• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

70.YILIMIZ -3-

Mustafa Namdar

 

 

1945 Yılında okulumuzun açılış sevincini yaşayanlar kadar ‘ne olacak amele pazarına adam yetiştiren çırak okulu’ diye küçümseyenlerde oluyordu. Kimileri de ülkenin kalkınmasını mesleki teknik alanda gelişmesine bağlıyor olmalılar ki;'Memurun ekmeği dizinde olur. Ayağa kalktığında düşer. Sanatkârın ekmeği ise bileğindedir.' Ekmeğin düşmesi için kolun kopması gerek diyor, olumsuz düşünceleri çürütüyordu… Bir ülkenin kalkınması için fabrika bacalarının yükselmesi gerekir diyenler haklı çıkıyordu.

Kurulan cumhuriyetin bedeli ağır ödenmişti. Genç nüfusun büyük bölümü kaybedilmiş, ekonomik yaşam felç olmuş. Ekonomide, sanayi ve teknolojide her kesimde ülke ihtiyacı olan tüm reformların tamamlanabilmesi adına Erzurum’dan İzmir’e başlatılan askeri seferberlikte tek amaç bağımsızlık olduğu kadar cehaleti de gidermek olduğu dolaşıyordu dilden dile…

Ne acıdır ki 1924 lü yıllarda ülkede erkek lisesi 14.Gündüzlü Kız Lisesi, 6.Kız Sanat Okulları, 2.Erkek Sanat Okulları ise 14 civarında olduğunu yazıyordu kitaplar. Başlatılan hızlı okullaşma sonucu 1945–1946 Eğitim Öğretim yılında Bolu’da açılan erkek orta sanat okulu da yerini almıştı.

Duvarlarında akarcasına oluşan rutubetin olduğu atölyelerde makinelerden yoksun el işçiliği ağırlıklı beceri çalışmaları yapılıyordu. Henüz ilkokul mezunu tezgâhlara boyları yetişmeyenlerimizin eğe sürtmekten rende kullanmaktan çekiç sallamaktan ellerimiz patlar avuçlarımız kabarırdı.

Tüm bunlara karşı bizlerin öğrenme, öğretmenlerimizin öğretme arzu ve hırsları vardı. Tesviye atölyesi sorumluluğunda sık sık arıza yapan bir dizi motoru ve kesilen elektrikler.

Eski devlet hastanesinden dönme yüksek tavanlı kocaman kocaman sınıflar. Sabahları donmuş parmaklarla sınıf sobaları için taşınan odunlar. Bazı sınıflarda sıra noksanlığı nedeniyle tahta çantalar üzerinde yazıp çizmeler. İkide bir gıcırdayan tahtalarda çivilere takılan pantolonları yırtmalar. Daha neler neler. Bugünün imkânlarına baktığımızda şanslı öğrencilerimizi kıskanırken, nereden nereye geldiğimizin şükrünü yaşıyoruz.

Öğrencilerin hemen hepsi ya emekli olmuşlar. Görevimiz ve arzumuz başkalarının yaptığı ürünlerin şifresini ezberletmek değildir. Kendi ürettiklerimizi dünya vitrinlerine taşımak istiyorsak üretmeliyiz. Ürettiklerimizin şifrelerini başkalarına vermeliyiz. Günümüz bilgi çağında fazla deneme sınamaya vaktimizin olmadığını düşünüyorum. Sağlık içinde nice yıllara…

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim