• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 30 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C

30 yıldır gerçekleştirilemeyen Kıbrıs Barış Zaferi

Mustafa Öz

            09.04.2004

Osmanlı İmparatorluğunu yok etmek isteyen güçler, M. Kemal Atatürk’ün başlattığı Milli Mücadele ile cephede savaşı kaybettiler. Savaşı kazanan Türk insanı fakirdi. Ekonomik açıdan sıfır noktasında idi. Silahı yoktu, teknolojisi yoktu. En önemlisi başında devleti yoktu. O dönemde kolaycılığı seçen saray çevreleri (Damat Ferit gibi) ve dönemin tuzu kuru aydınları; kurtuluşun manda ve himayede olduğunu halka benimsetmeye çalışıyorlar. Bu yönde mücadele ediyorlardı.

Atatürk ise “Bağımsızlık benim karakterimdir”, “Esir tok yaşamaktansa, hür aç yaşamayı tercih ederim” diyordu. Milletimiz bu haksız, mesnetsiz işgal ve paylaşıma kurtuluş mücadelesi sonunda dur dedi. Cumhuriyet kurulduğundan buyana fiilen elimizde olan hiçbir toprağı kimseye vermedik. Hatta 1938 yılında yapılan halk oylaması ile Hatay milli sınırlarımıza katıldı.

Osmanlı’dan ayrılan 150 yıllık mazisi olan Yunanistan; topraklarına Girit, Sakız ve 12 adaları kattı. Uyguladığı milli politikalar sonucunda, Kıbrıs’ı (Enonis’le) aldı. Makedonya’da uyguladığı Yunanlaştırma politikasıyla fiilen olmasa da Makedonya’yı nüfus alanına aldı. AB’liğine girdi!..

Peki biz ne yaptık? Kanla, kanı durdurduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını kimseye tanıtamadık, ambargosunu kaldırtamadık, oradaki insanlara tarihini öğretemedik, milli benlik kazandıramadık. Dün kendilerine olmadık kötülüğü yapan Rum ile karşılaştırıldığında bu insanların birçoğu bizleri (Türkiye Türklerini) yok saymaktadır. Yani Rum’u bize tercih etmektedir.

Kıbrıs bizim dışımızdaki güçler; ABD’leri, İngiltere AB ülkeleri ve özellikle Yunanistan için artan bir öneme sahipken bizler için her yıl 300-450 milyon dolar harcadığımız, üstelik dış politikada sürekli karşımıza çıkan bir engel olarak görülmüştür. AB’ye girebilmemiz için Kıbrıs çözülmelidir noktasına şartlanılmıştır. Kıbrıs hiçbir siyaset çözemedi ama şu andaki siyaset Kıbrıs’ı çözdü!.. noktasına getirilmiştir.

KIBRIS NASIL ÇÖZÜLDÜ?

Türkiye’nin (imzalamak istediği) imzasının olmadığı, Yunan’ın imzasının olmadığı, Rum ve Türk tarafının imzasının olmadığı, hatta AB’nin derogasyonlar konusunda temenniler bulunduğu bir çözüm. 9000 sayfalık bir döküman... Bu dökümanı hiç kimse okumamış ve Türkiye, ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ne Rum, ne de Yunan... Ama daha ilk günden 9000 (Dokuzbin) sayfa okunmadan bizim bilgiçler sonucu Türkiye’nin başarısı olarak göstermekteler. Yahu siz bu 9000 sayfayı ne zaman okudunuz... Neymiş efendim Yunan bu işe karşıymış, Rum, karşıymış, onların karşı olması ise bizim doğru yolda olduğumuzu gösterirmiş. Türkiye kırmızı çizgileri konusunu halletmiş gerisi önemli değilmiş. Bu anlaşmayı kabul etmeyenleri tarih affetmeyecekmiş..! Elinizdeki devleti verdiniz, topraklarınızın %8’ini verdiniz (şimdilik).

Beyler Annan’ın anlaşması sonucunda hangi kırmızı çizginizi kazanmışsanız kazandık diye fazla sevinmeyin. ADAYI; ABD’rine, İngiltere’ye, AB’ne (Derogasyonlarına) ve Yunan’a teslim ediyorsunuz. Çok değil bu anlaşma onaylanırsa 10 yıl geçmeden Kıbrıs’a ayak basamaz olacaksınız. Bunu yaşayarak göreceğiz..! 30 yıldır yapılamayanı yapanları tebrik etmekten başka diyecek yok!.. Şu an sular hep o tarafa akıyor. Kaynak çok gür!.. Bu sel doğruyu da, eğriyi de götürüyor..!

TÜRK POLİS TEŞKİLATI KURULUŞUNUN 159.YILINI POLİS HAFTASI OLARAK KUTLUYOR

Bunca yıldır hizmet veren; çok güç şartlarda hizmetlerini yürüten bu teşkilatın daha nice yıllarda ülkemize, milletimize başarılı hizmet vermesini diliyorum.

Polislik, zor bir meslek. Yapılan görevin niteliği itibarıyla stresli bir iş. Ülkemizin dış ve iç düşmanları sürekli karışıklık çıkarmak, birlik-beraberliğimizi yok etmek, ülkemizdeki kardeşlik havasını bozmak üzere; terör, bölücülük, kışkırtıcılık faaliyetlerine son 40 yılda giderek artan bir hız verdiler. Huzur ve sükuneti bozdular. Ülkenin huzur ve sükunu için binlerce polis ve asker şehit verdik. Bu vesile ile kahramanca mücadele verirken şehit düşen polislerimize rahmet, ailelerine de sabır vermesini Cenab-ı Allah’tan diliyorum. Gazilere ise sıhhat ve selamet diliyorum.

Polis sürekli halkla iç içe bir hizmet yürütüyor. Verdiği hizmette, adil olmazsa, hizmetin gereğine uygun kişilikte ve davranışta olmazsa, rüşvet ve iltimasla görev yaparsa üzerinde tartışma sürer.

Nitekim; son yıllarda polisin (özellikle de trafik polislerinin rüşvet aldığı, görevini yaparken vatandaşa adil ve nezaket kurallarına göre davranmadığı, hatta işkence yaptığı yönünde yoğun şikayetler var.

Bütün polislerimizin aynı kefeye konması mümkün değilse de, bu tarihi köklü teşkilatın üzerindeki şaibelerden kurtulması vatandaşla hizmet ve gönül birliği içine girmesi arzu edilmektedir. İnsanımızın vatandaşlık bilinci ve talebi bu yöndedir.

Polis teşkilatı gerek eğitim seviyesi, gerekse teşkilat yapısı itibarıyla çok ciddi gelişmeler kaydetti. Bu güzel gelişmelerin çürük yumurtalar yüzünden gölgelenmemesi gerekiyor. Askerden sonra, canını dişine takıp mücadele veren bu kuruluşun olur olmaz şeklinde de yıpratılmaması da gerekiyor.

Milletin bağrından çıkan; milletinin malını, canını, namusunu ve huzurunu, güvenliğini emanet ettiği bu teşkilatın mensuplarının, Polis Günü’nün kutlu olmasını diliyorum. Başarı diliyorum.

Bu yazı toplam 409 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim