• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C

Abant Platformu

Mustafa Öz

Abant Platformu adıyla özleştirilen toplantıların 19.su, geçtiğimiz hafta Bolu-Abant'ta gerçekleştirildi. Toplantıya Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ, Devlet Bakanı Egemen BAĞIŞ ve Bolu Valisi katıldı.

Toplantının gündemi, “12 Eylül’den AB'ye siyasi partiler ve demokratikleşme” idi. Ancak toplantı gündemindeki ana başlık değil, bakanların günlük değerlendirmeleri ve Bolu Valisinin siyasi bir parti başkanı veya bilimsel çalışmasını sunan biri gibi yaptığı konuşma ile gündemdeki yerini aldı.

Türkiye'nin çok partili döneme geçtiği 1946’yı demokratik açılımların başlangıcı alırsak; müdahalelere rağmen gelinen seviye yabana atılacak ölçüde değildir. Ülkemizde her on yılda bir askeri ihtilal olmuş demokrasi vesayet altına alınmıştır. Muhtıralar müdahaleler ihtilalların garnitürü olmuştur.

Bunca ihtilal neden yapılmıştır. Bazıları halk nezdinde bile kabul görmüştür. Demokrasimizin geleceği açısından ihtilal yapan zihniyet kadar ihtilale zemin hazırlayan zihniyetleri de iyi tahlil etmek lazımdır.

Abant Platformu’na katılanlar, bu platformu düzenleyenler, fikirleriyle katkı sağlayanlar acaba gerçekten demokrat mı?

Gerçek demokrasiyi içlerine sindirmişler mi? Demokrasi sadece ihtilalcılerden arınarak gelişir mi? Her önüne gelen demokrasi diyerek demokrat olabilir mi? Jakobenizmi tenkit edenlerin kendileri siyasetin nüfus alanına girerek; onun dediğini yapıp dediğim dedik öttürdüğüm düdük anlayışıyla ne kadar demokrat olabilirler.

Liberal fikir yelpazesine girerek “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” demekle demokrasi gelişiyor mu?

Demokrasi jakobenliğe karşı, peki demokrasinin nimetlerinden yararlanıp çoğunluğu elde ettim deyip azınlığı yok saymaya karşı değil mi?

Bu hareketle bir anlamda demokratik görünümlü Jakobenlik olmuyor mu?

Siyasi güç, para, yandaşlık, biat kültürü ile oluşmuş saflarda (ABANT PLATFORMU’NDA) demokrasi tartışılabilir mi?

12 Eylül’den günümüze gelen siyasi partilerde iktidar partisi dahil neden parti içi demokrasi işlemiyor. Halk çoğunluğu ile iktidara gelenler neden seçim yasasını, partiler kanununu daha demokratik hale getirmiyorlar?

Ama konuşurken timsah gözyaşı ile en büyük Demokrasi havarisi kesiliyorlar.

Neden objektif kriterler değil de partizanlık devlet bürokrasisinde yer almaya devam ediyor. Neden senin adamın benim adamım ayrımı yapılıyor?

Evet, BİZ DE BAŞARABİLİRİZ, BİZ DE YAPABİLİRİZ diyenler, JAKOBEN (Fikir ve ideolojilerini zorla kabul ettirmeye çalışan zihniyet. Halkın görüşlerini umursamayan halka rağmen kararlar alıp uygulayan) likten şikâyet edenler! Halkın içinden çıktıktan sonra siz de farkında olmadan Jakoben'leşiyorsanız biz kime inanacağız. Konuştuğunuza mı? Uygulamalarınıza mı?

Sahi bu platformda Jakobenliği ile tanınmışlar, milliyetçiler, sosyalistler yok!

Liberaller, dönekler ve belli bir cemaatin biat kültürü içinde yönlenen veya oradan beslenenler var!

Demokrasi halka hep aynı şeyleri söyleterek, söyleyerek mi gelişecek! Hani demokrasi çok seslilikti.

Demokrasinin gelişmesi için ihtilal kültürünün yok olması yetmez. Kafaların içindeki tahakkümü de yok ederek azınlığın çoğunluğa, çoğunluğun azınlığa tahammülünü sağlamak, birbirini anlamalarını sağlamak gereklidir.

Azınlıktakilerin JAKOBENLİĞİNE DE, HALKA DAYANDIKLARINI SÖYLEYİP ÇOĞUNLUK OLDUKLARININ mağrur ve gururu, kibriyle JAKOBENLİK YAPANLARA DA karşı olursak, demokrasiyi işte o zaman daha kalıcı hale getirebiliriz.

26.06.2009

Bu yazı toplam 667 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim