• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

2008’DE TÜRKİYE EKONOMİSİNİ ETKİLEYECEK GÖSTERGELER

Mustafa Öz

Dünya ekonomisi küreselleşme etkisi ve enerji fiyatlarındaki düşüş nedeniyle geçtiğimiz beş yıl içinde büyüme rekoru kırdı. Özellikle Çin ekonomisi %11,5 büyüme ve dünyaya pompaladığı ucuz hammadde ve ürün ile dikkat çeken en çok konuşulan ekonomilerin başında geldi.

Türkiye ekonomisi dağılan doğu bloğu ülkelerinin hammadde kaynaklarından istifade ettiği gibi; bu ülkelere ihraç ettiği ürünlerle hem büyümesini sürdürdü hem de ihracatını sürekli artırdı. Düşük kur politikası ve değerli Türk parasının ihracat artışında önemi büyük oldu. Ekonomimiz yapısal sorunlarına rağmen hem ihracatta hem de ithalatla büyüdü. Birleşmiş milletler EKONOMİ FORMU'nun açıklamasına göre; 2008’den itibaren artan enerji fiyatlarının etkisi ve ucuz hammadde üreten ülkelerde tüketim alışkanlıklarının artması ile hammaddenin temininde önceki kadar rahat olunamayacağının ortaya çıkması, KÜRESEL ISINMANIN ortaya koyduğu sıkıntılar. Özellikle de AMERİKAN ekonomisinde ciddi yer tu

MORTGAGE (3 ADET FON) fonlarında geri dönüşlerin olmaması, Amerika’nın dış borçlarının ürkütücü miktarlara çıkması tek kutuplu bir dünyada ekonomide güvensizliğin artmasıyla, dünyadaki İŞSİZLİK oranlarının yükselmesi, Çin karşısında rekabet edemeyen ülkelerin ekonomilerinin daralması. Bütün bu sayılanlar: 2008’den itibaren KÜRESEL EKONOMİK BAHARIN bittiği yerine GRİ VE KARA BULUTLARIN aldığı şeklinde yorumlanıyor.

DÜNYADAKİ BU GELİŞMELER TÜRKİYEYİ NASIL ETKİLEYECEK ?

Her ne kadar küresel rüzgarların etkisiyle ihracatımız 100 milyar doları, ithalatımız da 150 milyar doları aşmış ve 20 çeyrektir büyüyen bir ekonomi olarak görünüyorsak da, ülkemizde işsizliğin 5 yılda resmi rakamlara göre: 0,9-1,5 oranın gerilediği. Cari açığın 50-55 milyar dolarlarda olduğu. İç piyasanın sürekli daraldığı, krediler ve kredili satışlarla fonlanabildiği. İnsanların gelirlerinin %35’ini geçen oranlarda borçlandığı, gelir dağılımını düzeltecek herhangi bir reform uygulamaya konmadığı. Büyük özelleşmelerin çoğunun yapılarak parasının borç ödemede kullanıldığı. İç ve dış borç stoğunun son beş yılda 200 milyar dolardan 449 milyar dolara çıktığı. Faizlerin %18 lerde seyretmesiyle dünyada en yüksek faiz ve-ren ülke olduğumuz. Sermaye piyasalarında işleme giren paranın 90 milyar dolar SICAK PARADAN ibaret olduğu, bu paranın DÖVİZ-FAİZ-BORSA üçgeninde tur atarak %100 üzerinde kazanç elde ettiği için durduğu. Her an ülkeyi terk edebileceği. Ayrıca denetimsiz İTHALATIN sonunda, rekabet şansını yitiren sektörlerde üretimin durduğu veya daraldığı.( Başta tekstil, Seramik, Or. Ürünleri vb.)

Küresel sermayenin ülkemizdeki : AİLE ŞİRKETLERİ ile KOBİLERİ baskı altına aldığından dolayı rekabet şanslarını yitirdikleri birçoğunun kapandığı veya el değiştirdiği görülmeye başlandı. Son iki çeyrekte büyüme yavaşladı. Piyasa daraldı. Ödenmeyen kredi, ödenmeyen senetler ve çeklerde hem sayısal, hem de miktar yönünden ciddi artışlar var.

Enflasyon yeniden tırmanışa geçerek belirlenen hedeflerin 1-2 puan üstüne çıktı. Düşük tespit edilen enflasyon rakamlarıyla ÜCRETLİLER baskı altına alındı. Ancak oyun tersine döndü. Gelirleri REEL anlamda artmayan ÜCRETLİLER aldıkları kredi ile geçindiklerinden borçlarını ödeyemez hale geldiler. Piyasadan yeni bir talep yapacak güçleri yok.

Enerji pahalandı. Yansıması %15-20 oldu. Ücretlerdeki artış ne kadar %2. nasıl talep yaratılacak. Düşük dolar kuru ile zararına ihracat bıçak kemiğe ininceye kadar götürüldü. Şimdi oda tıkanmış görünüyor.

Evet iktidar seçimlerden buyana REHAVET içinde. Ekonomiyle ilgili bu kaygılara karşı gözle görünen bir tedbiri yok. Sadece SOSYAL GÜVENLİK REFORMU adı altında MEZARDA emekliliği gerçekleştirmeye çalışıyor.!

Bir de hakkını yemeyelim. Milletin TERÖR tepkisinde ki HAVASINI almak üzere 5 yıl unuttuğu TERÖRÜ ve TERÖRİSTİ hatırlayıp BOP’cu İŞGALCİ ABD ile durduruyormuş çabası içinde görünüyor. Ne pahasına yapıldığı ise belli değil.

SONUÇ

Türkiye’de ekonomi gerek hukuki, gerek ekonomik olarak ciddi bir ALTYAPIDA değildir. KÜRESEL RÜZGARLARA olabildiğince açılmış böyle bir ekonominin bu kuvvetli rüzgarlardan etkilenmesi halinde %90 aile şirketi ve KOBİ'lerden oluştuğu için çok daha riskli olacaktır. Bütçeleri TÜRKİYE’NİN bir yıllık milli gelirini geçen DEV şirketler bu dalgadan etkileniyorsa, ülkemizin özellikle de DAR gelirlilerin haline ne olur.

Ülkeyi ve dünyayı iyi okumalı ve SICAK, KURAK VERİMSİZ ESEN, KÜRESEL RÜZGARA, GELİŞMELERE karşı uyanık olmalıyız.

18.01.2008

Bu yazı toplam 524 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim