• BIST 98.594
  • Altın 143,471
  • Dolar 3,5613
  • Euro 3,9870
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

ABDULLAH SİDAVUŞ'LARA !

N. Gürkan Yetkin

Gazetelerimizin ziyaretçi sayfalarına görüşlerini aktaran, ismini belirten, belirtmeyen veya takma isim kullanan herkese sonsuz saygılarımla!

ASLANIM YİĞİDİM NADİR ABİMM. SENDEKİ Kubilay Uygun HASSASİYETİ GÖZLERİMİ YAŞARTTI. Laikliğe kaşı fiillerin odağı OLARAK HAKKINDA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN SUÇLU BULUNAN, O SENE ALDIĞI HAZİNE YARDIMININ 1/2'SİNİN KESİLMESİNE KARAR VERİLEN BİR PARTİDEN SONRA LAİK VE DEMOKRATİK YAŞAM BİÇİMİ İLKESİNE SAHİP BİR PARTİYE GEÇMENİZ BENİ OLDUKÇA ŞAŞIRTTI. TDH'NİN SİZİ KABUL ETMESİ DAHA ÇOK ŞAŞIRTTI. SARIGÜL'E İNANCIM BOLU'DA BİTTİ. 1. TDH'YE GEÇMENİZ GÖRÜŞLERİNİZİ YAKIN BULMANIZDAN MI KAYNAKLANDI? YOKSA SEÇİM ANKETLERİNE TDH'NİN HIZLI BİR GİRİŞ YAPMASI MI ETKEN OLDU? 2. KUBİLAY UYGUN BEYEFENDİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİZ NELERDİR? 3.LAİKLİK KARŞITI FİİLLERİN ODAĞI OLAN BİR PARTİDEN SONRA LAİKLİĞİ SAVUNMAK SİZİN İÇİN ZOR OLUR MU? 4. TDH İSTEDİĞİ OY ORANINI ALAMAZ VEYA TDH PARTİLEŞTİKTEN SONRA YAPILAN KONGREDE GÖREV ALAMAZSANIZ, AKP'YE OLDUĞU GİBİ TDH'YE DE KÜSER MİSİNİZ? 5. DEMOKRASİYİ ARAÇ OLARAK MI AMAÇ OLARAK MI GÖRÜYOSUNUZ? 6. AKP'YE, MİLLETVEKİLİ ADAYI OLURSANIZ DÖNER MİSİNİZ? BOLUMUZDA 2. BİR KUBİLAY UYGUN VAKASI OLARAK BU SORULARIMA CEVAP VERİRSENİZ AYDINLATIRSINIZ.

Sevgili Abdullah Sidavuş.

Yazımın başlangıcında, diğer okurların da konuyu iyi takip edebilmesi açısından, sizi tanımadığımı, yazınızı okuduğumda sizin de beni uzaktan yakından tanımadığınızı açıklamayı uygun buldum.

Ak Parti'den istifa ederek TDH içersinde yer almamı, Kubilay Uygun hassasiyeti olarak nitelendirmeniz, tamamen sizi bağlayan bir görüştür.

Uygun'un siyasî serüveni

24 Aralık 1995: DSP'den milletvekili.

3 Temmuz 1996 : DSP'den istifa etti.

4 Temmuz 1996 : DYP'ye katıldı.

6 Temmuz 1996 : DYP'den istifa etti.

8 Temmuz 1996 : DSP'ye katıldı.

30 Temmuz 1996:DSP'den istifa etti.

30 Temmuz 1996 : DYP'ye katıldı.

27 Haziran 1997: DYP'den istifa etti.

27 Haziran 1997 : MHP'ye katıldı.

18 Temmuz 1997:MHP'den istifa etti.

28 Aralık 1997 : DTP'ye katıldı.

10 Haziran 1998:DTP'den istifa etti.

Yukarıda Kubilay Uygun'un siyasi serüveni incelendiğinde, omurgasız ve kemiksiz bir serüven görürsünüz. Ben ise bu şekilde bir serüven içersinde hiçbir zaman yer almadım. Böyle bir benzeştirmeyi doğal olarak hoş da bulmadım.

1994 yerel seçimlerinde, daha üniversite öğrencisi iken, sırf ailemin isteği üzerine, Denizli'den Bolu'ya gelerek, Sayın Necdet Gören Bey'e destek olma adına oy kullandım. Lisans eğitimi tamamlayıp 1995 senesinde Bolu'ya tekrar dönüp mesleğimi icra etmeye başladığım yıllarda, bir yaz günü tanımadığım yaşlı bir adam faaliyet gösterdiğimiz büroya geldi. Tansiyonu çıktığından bir müddet oturduğu yerde hareketsiz kaldı. Kendine geldiğinde başından geçenleri anlatmaya ve elindeki evrakları göstermeye başladı. Elindeki evrakları inceleyip, konuyu kendisinden dinlediğimde şaşırmıştım.

Elimdeki evraklar ve adamın anlattıkları adamın %100 haklı olduğunu gösterdiği halde, o dönem görev yapan imar müdüresi, evraklara göre gereğini yapmak yerine, adamcağızı azarlamış ve makamından kovmuştu. Evrakları alarak adamcağızla birlikte tekrar belediye binasının yolunu tuttuk. İmar Müdüresinin makam kapısını tıklatarak görüşmek için izin aldık. O zaman yeni mezun mühendis olduğumdan müdüre hanım beni tanımıyordu. Evrakları uzatarak konu üzerinde konuşmaya başladım. Henüz konuya yeni başlamıştım ki müdüre hanım evrakları suratıma fırlatarak “Kardeşim! Siz ne laf anlamaz adamlarsınız!” dedi. Bu hareket beni çıldırtmıştı. Buna rağmen karşımdakinin görevli bir memur ve bir bayan olması münasebetiyle terbiyemi bozmadan, evrakları yerden aldım ve kendimi tanıttım. İnşaat Mühendisi olduğumu belirttim. Ancak bu odadan kovulmama engel olmadı. Yaşananlar sebebiyle, o dönem görevde olan teknik başkan yardımcısı Basri Fırat Bey'in odasına, durum hakkında bilgi vermeye girdim. Evrakları göstererek durumu ve yaşananları anlattım. Basri Bey son derece kibar bir şekilde bizi dinledikten ve evrakları inceledikten sonra şaşırdı. Durumu Başkan beye aktarmamızı söyledi. O zaman görevde olan ve babamın arkadaşı olan sonra Necdet Gören Bey'in odasına girip durumu anlattık ve evrakları gösterdik. Kendisi de İnşaat Mühendisi olan Necdet Bey, evrakları inceledikten sonra bize evraklara göre haklı olduğumuzu söyledi. Ardından İmar Müdüresini telefonla arayarak odasına çağırdı. Müdüre hanım odaya girip Başkan Beye bir şeyler söyledi. Biz ne dediğini duymadık. Konuşmalar biter bitmez Sayın Başkan bize dönerek, ”Size gerekli izah yapılmış. Bir Başkan bu kadar meşgul edilmez!” diyerek bize kapıyı gösterdi. Şaşkınlıktan donup kalmış, yıkılmıştım. O an ağlamamak için kendimi zor tuttum. Hayatımın gerçekten en zor anıydı. Odadan çıkarken yanımdaki yaşlı adam başkana dönerek, “Başkan! Sen beni hatırlamadın ama ben Dodurga'nın eski muhtarıyım. Seçim zamanı Dodurga'ya geldiğinde sırtımı sıvazlıyordun. "Muhtar! Evvel Allah, bu Dodurga'yı birlikte adam edeceğiz!” demiştin. Şimdi de kovuyorsun! Ne sen, ne de partin, boşuna Dodurga'ya gelmeyin!” dedi.

O günden sonra bir daha Necdet Bey'in görev süresi dolana dek kendisi ile görüşmedim. Bulunduğu ortamlarda bulunmadım.

…

1999 yerel seçim tarihi belli olmuş, adaylar bir bir meydanlara çıkmıştı. O dönem DSP adayı olan Yüksel Ceylan Bey, dürüstlüğü ile tanıdığımız, hırslı, kendinden emin, bilgili bir kişi olarak gördüğümüz, o dönem çalıştığım işyerinin muhasebe kayıtlarını tuttuğu için, sık sık görüştüğümüz bir büyüğümüzdü. Kendisine inanılmaz derecede güvenir, son derece saygı duyardım. Aday olduğunda en çok sevinen kişilerden biri de ben olmuştum. Seçim süreci boyunca, partiden bağımsız kendisinden de habersiz olarak seçimleri kazanması için elimden geleni yaptım. Ne kadar tanıdığım kişi, akrabam, arkadaşım varsa görüştüm. Seçimleri kazandığında oldukça sevinmiştim. Kendisinden görev yaptığı süreçte hiçbir talebim olmadı.

1999'da yaşanan büyük deprem felaketi sonrası, hasar gören yapıların onarılması ve güçlendirilmesi işleri başlamıştı. O dönemde bu konuda uzmanlaşmış iki arkadaşımızla beraber yeni bir firma kurmuş, birçok firma gibi bizler de, onarım ve güçlendirme işleri yapıyorduk. Bir süre sonra Belediye ile sıkıntılar yaşamaya başladık. Deprem öncesinde Ankara'da faaliyet gösteren iki arkadaşımızla ortak iş yapmamız, bir çok rakip firmayı rahatsız etmişti. O süreçte başka illerden gelen firmalar karşı inanılmaz zorluklar yaşatılmaya başlanmıştı. Bünyesinde bizler de olmamıza rağmen, firmamız yabancı firma gibi görüldüğünden bu yaşanan zorluklardan bizler de payımızı alıyorduk. Bu sıkıntıları anlatmaya çalıştığımızda Başkan bizi dinlemeyerek, firmamıza karşı tepki aldı. O tarihte inanılmaz zorluklar yaşadık. O tarihte eşim Bolu Belediyesi bünyesinde görev yaparken işine son verildi. Tüm bu olaylar olurken, Yüksel Beyin seçilmesi için uğraşımı bilenler, bu süreçte benimle açık bir şekilde alay ediyordu.

Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan ve İnşaat Mühendisi olan Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmaz Bey, özellikle genç mühendislerin çalıştığı ofisleri sık sık ziyaret eder, bizlerle sohbet eder, sorularımız ve sorunlarımız hakkında görüş alışverişinde bulunurdu. Onun dışında böyle genç mühendislerle irtibatta olan başka bir kişiye daha rastlamadım. Bu konuda daima kendisini örnek aldım ve bu davranışı devam ettirmeye başladım.

Yukarıda anlattığım iki kişi ile yaşadıklarım sebebiyle, 2001 yılında, önce “Erdemli hareket!” olarak başlayan ve Bolu'daki faaliyetlerin başında olan Alaaddin Yılmaz Beyle görüşerek, bu faaliyet hakkında bilgi aldım ve eğer isterse kendisi ile çalışmak istediğimi belirttim. Bu güne kadar kendisinin hep yanımızda olduğunu, bu sebeple bizim de kendisinin yanında olmamız gerektiğini kendisine ilettim. Muhafazakar bir kişi olmadığımı bilen bir kişi olarak tekrar o tarihteki faaliyet gösteren firmamıza gelerek söylediklerimde samimi olup olmadığımı bana sordu. Ben de kendisi ile çalışmaktan büyük zevk alacağımı belirterek, istemesi halinde kendisi ile birlikte canla başla çalışacağımı tekrarladım. Böylece kurulan Ak Parti'de Kurucu İl Yönetim kurulu üyesi olarak görev aldım.

Basın mensubu arkadaşların çoğunu tanıdığım için “Tanıtım ve Medyadan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı” olarak görev yaptım.

Daima bir ekip çalışması içersinde oldum. Ekibimizle birlikte bir çok başarılı çalışmanın altına imza attım. Çok değerli arkadaşlarla tanıştım. Son derece demokratik bir bünyede siyaset yaptım. Örnek bir lider olan Alaaddin Yılmaz Beyin İl Başkanlığı dönemi, onun müthiş enerjisi ve motivasyonu sayesinde siyasetten oldukça zevk aldığım bir dönem oldu. Ancak başlangıçta çok göze batmayan; KAN UYUŞMAZLIĞI, zaman içersinde benim açımdan oldukça büyük sorun yaratmaya başladı. Özellikle o tarihte ilçe yönetiminde görev yapan birkaç kişi ile yıldızımız hiç barışmadı. Bu sebeple bir çok kez istifa kararı almama rağmen, yakın arkadaş çevremin ve beraber siyaset yaptığım ekip arkadaşlarımın beni ikna etmesi ile bu kararımdan vazgeçtim. 15.08.2006 tarihinde halen Bolu Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığım dönemde istifa dilekçemi o dönemde görev yapan Belediye Başkanı'na sundum. Ancak dilekçem işleme konulmadı.

29 Mart 2009 seçimlerinde tekrar Ak Parti listesinden Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapabilme adına aday oldum. O süreçte yaşadıklarım ve Parti içersinde yönetim değişiklikleri, Ak Parti içersinde siyaset yapma imkanlarımı tamamen ortadan kaldırdı. Benzer düşüncedeki bir çok arkadaşım da benim gibi tasfiye edildi. Kısacası görev yapmaya başladığımız ekip, radikal bir ekip tarafından lav edilmiş oldu. Bir çok arkadaşım gibi ben de katılmam gerekli olan toplantılara dahi davet edilmemeye başlamıştık. Bu alışık olmadığımız yeni anlayış içersinde siyaset yapma imkanımız artık kalmamıştı.

Yerel basında muhalif cephe olarak ismimin geçmeye başlaması ve en önemlisi, Ak Parti bünyesinde siyaset yapmama vesile olan değerli büyüğümün, hakkımda sarf ettiği, ancak benim hak etmediğimi düşündüğüm sözleri sebebiyle, 21.07.2009 tarihinde Ak Parti İlçe Başkanlığı'na sunduğum dilekçem ile istifa ettim. Bu tarihten sonra başlayan ve fiyasko olarak sonuçlanan “AÇILIM” saçılımı istifa kararımın zamanlaması anlamında ne kadar doğru bir karar verdiğimi de desteklemiş oldu. Bu tarihte istifa etmemiş olsaydım, açılım süreci içersinde istifa ederdim.

2002 kuruluş tarihinden başlayarak istifa tarihim olan 2009 tarihine kadar geçen süreçte, Ak Parti bünyesinde Laiklik karşıtı en ufak bir imaya dahi rastlamadım. Anayasa Mahkemesi Kararı'nı bu açıdan kabullenmem mümkün değil. Benim ise Laiklik karşıtı olmam veyahut laiklik karşıtı bir hareketin bir parçası olmam söz konusu dahi olamaz! Bu sebeple laikliği savunmak dün olduğu gibi bu gün de zor olmayacak!

Sayın Mustafa Sarıgül ile tanıştığımız Abant toplantısında, kendisine Ak Parti'de Kurucu İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak ve Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığımı belirttim. Oldukça olumlu karşıladı. Karşılıklı sohbetimiz sırasındaki samimiyeti ve müthiş enerjisi, her türlü inanca saygılı olması, Demokrasi anlayışı, kendisine olan sonsuz güveni, ekip arkadaşlarının bilgisi, kültürü ve sıcakkanlılığı, birlikte çalışma kararı almam için yeterli oldu. Benim karar aldığım tarihte maalesef anket sonuçları yayınlanmıyordu. Bu sebeple Türkiye Değişim Hareketi içersinde yer almamda anket sonuçları bir etken olarak yer almadı. Mevcut siyasi partilerde görev almayı düşünse idim, bunu çok daha önce yapabilirdim. Bir kaç teklif de almış olmama rağmen, kabul etmedim. Eğer Türkiye Değişim Hareketi bünyesinde başarılı olmaz isem, olumlu katkı sağlayamaz isem, daha başarılı olacak kişilere seve seve görevimi bırakabilirim. Bu konuda en ufak bir tereddüt ve kapris yapmam söz konusu dahi olamaz. Bu bir hizmet yarışıdır. En iyi hizmeti verenler, niyetleri halis olanlar başarıları göğüsler, yalancı pehlivanlar ise ilk güreşte tuş olur!

Bu bir hırs değil, bir sevdadır! Bu ülkeyi ve Bolu'yu çok sevmek ile alakalı bir mesele! Bu sevda içimizde olduğu sürece, sağlık koşullarımız da müsaade ettiği müddetçe doğruluk ve dürüstlük adına mücadele asla son bulmaz!

Demokrasi hakkındaki düşüncelerim ise sözlerle değil, ileriki tarihlerde yaşanacak olaylar ve sergileyeceğim tavırla; demokrasiyi araç ya da amaç olarak görüp görmediğim, herkes tarafından açık bir şekilde anlaşılacak netlikte anlatacağım bir konu.

Değerli okurum!

Başta belirttiğim üzere, eğer beni ve ailemi tanımış olsaydınız, bu soruların birçoğunu sormayacaktınız! Ak Parti bünyesinde siyaset yapmamı eleştiriyorsanız, bu konuda en ufak bir pişmanlığım olmadığını, hala Ak Parti bünyesinde görev yapan arkadaşlarımın ve değer verdiğim büyüklerimin olduğunu, Ak Parti'nin bu ülke yararına bir çok iş yaptığını, ancak işin içinde insan faktörü olduğu için hataların da yapıldığını, hata yapan arkadaşlarımın da art niyetli olmadıklarını belirtmek isterim.

Ak Parti'ye veyahut başka bir partiye küskünlük olamaz! Yukarıda belirttiğim isimlerden, Sayın Necdet Gören ve Sayın Yüksel Ceylan Beylere karşı da bir küskünlüğüm, saygısızlığım veyahut başka bir olumsuz tavrım da yoktur. Kendilerine, her ne kadar olumsuz olaylar yaşasak da kırgınlığım da bulunmamaktadır. Ak Parti'den ayrılmış olsam da arkadaşlarıma ve değer verdiğim büyüklerime de küskünlüğüm, saygısızlığım olamaz! Ancak, sadece çok değer verdiğim bir kişinin sözlerine ve eylemlerine olan kırgınlığım vardır. Bu kırgınlığı-mın da Ak Parti ile alakası yoktur!

Bu ülke ve Bolu yararına işler yapmış herkesi, hiçbir ayrım yapmadan alkışlar, takdir eder, tersi davranış içersinde olanlar ile mücadele etmeyi kendime görev olarak kabul ederim.

Ön yargılarımız, bizi doğru değerlendirme yapmaktan alıkoyar! Bilmediğimiz konular hakkında konuşmak, hele yorumlar yapmak ise bizleri ne hale düşürür?

Eleştiri ve hoşgörü birbiri ile üvey kardeştir! Saygı ise ikisinin de anasıdır! Saygı bünyesinden çıkmamış olan sözler “eleştiri” değil, “kabalık” tır! Kabalık, cehaletin evladıdır! Bu sebeple “eğitimli“ bir kişi ile evlenmesi sağlıklı değildir!

Bu köşe yazısı ile size ve sizinle aynı düşüncelere ve sorulara sahip kişilerin tüm sorularına cevap verebildiğimi umut eder, değerli görüşleriniz için teşekkür ederim.

Saygılarımla!

25.01.2010


Bu yazı toplam 873 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim