• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Bolu -2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C

1930’larda bir Mimar İzzet Baysal Sergisi

Nadir Garipoğlu

Mimarlık mühendislik fakülteleri binasının açılışında bir sergi yapıldı, bu sergide İzzet Baysal'ın Mimar olarak yaptığı şimdi yıkılmış olan binaları ve kimlikleri teşhir edildi.

Büyük emeklerle hazırlanan bu sergi çoğu-muzun gözünden kaçmıştır düşüncesiyle ve de sizleri bilgilendirmek açısından;

Asıl alanı Mimarlık tarihi, uzmanlık alanı erken cumhuriyet dönemi mimarlığı olan bölüm başkanı Yard. Doç.Dr. Leyla Alpağut ile bu söyleşiyi yaptım.

“Bu sergiyi hazırlamak için erken cumhuriyet dönemi Mimarisine ait pek çok belge ve bilgi taradım. 1930 lu yıllarda ülkemizin az sayıdaki Mimarlarından biri olan İzzet Baysal'ın dönemin Mimarlık dergilerinde ve Arkitek dergisinde projelerini ve bunlara ait yazıları buldum.
Genellikle konut binası yapan İzzet Baysal'ın iki tanede kamu binası var (Eskişehir hava mektebi ve Eskişehir halk evi binası )

Burada erken cumhuriyet dönemi mimarlığı hakkında biraz bilgi vermem gerekiyor.

1930- 1940 yılları arasında uluslararası mimarlık üslubu veya modern Mimarlık anlayışı dediğimiz tarzda bir üslup gelişti, bunun ülkemizde en önemli yapıtlarının Ankara’da olduğunu görürüz. Düz süslemelerden arındırılmış yapılardır bunlar.

Cumhuriyetin ilanı ile beraber modern aile kavramı önem kazanıyor. Modern yaşamın gereği olan dışa açık modern konut anlayışı, süslü dış cepheli, pencereleri cumbalı, yüksek bahçe duvarlı geleneksel evlerin yerini alıyor.

İzzet Baysal'ın yapılarında da bu modern anlayışı görürüz.

1926 yılında dünyadaki ekonomik krizden Türkiye de etkileniyor inşaat malzemesi, işçi ve usta sıkıntısı yaşanıyor. Dolayısıyla ucuz malzeme, ucuz malzeme kullanımını gerektiren tekniklerle taş kaplamalar ve cephe süslemeleri kalkıyor binalar daha yalın hale geliyor.

Avrupa’da etkili olan modern Mimari anlayış Türkiye'de de yer buluyor. Bunda Cumhuriyetin çağdaşlık idealleri etkili oluyor. Atatürk her alanda olduğu gibi Mimarlıkta da modern ve çağdaş bir üslup benimsenmesi için teşvik ediyor ve özellikle Almanca konuşan ülkelerden Mimarlar davet ediyor.

Bu yabancılar başkent Ankara’da genellikle kamu yapılarında etkili oluyor. Taşra kentleri ise konut ve halk evi gibi yapılarda daha çok Türk Mimarların etki alanında kalıyor.

İzzet Baysal 1931 yılı mezunu, kısa bir süre proje ve uygulamalar yapmasına karşın Atatürk'ün teşvik ettiği bu üslubu Akademideki bilgilerini de ekleyerek o dönem Mimarlığın üslup ve özelliklerini yansıtan binalar yapıyor.
İzzet Baysal'ın binalarına ait bilgiler, planlar, özgün fotoğraflarla yazılı ve görsel belgeleri derleyerek bir arşiv oluşturdum. Bu çalışmam yaklaşık 1 yıl sürdü. T.M.M.O. Bolu Mimarlar Odası Temsilciliğinin katkılarıyla ve Üniversitemizin Mimarlık bölümü tarafından sergiye dönüştürüldü.

Serginin temel amacı elde edilen bilgilerin daha fazla kişiyle paylaşarak İzzet Baysal'ın çok fazla bilinmeyen Mimarlığının anlaşılmasına ve Mimarlık belleğinin canlı kalmasına katkı sağlamak.

Bu dönem Mimarlığının kent kültürüne ve yapılı çevreye katkısının ne yazık ki yeterince anlaşılamamış olması, günümüzde bu yapıların hiç birisinin ayakta olmamasına açıklık kazandırmaktadır.

Bu sergi ile cumhuriyet dönemi yapılarının da Mimarlık mirası olduğu bilincinin kazandırılması da amaçlandı.

Bolu’da bu dönemden aralarında Atatürk Lisesi binasının da bulunduğu çok az sayıda birkaç konut günümüze ulaşmış. Özellikle konutlar düzensiz yapılaşmanın sonucunda neredeyse kent içindeki konumları ve durumları algılanamaz halde. Oysaki bu yapılar kentin estetik nesneleri olarak değerlendirilmeli, ama görüntü o değil.

Sergi İzzet Baysal'ın mimarlığının ülupsal, mekansal ve işlevsel özelliklerini belgeleyen sekiz yapıyı içermekte bunlar Ankara,Bolu ve Eskişehir de gerçekleştirdiği binalardır.

Bu sergi üniversitelerin Mimarlık bölümlerinde ve Mimar odalarında sergilenecek. İlk olarak buradan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık fakültesi bu sergiyi talep etti. 18 Nisan- 5 Mayıs tarihlerinde ODTܒde olacak.

Böylece İzzet Baysal başka kentlerde de başka üniversitelerde de sadece hayırseverliği ile değil, 1930’lar Mimarlık kültürüne ait bir kesiti oluşturan Mimar kimliği ile de tanınmış olacak.”

Sözleri ile Leyla Alpagut hocamız serginin amacını bir güzel anlattı.

Benim üzüntüm de hayır sever kimliğini böylesine yücelttiğimiz İzzet Baysal'ın kendi ürünü olan yapılarından Bolu insanlarının haberdar olmayışı ve hiç birini koruyamamak günümüze ulaştıramamak.

28.03.2007

Bu yazı toplam 915 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim