuru Müzesi, o günleri anımsatan balmumu heykeller ve diğer eşyaları ile bir gezi müzesi olarak hizmet vermektedir…

Yararlanılan Kaynak eserler:
1.Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı ve Kurtuluş Savaşı'nın Başlatılmasına Dair Belgeler.
ATASE Yayınları.1999.Ankara
2. YDOMD Denizatı Dergisi. Ocak 1995.
3. Şahbaba. Murat Bardakçı. Pan Yay.1998.İstanbul.
4. Oktay Ekinci. Cumhuriyet.25 Ocak 1995.
5. Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. Fethi Tevetoğlu. Ankara.1971.
6.Nutuk(Söylev) I.Cilt. 8.Baskı. TDK Yayınları.1981.
7.M.Kemal'in Anadolu'ya Gönderilmesi. Gotthard Jaschke.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim