• BIST 97.713
  • Altın 145,018
  • Dolar 3,5685
  • Euro 3,9995
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

2004 Trafik Yılı

Mustafa Namdar

Teknoloji geliştikçe, insanlık hizmetinde kullanılan araç gereçlerin kullanım özellikleri de değişiyor. Elektronik alanında yaşanan çok hızlı değişime belli bir kültüre erişmemiş insanların uyumunda gösterdikleri bilgisizlik veya aceleci davranışları sonunda telafisi olmayan acılarla karşı karşıya kalıyoruz desem yanlış olmaz. Bunun en güzel örneğini doğal afet ve savaş meydanlarından sonra trafik kazalarında görüyoruz.

Trafik kuralları zihinsel özürlü olmayan her bireyin algılayacağı sadelikte uygulamaya konmuş olsa da, kazaları bir türlü azaltamıyoruz. Sanki kullanılan aracın son model oluşu, sanki son model araçta herşey teknolojinin son gelişmişliğine göre dizayn edilmişliği, direksiyon hakimiyetini eline geçiren küçük beyinleri tetikleyip benlik havalarına sokuyor. Trafiğe çıkılan yolun uygunluğu, araç yoğunluğu, hava koşulları, teknik bir arızanın olabileceği, karşı sürücünün psikolojik durumu dikkate alınmadan bas gaza! Kadrandaki km ibresini son rakamla buluşturma hırsı kaza nedeni olacakmış kimin umurunda...

Işıklardaki zamana gösterdiğimiz hassasiyeti, verilen randevuda, göreve gidişimizde de gösterebilsek. Bir başkasından beklediğimiz hassasiyeti önce kendimiz gösterebilsek. Trafik işaretlerini dikenler kadar o işaretlerin ne anlama geldiğini kavrayabilsek. Fizikte atalet momentine ait formülü bilmek yerine, yağışlı ve kuru havalarda kaç km hızla giderken fren yaparsam ne kadar kayarak durulabilineceğini bir düşünebilsek. En önemlisi, yolda olduğumuz sürece yarı aklı bizde olan evimizdekileri aklımıza getirebilsek. Ben bilirim, benim yaptığım doğru felsefesinden bir kurtulabilsek. Yok olan milli servetin hesabının bizden sonrakilere yansıyacağını bir algılayabilsek. Gördüğümüz yanlışı vatandaşlık görevi olduğu bilinciyle sorumlulara bir iletebilsek, sorumluların da olayı ciddiye aldıklarına bir inanabilsek belki de yaşadığımız üzücü olayları yaşamayacağız. Belki de gözyaşı pınarlarımız kurumayacak. Belki de ocaklar sönmeyecek, insanlar sakat kalmayacak...

Her işte olduğu gibi bunun da eğitim işi olduğu söylenecek, kültüre bağlı olduğu gündeme getirilecek. Merak ediyorum, hemen hergün olan trafik kazalarında eğitim-öğretimlerinin ne olduklarına yönelik istatistikler yapılıyor mu? Okumuşların okumamışlara oranı nedir? Eğer ibre okumuşlardan yana kayıyorsa, o zaman Milli Eğitimdeki sisteme bir bakmak gerek. Çünkü öğretim ağırlıklı sistemde çocuklarımızı sadece sınav testleriyle tanıştırıyor, eğitim yönüne hiç bakmıyoruz.

Trafik Yılı nedeniyle soğuk ve karlı havada Anıtpark’ta yapılan törende Sn. Valimizi dinlediğimizde trafik kazalarındaki %23 azalma biraz olsun yüreğimize su serpti. Sn. Türker, Bolu’da 2002 yılında 69 ölümlü, 591 yaralanmalı, 2003 yılında 56 ölümlü kaza, 558 yaralanmalı trafik kazası olduğunu, bu kazalarda 125 kişinin yaşamını yitirdiğini, 2699 kişinin de yaralandığını ifade etti. Dileğimiz hiç olmaması. O da bizim elimizde. Yasalara ve başkalarının haklarına saygılı olduğumuz sürece, kazaların yaşanmayacağına inanıyor, kazasız nice günlere diyorum.

Bu yazı toplam 300 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim