• BIST 89.282
  • Altın 145,807
  • Dolar 3,6298
  • Euro 3,8933
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 17 °C

AB Komiserleri Türkiye’ye Sevr’den kurtulduğumuz 6 Ekim t

Mustafa Öz

            15.10.2004

Bizim aydınlarımız hep SAP ile SAMANI karıştırmakta maharetlidir. ÇAĞDAŞ medeniyet projesi deyince BATI MEDENİYETİNİ almamız gerekirken; bütün kimliğimizi, kişiliğimizi atmayı BATICILIK olarak anladılar ve olaya odaklandılar. Aynı hastalığı devam ettiriyorlar. Batıdan ne gelirse MÜBAHTIR-İYİDİR ön kabulü ile herşeyi (Teslimiyetçilikle) karşılıyorlar.

6 Ekim milli mücadelenin EMPERYALİSTLERE tokat vurduğu tarihtir. Ancak onlar bu TOKADIN tarihini unutmamış olduklarından; yine 6 Ekim 2004 tarihinde silahla başaramadıklarını, AB hayalimiz içinde açıkladıkları raporla başarıyorlar. SİYASETÇİLERiMİZİN ekserisi; bürokratlarımız KARTELCİ BASINIMIZ, KOMÜNİZMDEN, SOSYALİZMDEN, TEOKRATİK DEVLET ÖZLEMİNDEN netice alamayan dönmelerimiz; AB komiserlerinin SEVR dayatmalarını hiç eleştiri yapmadan çılgınca alkışlayıp teslim ediyorlar. Yazık ecdadımın kemikleri sızlıyor. Bu insanlar MİDELERİ biraz daha doldurulacak diye herşeyi, RUHLARINI bile teslim etmişler.

SARI IŞIK YAKTIĞI SÖYLENEN RAPOR BİZDEN NE İSTİYOR?

Raporun en müsbet görünen tarafı, Türkiye ile AB’ye giriş için müzakerelere başlanmasını tavsiye ediyor. Kime? AB’ye dahil olan ülkelerin hükümet veya devlet başkanlarına! Bu tavsiye ne zaman değerlendirilecek, 17 ARALIK’ta. Esas bu tarihte görüşmelere başlanıp başlanmayacağı belli olacak.

-Raporun en dikkat çeken tarafları neler:

a) AB için yapılan reformlardan geri dönülmeyeceğinin garantisi isteniyor.

b) Özellikle TARIM politikası açısından TÜRKİYE ile ciddi bir program yürütülmesi isteniyor. Yani tarımımız yok edilmek isteniyor.

c) Müzakerelerde 31 ana dosya görüşülecek biri bitirilmeden diğeri görüşülmeyecek.

d) Müzakere sürecinin ucu daima açık olacak..!Bu madde çok önemli. Zira TÜRKİYE üye her devletin kendi taleplerini kabul ettirmek için uğraşacakları bir müzakereye zorlanıyor.

Yunanistan ve Rumlar; Kıbrıs, Ege Kıta sahanlığı, azınlıklar, Fener Rum Patrikhanesi’nin Ekümenikliği, Heybeliada papaz okulunun açılması, hatta Ayasofya’nın yeniden KİLİSEYE çevrilmesini isteyebilecektir. Nitekim, siyasetçileri ve gazeteleri Türkleri ALÇI’ya aldık diye manşet attılar.)

ALMANYA-AFRANSA ve diğerleri ise; Ermeni soykırımının tanınması, Kürtlerin ve Alevilerin azınlık statüsüne alınmasını, Türkiye’nin nüfus olarak ve fiziki olarak büyük olması nedeniyle bölünerek AB’ye girmesini istemekteler.

Fransa bununla da yetinmeyip Türkiye’nin üyeliğe kabulü için Anayasası gereği REFERANDUM talep etmektedir. Bu ülkelerdeki HIRİSTİYAN DEMOKRATLAR DA Türkiye’nin özel STATÜDE üye yapılmasını istemekteler. Zaten öne sürülen isteklerle bu fiilen sağlanmış oluyor.

e) Türkler’in serbest dolaşımına kalıcı engelleme talep ediliyor. Avrupa’ya ayak basamayan AB’li Türkiye ne güzel değil mi!..

f) Sivil toplum kuruluşlarının müzakere sürecindeki taleplerinin dikkate alınacağına vurgu yapılıyor!.. Bu madde çok önemli, şimdiden ALEVİLER ve KÜRTLER yeni yeni isteklere başladılar bile.

g)En önemli maddelerden bir diğeri ise; Türk ordusunun milli ordu olmaktan çıkıp AVRUPA’nın JANDARMASI olmasını sağlamak üzere yapılması istenen ANAYASA ve iç hizmet kanunundaki değişiklikte yatıyor.

h)Diğer önemli bir TALEP: LOZAN’DAKİ AZINLIKLARIN YANINA ÖZELLİKLE; ALEVİLİK ve KÜRTÇÜLÜĞÜN EKLENMESİ isteniyor. Bu LOZAN’ın tamamen rafa kaldırılması ve Türkiye’nin ileride yok edilmesi anlamına geliyor.

i) Raporda su kaynaklarının STRATEJİK ÖNEMİ gereğince özellikle DİCLE ve FIRAT nehirlerinin uluslararası su rejimi içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, AB’nin ve ABD’leri ile İSRAİL’in su kaynaklarımıza ortaklığının önü açılıyor.

Peki bizden istenen bu YOK EDİCİ ŞARTLAR, diğer katılımcı ülkelerden isteniyor mu? İşte orda ÇİFTE STANDART ve ART NİYET var. Maalesef onlardan bunların hiçbiri istenmiyor. Üstelik bu istenenlerin meşhur KOPENHAG kriterleriyle de ilgisi yok.

KIBRIS DAVASI ÇÖZÜLMEDİĞİ halde, Rumlar’ı AVRUPA Birliği’ne hiçbir şart öne sürmeden alan AB, bize bu kadar şartı ileri sürdükten sonra biz bu SARI IŞIĞI YEŞİLE ÇEVİRDİK. Ödevlerimizin hepsini yaptık dediğimizde, kaç yıl bekleyeceğiz, en az 10 veya 15 yıl, yani 2015 veya 2020 yılları 40 yıldan fazla zamandır bekliyoruz, onu da bekleriz. Hayır yine kesin değil; Raporun en önemli bir maddesi daha var. Biz istersek; NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA (OY ÇOKLUĞU İLE) MÜZAKERELERİ ASKIYA ALABİLİRİZ DİYOR. Yani müzakere sürecinin uzun ince yolunda ilerlerken biz ne dersek yapacaksınız, yine yapacaksınız, yine yapacaksınız!.. Sizin yoruldum demeye hakkınız yok ama, biz bu işten yorulduk ve sıkıldık, sizi istemiyoruz. Zaten alacak da değildik, müzakereleri askıya aldık diyebilecekler..!

10 veya 15 yıl sonra kendi ağızlarından söyledikleri gibi AB’nin konumu ne olacak belli değil; Ama 15 yıl sonra TÜRKİYE, AB’ye giremezse, millet olma özelliği kaybolmuş, toprakları yeni azınlıklara peşkeş çekilmiş, milli hiçbir şeyi kalmamış, bir koloni olacağı açıktır.

AB samimi ise; ÇİFTE standardı bırakır, TÜRKİYE’nin de bizden daha kötü konumda olup, 2007’de içine alacağı ROMANYA, BULGARİSTAN ve HIRVATİSTAN’la birlikte veya hemen şartsız dayatmasız kabul eder. Medeniyetin sade Avrupa’da olduğunu sananlar (Japonya, ÇİN, Endonezya v.b.) Asya Pasifik ülkelerine de baskınlar!.. Ancak MANKURTLAR, teslimiyetçiler düşünemez, irdeleyemez, denileni yapar. Sonucu ne olursa olsun..!

Bu yazı toplam 296 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim