• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

7 HAZİRAN REFERANDUMU

Hasan Dinç

 

7 Haziran seçimleri partiler arası yarışma olmaktan çoktan çıktı. Yani bu seçimler genel seçim niteliğini kaybetti. Dolayısıyla 7 Haziran seçimleri şimdiden bir referandum havasına büründü. Seçimlerde seçmenlerin kullandıkları oylar parti tercihinden ziyade memleketin geleceğini tayin etmesi bakımından çok önem kazandı. Seçimler ülkenin bütünlüğü, milletin birliği, devletin üniter ve milli yapısı, 1923 yılında kurulan cumhuriyetin niteliklerinin devamı, devletimizin kurucusu ATATÜRK’E ve onun ilkelerine bağlı parlamenter demokrasinin geleceği 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarıyla yakından ilgili görünmektedir.

Devletimizin insan hakları adı altında çok uluslu, çok dilli ve çok kültürlü bir yapıya bürünmesi bu seçimlerle sanki yeniden belirlenecekmiş gibi görünmektedir. Merkezi hükümetlerin hantallığı ileri sürülmek suretiyle yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesi bu seçimlerin sonuçlarına bağlıdır. Demokratik cumhuriyet adıyla ve halkların eşitliği sloganıyla özerk yönetimlere ve eyaletler sistemine geçiş bu seçimlerin sonuçlarıyla yakından ilgili siyasi gelişmelere gebe gibi durmaktadır.

7 Haziran seçimleri mahiyeti belirsiz bir başkanlık sisteminin kurulmasına da zemin hazırlayacaktır. Cumhurbaşkanının kafasındaki bu sistem için meydanlarda halkımızdan sürekli olarak 400 milletvekili istemesi (Anayasayı açıktan çiğnemesi) hayra alâmet değildir. İç güvenlik yasa tasarısının bütün kesimlerin itirazına rağmen meclisten ısrarla geçirilmeye çalışılması, ilerde rejimin diktatörlüğe dönüştürülmesine yasal zemin hazırlama girişimi olarak değerlendirilmekte, bu yöndeki itirazlara zerre kadar ikna edici cevaplar verilememektedir.

İmralı sakininin (Bize göre bebek katili ve insanlık düşmanı) hükümete dikte ettirdiği, tarafların üzerinde anlaştığı ve kimsenin de bir şey anlamadığı 10 maddelik ev ödevinin 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkemize ve milletimize ne gibi yükümlülükler getireceğini şimdiden bilmiyoruz. Ancak taraflarca içeriği gizli tutulan bu antlaşmanın sonuçları da 7 Haziran seçimlerinde oylanacaktır. Şimdiden bebek katili başta olmak üzere bütün terör unsurlarının affı ve siyasete katılacakları konuşulmaya başlanmıştır. Verilen bunca şehit, dökülen bunca kan, yıkılan bunca aile ve sönen bunca ocağın bir başkanlık fantezisine feda edilip edilmeyeceği seçimlerle belirlenecektir.

Etkilerini hissettiğimiz ve ayak seslerini duyduğumuz ekonomik kriz, artan işsizlik ve yükselen genç işsiz sayısı, işçilerimizin elinden alınan sendikalaşma hakları ve taşeron işçiliğin yaygınlaşması, Asgari ücretin yaşama standartlarının çok altında belirlenmiş olması, çiftçi ve esnaflarımızın yığılan meselelerine el atılmamasından kaynaklanan tehlikeli birikimler de bu seçimlerde oylanacaktır.

Bütün bunlar YENİ TÜRKİYE, İLERİ DEMOKRASİ ambalajıyla halkımıza takdim edilmektedir. Atalarımız “ zehir altın tasta sunulur” demişler ya. Gerçekten çok doğru söylemişler. Amerika Irak’a ne kadar demokrasi getirmiş ise, bizim başımıza da türlü belalar bu “yeni Türkiye ve ileri demokrasi” paketiyle gelecektir. 7 Haziran seçimleri bu dışı cazip içi zehirli ambalajın oylanması anlamına da gelmektedir.

Bütünüyle bunlar AKP ve HDP’nin alacağı oylara bağlıdır. Seçmenlerimizin bu iki parti adına yapacağı tercihler yukarda sıralanan hususların seçmenler tarafından kabul edildiği şeklinde yorumlanacak, halkın bunları kabul ettiği şeklinde değerlendirilecektir. Bu konulara CHP’nin ise bakışı henüz net değildir. Hatta zaman, zaman söyledikleriyle bu girişimleri desteklediği şeklinde yorumlanmaktadır. Meselâ Sayın CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu’nun “Taraflarca silahların bırakılması bizi mutlu eder” sözü açıklamalara muhtaç görünmektedir. Taraflardan biri terör örgütü PKK’ dır. Öbür taraf kimdir? Buradan öbür tarafın devlet olduğu anlaşılmaktadır. Terör karşısında devletin silah bırakması devlet olma iddiasından vazgeçtiği anlamına gelmez mi?  Bu nasıl bir değerlendirmedir? Doğrusu ana muhalefet partimize bu düşünce hiç uygun düşmemiştir.

Bütün bu konularda en net duruşu gösteren yegâne parti MHP gibi görünmektedir. Seçimlerde referandumun öbür kefesini MHP oluşturmaktadır. Bu nedenle 7 Haziran seçimlerinde MHP’nin aldığı her bir oy AKP’nin “Yeni Türkiye ve İleri Demokrasi” adı altında getirdiği her türlü tehdit ve tehlikeye milletimizin direnci şeklinde anlaşılacak ve öyle yorumlanacaktır.

7 Haziran seçim sonuçlarının bir referandum şeklinde yorumlanacağı gerçeğiyle milletimizin daha dikkatli olacağını var sayıyor, referandumun milletimizin geleceğine, birlik ve kardeşliğine, ülkemizin bütünlüğüne ve parlamenter demokrasimize gölge düşürmeyecek şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum. 10 Mart 2105  

Bu yazı toplam 3118 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim