• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • Bolu 29 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 29 °C

28 ŞUBAT POST MODERN DARBESİ VE GÜNÜMÜZE YANSIMASI

Mustafa Öz

MGK( Milli Güvenlik Kurulu) 28 Şubat 1997 de( 14 yıl önce) asker tarafından 22 maddelik İRTİCA TEHDİDİ ve alınması gereken tedbirleri içeren bir bildiri metni sunuluyor. İktidarda DYP- RP koalisyonu var. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman DEMİREL.

MGK ya sunulan İRTİCA! Gerekçeli bildiriyi Başbakan sıfatıyla uygulamaya koymak üzere Erbakan’a baskı yapılıyor. Erbakan bildiriyi imzalıyor. Ancak uygulamaya yanaşmıyor. Cumhurbaşkanı devreye girerek bildirinin 18 maddeye indirilmesini ve özellikle 8 yıllık eğitimin uygulamaya sokularak “ arka bahçe olarak bilinen imam hatiplerin orta kısımlarının kaldırılması sağlanıyor”
28 Şubat bildirisi çerçevesinde; batı çalışma gurubu ve irticai faaliyetlerin takibi için ASKER- SİVİL uzantılı bir takip prosedürü oluşturuluyor.

Darbe bir şekilde önlenmiş olsa da ordu içinde başlarını çevik 1 ve ekibinin çektiği gurup yapılanları yetersiz bulmakta. 1998 sonbaharında darbe yapma planını hayata geçirmek için çalışmaktadır. Çevik 1 ve ekibinin Amerika ve İsrail’le yakın işbirliği olduğu sır olmaktan çıkmıştır. Bu gün ise iktidara yandan çarklı danışmanlık yapmaktadır!

Ancak 1998 Ağustosunda Genel Kurmay Başkanlığına milli hassasiyeti yüksek İ.Hakkı Kara dayı’nın atanması ve çevik 1 ile ekibinden bir kısmının emekli olmaları sonucunda Amerika güdümlü bir darbe gerçekleşemedi!

İrtica tartışmaları özellikle Refah Partililerin bazı aykırı çıkışları ile gündemden düşmedi. Erbakan hocanın istifası ile hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Mesut Yılmaz’a verildi. Bu aşamada ihtilalın önlenmesinde Cumhurbaşkanı olarak Demirel’in fonksiyonunu tarihe not etmek de fayda var. Seçimler yapıldı uzun tartışmalardan sonra kurulan DSP-MHP-ANAP Hükümeti Ahmet Necdet Sezeri Cumhurbaşkanı olarak seçti. Cumhurbaşkanı Laiklik üzerinden türban tartışmasını yeniden alevlendirdi. Türbanın kamusal alan dışına çıkarılmasını gündeme getirdi. Hizmet alan yönünden de kamusal alan tartışmasıyla türbana adeta yasak konuldu.

LAİKLİK ve İrtica tartışmaları toplumda kırılganlıkların temelini derinleştirdi. Toplumsal devinimleri ve kaosu artırdı.
Ordu içinde 28 Şubat POST MODERN ( zarif darbe) darbesini yapanlar, dışarıdaki laikçiler tatmin olmadılar. Darbe ortamını hep zinde tuttular. İnançları sömürmekten beslenenler ise bunlara malzeme verdikçe elleri kuvvetli kalmaya devam etti.

DARBELER – DARBE TEŞEBBÜSLERİ – İRTİCA MÜCADELELERİ KİME YARADI

Darbeler demokrasinin içselleşmesi önlediği gibi toplumdaki kamplaşmaların derinleşmesine ve artmasına yol açtı. Özellikle irtica ve türban üzerinden yapılan tartışmalar, tacizler, inançların sömürülmesi sonucunda milletimizin ana kodlarını oluşturan milli ve manevi değerlerimiz yara aldı. Erozyona uğradı. Üstelik darbe yanlıları, laikçiler, mütedeyyin inançları ürküttüler ve inanç sömürücülerinin, cemaatlerin, tarikatların kucağına attılar.

Darbeler ve darbe teşebbüsleri milli refleksi öldürüp yerine: BÖLÜCÜLÜK ve SİTASİ İSLAMIN geçmesini sağladı. Bugünkü AKP iktidarı aslında darbe teşebbüslerinin ve darbe sonucu oluşmuş POST MODERN SEÇİLMİŞ Amerika patentli bir yapılanmadır.

İktidar kendini bu seviyeye taşıyan oluşuma demokrasi adına, darbe karşıtlığı anlayışı ile karşı duruyor görünse de aslında kendini besleyen kaynakla hesaplaşmak değil, bu kaynağın (ASKERİN) üzerinden yerini sağlamlaştırmak ve Amerikan projesi BOP için direnç noktalarını yok edip hazırlık yapmak bu arada geleceğini de garantilemektir.

Darbecilerin esas kaynakları 28 Şubatçılardan hiç birisi hakkında işlem yapılmazken. Yeni darbe planlarının dayanak gösterilerek Ordunun Tanzim edilmesi aslında üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu anlaşılmaktadır. İktidar kendisine verilmiş görevi layıkıyla yapmaktadır.

İktidar zengini yaratmıştır. İktidar basınını yaratmıştır( %80 yandaş). İktidar yargıya yaptığı düzenlemelerle TABİ hale getirmiştir. İktidar Tüm Devlet Kurumlarının yapısını bozarak Bürokrasiyi teslim almıştır.

Deve dişi gibi kurumlar kendi içlerin çökertilmiştir. Buna halkın talebi dense de uygulamalar Demokratikleşmekten uzak; çoğunluğun (siyasetin) tüm kurum ve kuruluşları teslim alması demek en doğrudur. Azınlık olmadığı halde parçalı olan çoğunluk cezalandırılmaktadır.

Bu anlamda değerlendirildiğinde de; İktidar Amerika’nın düzenlediği projeleri hayata geçiren sivil bir yapı arz etmektedir. Öyle olmasa idi 28 Şubatçılar ile ilgili bir örnek işlem başlatmış olurdu. Anayasa reformunda 12 Eylül Darbecilerinin yargılanacağı nasıl yalan ise: esasta darbe ve darbeciler ile uğraşıldığı 28 Şubatçılara bakıldığında o denli YALANDIR! “EN KÖTÜ DEMOKRASİ DARBEDEN HER ZAMAN İYİDİR”

25.02.2011
 

Bu yazı toplam 1276 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim