• BIST 91.445
  • Altın 211,950
  • Dolar 5,4563
  • Euro 6,1401
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 4 °C

Abant'ın taşıma kapasitesi belirlenmeli

Abant'ın taşıma kapasitesi belirlenmeli

Aylardır, Abant'ı yazmaktan, çizmekten biz yorulmadık. Sizlerin de yorulmadığınızı umuyoruz. Çünkü Abant ve göllerimizin korunması, gelecek kuşaklara hiç olmazsa bugünkü hali ile intikali biraz da Bolu yerel basınının, sizlerin konunun üzerine eğilmesine bağlı. Abant hakkında düşünmenize, fikir üretmenize, gidişatı takip etmenize bağlı. Bu bağlamda Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu ile Abant'ı konuşacağız.

Okan Hocayı bu kez üniversitedeki makamında ziyaret ettik. Hocamızın odası, daha çok bir laboratuarı andırıyor. Binlerce yıllık ağaçların fosilleşmiş kalıntıları, doğada çok zor bulunan hayvan ve bitki türlerinin kavanozlarda örnekleri, haritalar ve kitaplar. Kitap, laboratuar karışımı bir oda. Oturacak yer zar zor buluyoruz. Söyleşimize başlıyoruz. Ana konumuz elbette “Abant Uzun Vadeli Gelişim Planı.”

Bu Abant çevre planının ya da Abant'ı Davos yapma anlayışının Abant'ı getireceği noktayı biz halktan insanlar olarak tam kestiremiyoruz. Eğer bu proje devam ederse bilimsel olarak bu nereye varacak?

Hazırlanan programın, master planı başta olmak üzere, birçok programın ben yetkin bir şekilde, uzmanların elinden geçtiğini tahmin etmiyorum, bu konuda şüphem var. Zamanında bir takım toplantılara bizleri de çağırmışlardı. Fakat oradaki toplantılarda her şey çok hızlı gelişiyor ve hatta bazıları biz gittikten sonra bitmiş oluyor yani o derece hızlı gelişmeler olmuş. Benim düşüncem şu, ne olacak böyle giderse Abant'ın hali? Bakın toprak atıyorlar, yolu genişletiyorlar, bu yetmeyecek ne yapacaklar yanlardan açmak zorunda kalacaklar. Yanlardan açmak demek, ağacı sökmek demek, ham topağı dışarı çıkarmak demek. Ham toprak dışarı çıkarsa en küçük bir şiddetli yağmurdaki kar da yağacak, toprağın kayması demek. Doğaya sadece mühendis gözüyle, inşaat mühendisi veya makine mühendisi gözüyle değil, bir biyolog gözüyle, çevreci gözüyle, ekolog gözüyle bakmak gerekiyor. O gözle de o işlemleri yapmak lazım. Dünyada böyle işler yapılırken, bırakın ekoloğu, arkeoloğu vardır, jeologu vardır, tarihçisi vardır. Oranın kültürü sanatı hepsi bir araya getirilip bütün insanlardan fikir alınır, böyle değerli yeler için. Ama bizde öyle olmadı maalesef.

Kolektör hattı şimdi tekrar faaliyete başladı, bu olası sel felaketlerini tetikler mi?

Tetikleyebilir, yamaçlara bakın hep dik yamaçlar, hepsi keskin yamaçlar. Keskin olması ne demek, akışı hızlandırıyorsunuz, yağmur vurduğu zaman ağaç yok akış hızlandıkça vuruyor, ham toprak, uzun yıllardır öyle sert yağışa maruz kalmamış. Hem toprağı alacak erozyon yaratacak, hem de su gidecek. Başkaları için iki güzel durum var aslında akış olunca sel olunca ne olacak zaten orada o durumda olan ağaçlarda yıkılacak, kesme yerine yıkıldı tehlike yaratıyor deyip onları da alma yoluna gidecekler, yolu bir kere daha açacaklar o vaziyette iki üç katı olmuş olacak.

Yolu genişletmek isteyenler ister istemez emellerine ulaşmış olacaklar değil mi?

Evet, doğru. Doğanın her bir bireyi de sizin gibi yaşama hakkına sahip, doğaya deneme yanılma yöntemiyle bir şeyler yapmaya gelmez. Doğa olmazsa insan diye bir şey kalmaz. Şimdi Abant'ın durumu ne? Abant'ın durumu bana göre bilimsel olarak gerçekten çok ciddi bir şekilde korunması gerekiyor. Bunu çeşitli defalar yazdık çizdik on senedir belki daha fazla zamandır yazıyoruz, çiziyoruz. Abant' a yapılması gereken şey bir kere Abant'ın taşıma kapasitesinin bilinmesi gerekiyor. Kaç kişi girmeli, kaç kişi burayı kullanmalı nasıl kullanmalı, bir de burada nereleri kullanmalı. Her yeri değil. Kesinlikle bir doğa tabiat müzesi yapılmalı, tanıtım müzesi yapılmalı. Oraya yetkin bu işi bilen kendi alanında uzman örneğin biyolog temelli kişiler ki bizde canavar gibi öğrenciler var, onlardan iki üç tanesi konulmalı orada devamlı bunlar gelene gidene anlatılmalı. Önce Abant anlatılmalı, ondan sonra gezsin pikniğini yapsın vatandaş, istediği yere gitsin. Örneğin bu sene Abant'a biz 50 bin kişi alacağız denmeli ve 50 bin birinci kişiyi almamalı. Yurt dışında nasıl işlemler? Yurt dışında üç dört ay önceden parkı arıyorsunuz siz acaba gelebilir miyim diye. Fazlasını almıyor çünkü biliyor etkisini. Turizme açalım gelsin daha çok gelsin mantığı yanlıştır. O zaman bindiğin dalı kesersin işte.Bu sıralar dikkatler gölet olayına çevrildi. Gölet olayı şu şekilde, olumlu yanları bazı dönemler gölet hani su tutabilir, orayı iyi araştırırsınız, uygun yer olabilir. Ama olumsuz yanları olumlu yanlarından çok çok fazla. Bu gün artık insanlar gölet yapmıyor. Avrupalılar bin pişman yaptığı göletlerden vazgeçmeye çalışıyorlar ki artık yeni gölet yapmak için kılı kırk yaran şeyler yapıp, bulup ortaya çıkartıp anca uygunsa yapmaya çalışıyorlar. Büyük gölet zaten yapmıyorlar. Şimdi nedir olumsuz yanları bir kere, en başta yaptığınız bir yerin kim için yararını düşünüyorsunuz. Neye yararını istiyorsunuz, halka. Hangi halk? Yöre halkı öncelikle. Abant'ın çevresinde 13 tane köyün yaylası var. Ben soracağım şimdi, bu yapılan göletten örneğin Örencik Köyü'nün yüzde kaçı yararlanacak bundan. Hadi Abant'ı dâhil edelim Abant'a yaptığınız işlerden yöre halkının yüzde kaçı yararlanacak. İkincisi yaptığınız gölette belki de hesap kitap hiç tahmin edemediniz, belki iki kat üç kat hesabınızdan fazla geriye taştı. Şimdi eğer hesap ettik yanlışlık oldu diyorsanız, çok büyük bir hesap yanlışlığı. Sen bu işi bilmiyorsun. Buradaki gölet yapımı olaylarından bir tanesi de şu burada bir sürü canlının yok olmasına sebep oluyor. Örneğin bu sarı bitki göletin orada en geniş yayılma alanına sahip bir bitki, Türkiye'de bir orada biliniyor, bir de Toroslarda biliniyor. Yani tam oraya siz gölet yaptınız ve yok oldu. Bu çok acı bir şey ,bunun gibi Abant'ta 664 tane bitki biliniyor. Belki daha da fazla, bu bitkilerin yok olması ayrı bir şey. Bu bir kütüphaneye benziyor sizin ne kadar kitabınız varsa kütüphaneniz o kadar zengindir. Şimdi bu doğada da böyle Abant'ta da birçok canlı var. Buda oranın zenginliğini gösteriyor. Bilinen 1222 tür var Abant tabiat Parkında. Bunlardan 30 40 tanesi de tıbbi amaçlarla kullanılan, ilaç parfüm, boya ve benzerinde kullanılan bitkiler ve hayvanlar. Ben bunların içine su samurunu katmıyorum daha Abant Fındık faresini katmıyorum.

 Bu gölet Abant'taki mevcut su rejimini ne kadar etkileyecek?

Abant'ı besleyen iki önemli su kaynağından bir tanesi olan bu dere, göletin yapıldığı yer. Orayı kestiniz şimdi ne yapacaksınız? Yarın bir gün şöyle bir şeyde yapacaksınız siz bu gölete, boş olmaz gölet balık atacaksınız siz buraya. Sazan atacaksınız, kadife atacaksınız bir takım, bizim deyişimizle arsız türler, doğal olmayan türler atacaksınız. Onlar ister istemez bir süre sonra suyla kaçacak Abant'a gidecek. Hadi diyelim ki bunun gibi taşkınlar oldu, yine kapağı açacaksın sen, bu sefer hepsi birden gidecek aşağı. Yani her türlü şekilde zarar. Şimdi sen suyu öyle bir şekilde genişletiyorsun ki mevcut yola da taşıyor. Bu sefer ne yapacaksın? Demek ki yol taşkınlığı problem o zaman ben bu yolu genişleteyim açayım diyeceksin. Ama yolu açmak için tek çaren ormanın içine girmek. Ormana girmiş olman zaten oradaki ormanlık arazide bir katliama neden olman demektir. Yani her şeyiyle düşünülmeden yapılan temeli olmayan, ne arkeolojik, ne jeolojik ne biyolojik, ne ekolojik, ne sosyokültürel genel ekosistemi düşünen bir araştırmanın, etüt çalışmasının olduğuna inanmıyorum. Varsa böyle bir şey, örneğin bir biyologun çıkıp buraya gölet yapabilirsiniz, uygundur dediğini hiç sanmıyorum. Siz şimdi zaman zaman topladığınız suyu Abant'a vereceksiniz. Abant'a ne yapmış olacaksınız? Göletin yapay suyunu Abant'a vereceksiniz. İster istemez her verişte Abant'a dışarıdan doğal olmayan bir etki katacaksınız. Şimdi erozyonu önlemek için bu gölet yapılmış olamaz. Böyle bir şey varsa eğer bundan önce buradan kaynaklanan bir erozyon sorunu onu da hangi kayıtlarda var ise lütfen bilelim, bizde diyelim ki bak birde böyle bir yanı varmış diyebilelim.

Abant'ın iç dinamiğini bozacak olan bu dışarıdan gelen sürekli aktarılan sular değil mi?

Evet kesinlikle.

Hocam şimdi orayı doldurdular, ilk baharda uyanma dönemine kadar, bu göletin suyunun orayı kaplayan şekilde kalması ve 2010 bahar ayında kesin bir tahribata başlayacak olması ne gibi problemlerin nedeni olacak?

Şimdi bakın asıl tehlike o. Bir an evvel kamunun bu konuda bir şeyler yapması lazım. Bahara orayı hazırlamaları lazım. Bu konu da kolay değil. İki çare var bir basit çare iki onları zorlayacak ama daha olumlu çare. Birinci onlar için basit ama doğaya zarar verecek olan çare: yıkacaklar orayı suyun hepsini salacaklar, o zaman erozyona sebep olacak işte. Al gölette biriktirdiğin suyu vidanjörle öbür yamaca, uzağa gölün öbür tarafına çek. Oradan yamaçtan aşağı ver, aksın ama yavaş yavaş aksın. Oradan orman tutar onu. Yavaş yavaş aynı yere de değil devamlı aynı yere verilirse delik açar. Nasıl olacak bunlar? Çok para ama oraya verilen zarar parayla ölçülmez.

Bırakın bu suyun burada kalması tahliyesinin bile başlı başına bilimsel çalışmalar neticesinde yapılması lazım değil mi?

Evet, bir an evvel bahardan önce yapılmalı ve arkasından da bahar şenlikleri yapılmalı. Bunu kutlamak lazım. Burada bir şey daha var, bu durumun daha sonra peşini bırakmamak lazım. Abant'a düzenli işleyecek bir bilim çalışma merkezi yapılmalı, orada devamlı insanlar duracak, bilim insanları olacak, öğrenciler olacak, hatta çocuklar için kamplar, doğa eğitim merkezleri olacak ki Abant 'ı hep gündem de tutalım. İnanın şu anda belki 400 bin insan geliyor, o zaman bir milyon insan gelmek isteyecek.

Taşıma kapasitesi tespit edilebilir mi?

Tabiî ki çok basit siz alanı biliyorsanız, alanı bildiğiniz zaman, mevcut piknik alanlarını da biliyorsanız, her bir insanın belli bir kişisel alanı vardır. Onu da hesap edersiniz, ne kadar alan varsa o kadar insan gelebilir.

O zaman piknik alanlarının sınırlandırılması lazım değil mi?

Ona oturup, üzerinde tek tek düşünülüp, hangi alanlar ne için kullanılacak, buralarda ne kadar masa var, niye masa var, bunlara bakılıp ortaya çıkartılabilir. Buranın taşıma kapasitesi bilinmeli. Birde şöyle bir şey var kesinlikle bu gölet fikri değişmeli.

Bir kere çevrecilerin bu konudan vazgeçmesi söz konusu değil. Yani Abant'ı düşünen insanların.

Tabi sadece konumuz Abant veya yapay Abant için değil. Önemli olan konu Bolu ve civarındaki gölet yapma fikri. Her çukur gördüğün yere su toplama fikrinden vazgeçilmeli. Bu şekilde olmaz bu işler, olmuyor da işte gördük. Örneğin Sarıalan, orada sular o kadar farklı şekilde ki tamam orada erozyon ile ilgili belki bir takım sorunlar olmuş olabilir. Ama bakmak lazım, bana inanmıyorsan, dışarıdan getir uzmanları şart değil benim gitmem. Bizden isteseler akşam da gideriz, hafta sonları da gideriz. Ama her şeyin uzmanı farklıdır. Bir akarsuyu, toprağı, erozyonu bilen uzmanlık alanı farklıdır. Ben mesela erozyonun etkisini literatürden bilirim ama detayını ben çalışmadım.

Hocama çok teşekkür ediyoruz. Emeklerimiz zayi olmaz inşallah…

Barajların

olumsuz yanları

1- Su havzasının dolmasıyla yerleşik halkın farklı bir bölgeye göç etmesi

2 - Dışarıdan su havzası etrafına doğru olan göç ile meydana gelen sosyal, ekonomik ve hastalık sorunları

3 - Yerli popülasyon için koşulların değiştirilmesi

4 - Su ile ilgili hızla artan sağlık problemleri

5 - Bölgedeki örneğin, akarsu balıklarının biyolojik yapısının bozulması

6 - Çevre tarım ve ormanlık alanların kaybı

7 - Sulak alan ekosistemlerinin kaybı

8 - Doğal hayatın ve doğal su havza sisteminin kaybı

9 - Biyoçeşitliliğin kaybı ve arsız türlerin baskınlığı

10 - Tarım alanlarının kaybının önlenmesi veya yenilenmesi için ormanların tahribatı

11 - Yerel su kalitesinin bozulması

12 - Barajlardan çıkışlarda değişen su akışıyla doğan sorunlar

13 - Baraj çıkışından sonra su kalitesinde örneğin besin tuzlarındaki farklılık

14 - Baraj çıkışından sonra suyun oksijen miktarındaki azalma

15 - Hidrojen sülfür, metan ve karbondioksit seviyesinin gölet tabanında artması

16 - Balıkların, akarsuların üst kısımlarına giden yollarının kapanması

17 - Tarihsel ve kültürel yapının kaybı

18 - Estetik ve doğal güzelliğin bozulması

19 - Sismik (yer altı) aktivitelerinin artması

20 - Göçmen hayvanların göç yollarının değişmesi

21 - Bütün bir havzanın genel ekosistem ve iklim özelliklerinin değişmesi. Buna bağlı olarak özellikle endemik ve nadir türlerin yok olması.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Çevre Şehircilik 80 bin TL istedi12 Kasım 2018 Pazartesi 11:47
  • CHP’den Vali Ümit’e ziyaret12 Kasım 2018 Pazartesi 11:45
  • Öğrenci servisleri kaza yaptı, büyük panik yaşandı12 Kasım 2018 Pazartesi 10:45
  • Başkan Yılmaz’dan kaza yapan çocuklara ziyaret12 Kasım 2018 Pazartesi 10:30
  • Yangın evlere sıçramadan söndürüldü12 Kasım 2018 Pazartesi 10:13
  • Örnekbaş’tan 12 Kasım mesajı12 Kasım 2018 Pazartesi 10:11
  • Emek Partisi ekonomiyi değerlendirdi12 Kasım 2018 Pazartesi 10:08
  • 10. Yıl Marşıyla dağları inlettiler12 Kasım 2018 Pazartesi 10:03
  • Çulluk emin ellerde12 Kasım 2018 Pazartesi 10:00
  • Tatbikat gerçeği aratmadı12 Kasım 2018 Pazartesi 09:56
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim