eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 2 °C

AB Uyum Yasaları ve 9.Uyum Paketi

Mustafa Öz

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde: Tanzimat ve meşrutiyetle başlayan yüzünü batıya dönme milletimizde ciddi kırılganlıklar ve tartışmalara yol açtı. Tarih bu kırılganlıklar sonucunda karşılaştığımız olayları hafızasına kaydetti. Kim hata yaptı, kim yapmadı bu tartışmalar basiretsizlik bize neye mal oldu aslında TOZLU TARİH SAYFALARI iyice karşılaştırıldığında İBRET ve DERS alan için gayet açık sonuçlar var.

Avrupa orta çağ karanlığını yaşarken Osmanlı ilimde, kültürde, hoşgörüde mukayese kabul edilmeyecek derecede ileri iken: zaman içinde saltanat kavgaları, ilmin yanlış bir anlayışla İslam taassubu içinde hapsedilmesi. İslam’ın insana ve ilme verdiği değerin geri plana bırakılarak: TARİKAT ve TASAVVUF taassubu ile ilme kayıtsız kılınması sonucunda Osmanlı İLİM VE FEN’de istenen yere gelemedi. Özellikle AVRUPADA başlayan yenilenme (RÖNESANS VE REFORM) hareketleri ile pozitif ilimlerde, buna bağlı olarak da toplumsal ilimlerde, ciddi gelişmeler oldu. Bu gelişmeler AVRUPA ile iç içe geçmiş OSMANLI İMPARATORLUĞUNU DA etkiliyordu. Osmanlı aydınları özellikle 1800’lü yıllardan itibaren BATI’daki bu gelişmelerden o kadar çok etkilenip dönüyorlardı ki, neredeyse hepsi bir BATI HAYRANI idi. Bu taklitçilik bazı aydınlarda ürküntü yaratıyor. Bazılarında mevcut durumun muhafazası için batıyı ve batıcılığı düşman ilan ediyordu.

Bu tartışmalar içerisinde muasırlaşmanın gerekliliği kavranıp, ihtiyaçlar tespit edilip, gerekli tedbirler alınamadı. Hayran olduğunuz BATI Osmanlıyı HASTA ADAM ilan etmişti. Hastayı iyi etmeden ruhunu ve gücünü kuvvetini almayı planladı ve bunu da yaptı. Osmanlı ANADOLUYA sıkıştırıldı. Bununla da yetinmeyip Anadolu’yu işgal edince, MİLLİ DÜŞÜNEN AYDINLARCA milletin REFLEKSİ UYANDIRILDI. Yapılan kurtuluş savaşı ile büyük kahraman Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün önderliğinde milli DEVLETİMİZ kuruldu.

Çok partili dönemde ülkeyi idare edenler aynı aymazlılıkları yaparak içerde insanlarımızı birbirine düşürerek ve ülkeyi güçsüz kılarak iç ve dış borç batağına soktular.

Batıcı aydınlar kurtuluş reçetesini yazdılar. Kurtuluşun yolu yine aynı adres AVRUPA Dünyadan çağdaşlaşma deyince nedense hep AVRUPA anlaşılıyor. Neden diğer yerlerdeki gelişmelere bakılmıyor. Neden kendi içimizde ders çıkarıp değerlendirme yapmıyoruz..? Batı geldiğimiz durumu iyi takip ve tahlil ettiği yerli oyuncaklarını da içimize yerleştirdiği için bizim yumuşak karnımızı bizden iyi biliyor. Son dönemde AB‘ye giriş çalışmaları yapılıyor. AB çağdaşlığın, demokratlığın, hürriyetin, gelişmelerin, kültürel olgunluğun kalesi..! Daha ne komediler ne komediler.

Biz teslim oldukça obur bir insan gibi sürekli üstümüze gelen bir AB ve talepleri son AB raporunda sıraladıklarına bakın Süryani kıyımını, pontus kıyımını kabul edin. Yeni azınlıkları kabul edin, misyonerlere izin verin ki ülkeyi biran önce “Hıristiyanlaştıralım” Kıbrıs’ı teslim edin. Aynı şeyleri Yunanistan’a ve kendi içlerindeki diğer ülkelere söylemiyorlar. Yunanistan Türk azınlığın tüm haklarını topluluğun içinde olduğu halde kısıtlıyorlar. Kimse ses çıkarmıyor. Biz 9. uyum paketi ile 301.maddeyi değiştireceğiz. Azınlıkların vakıfların vakıflarının mal edinmesi ve geçmişteki mallarından doğan hakları çıkaracağımız kanunla sağlanacak. Ruhban adı okulunu açacağız. Yunan Türk azınlığın seçtiği müftüyü kabul etmeyecek.

Bunun adı AB görüntüsünü tamamlamak mı? TAM TESLİMİYET Mİ...? Kadının birisi bir kitap yazıyor ve milletime (bana) küfrediyor. Ben de sen bana küfrettim deyince hakkımı arayınca özgürlükler elden gitmiş oluyor..! Ne güzel memleket değil mi..!

Yazdığın kitapta kimi öldürdün ve kestinse açıkça yaz, ben yaptım- suçlu benim de mesele yok. Sen kendini zeytin yağı gibi üste çıkarıp benim ecdadıma küfret bunun adı AB’nin ve sizin savunduğunuz demokratiklik olsun, fikir özgürlüğü olsun. Neden AB kendi insanına küfür etme özgürlüğü tanımıyor da bunu hep bizden istiyor. Aykırı fikirlere rağmen kaba kuvvete karşıyım. Ama bana küfrettiğine inandığım birisi için ben de yasal hakkını kullandığım zaman kimse kalkıp TESLİMİYETCİ bir anlayışla linç psikolojisi uygulamaya kalkmasın,

Şahsiyetsizliğin adı AB ne der veya fikir özgürlüğü, demokratlık olarak konmasın..!

Kıbrıs’ı teslim edenler gelinen sonuçtan memnun olmamış olmalılar ki FORMULA-1 yarışlarında o ülkeyi temsil etme yeteneği olmayan bir zata kupa verdiler. Peşinden de yine AB ne der hisleriyle jurnalcılık yaptıkları için bize ceza verdiler. O zatı çıkarmaya değer miydi...değmedi...çünkü kendisi teslimiyetçi olan birisinin temsil etmesi mümkün mü inandırıcı olması mümkün mü...olmadı AB‘yi ağzınızla kuş tutsanız memnun edemeyeceksiniz..

BAROSSONUN açıklamaları ve AVRUPA PARLEMENTOSUNDAN ÇIKAN KARARLAR bunu gösteriyor. Ancak şahsiyetinizi, onurunuzu tamamen teslim ederseniz belki, bekleme odasında tutarlar..!

13.10.2006

Bu yazı toplam 472 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim