• BIST 98.314
  • Altın 143,598
  • Dolar 3,5661
  • Euro 3,9852
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Abi ve ablaların emri hukuk kurallarının üzerinde kabul ediliyor

Abi ve ablaların emri hukuk kurallarının üzerinde kabul ediliyor
FETÖ/PDY kapsamında Bolu Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Yurtseven tarafından subay ve astsubaylar için hazırlanan 68 sayfalık iddianamenin 21, 22 ve 23’üncü sayfalarında FETÖ terör örgütünün ne kadar tehlikeli boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor. Yazı

 

 

Örgüt Aidiyeti: Örgüt hiyerarşisine dahil herkes kendisini devletin bir kamu görevlisi olarak değil bu örgütün bir fedaisi olarak kabul etmektedir. Örgüte aidiyet her zaman devlet aidiyetten önce gelmektedir. Örgüt abi veya ablasının emri devletin her türlü hukuk kuralının üzerinde kabul edilir. Üsten gelen her emir neticede Fetullah Gülen'e ve ondan da tanrıya izafe edildiğinden her örgüt mensubu devletin koyduğu kuraldan çok örgütün verdiği emre uymaktadır. Örgüte bulaşan kamu görevlileri, üstten gelen emri hukuka uydurup yapmanın gayreti içerisindedirler.

Hiyerarşi: Devletin hiyerarşisinde daha üstte olsa bile örgüt hiyerarşisi asıl olduğundan daha ast birinden emir alınması örgütte doğaldır. Bu terör örgütlerinde uygulanan bir yöntemdir, örgüt içinde imam kim ise emri de o kişi vermektedir. Devlet hiyerarşisinde üstte olmak veya o kişinin amiri durumunda bulunmak örgüt hiyerarşisinde önemli değildir.

Hizmet Kardeşliği; Örgüt, üyelerini hizmet kardeşliği esasında inandırıp birleştirir. Hizmet kardeşliği denen şey aslında önder F. Gülen'in iradesinden başka bir şey değildir. Örgütte yapılan her şey hizmet içindir. Bir örgüt üyesi asla verilen emri sorgulayamaz ve neden bunu yaptığını düşünemez. Abi veya ablanın verdiği emir hizmet için gerekli ve yapılması mecburidir. Hizmet kardeşliği ve örgüt içi dayanışma nedeniyle "emir" sorgulanamadığından kişiler neye alet edildiklerini bilemezler.

Örgüt yoldaşlığı için bütün sınavlarda önceden sorular alınıp ele geçirilebilir, liyakat yerine terfide abinin verdiği isim öne alınır, insanlar fişlenir, gerçekler gizlenir, gizli dinleme yapılır, dinleme kayıtları ifşa edilir, bütün bunlar cennet kazanma, sevap, Allah rızası için yapılır. Eş bile abi, abla vasıtasıyla seçilir. İradesi, düşünme yeteneği, aklı ve cesareti elinden alınan asker, polis, hâkim-savcı gibi bir mesleği icra eden kişi, kullanılan bir örgütün kör militanı haline getirilir.

Örgüt mensupları kamu idarelerinde birbirini kollayıp yanlışlarını ve birbirlerinin hatalarımı görmeyip kapatmaktadır. Çok ağır hukuka aykırılıkları önemsiz gösterip kapatırken kendilerinden olmayan grupların basit hataları ve davranışlarını abartarak ve katlayarak cezalandırmaktadırlar. Kamu idareleri içerisindeki örgütlü yapı birbirini kolladığından toplumun diğer kesimlerini bu yapıya karşı direnme şansları yoktur. Kamu idareleri içerisindeki istedikleri grubu yapı hedef alıp tasfiye edebilmektedir.

Psikolojik Tehdit; Örgütün dar, sıkı ve sert metodu ile yetişen, aklı ve mantığı ortadan kaldıran, itaat şuuru içinde kendi istek ve arzularını yapamayan, cenneti kazanmayı örgüt içerisinde hareket etmeye, cehenneme girmeyi de örgüte karşı gelmede gören zihniyet, özgür iradeyi kaybettirmektedir.

Fetullah Gülen ve örgütün üst yönetimi, akıllarını gasp ettikleri mensuplarını dua ve rüya ile motive etmektedirler. Rüya, örgütün üzerinde rahatlıkla oynadığı ve bel bağladığı temel mittir. Fetullah. Gülen başta olmak üzere örgüt mensupları, rüya ile kudsiyetkutsiyet ve meşruluk sağlamaya çalışmaktadır.

Örgüt, güç ve çevre edinmek için yurt dışı gezileri, açılımlar, olimpiyatlar gibi organizasyonlar yapıp bu sayede hem güç gösterisi yapmış örgüte destek verenlerin gururlan okşanmış, örgüte karşı olan kesimlere ise bu güç gösterileri ile korku salmıştır. Örgüt üyeleri kamu kurum ve kuruluşlarında hem kurumu yıpratmak hem de kritik noktalardaki görevleri ile kontrol altında tutmak isterler. Örgütün insanın zaaflarını kullanmada olağanüstü bir mahareti vardır. Her türlü insan zaafını örgütün kullanması sıradan bir iştir. Örgüte göre paranın açamadığı hiçbir kilit yoktur. Bu yöntemi örgüt eskiden beri sık kullanmıştır. Şantaj, karalama veya soruşturmalar, disiplin işlemleri, sicil bozma ile etkisiz hale   getirme,   istifa  etmeyi  sağlama,   görevden  almayı   temin   etme   gibi  yöntemlerde kullanılmaktadır. Türkiye devlet tarihinin en güçlü organize sinsi ve sistemli örgütü gücünü, çarpık din düşüncesinden  kaynaklı verilen emri  ölümüne uygulayabilen, üye  sayısının çokluğu  ve etkililiği ile bu örgütlemenin arkasındaki ülke ve istihbarat desteğinin sağladığı kusursuz ölümcül etkiden almaktadır.

 

Örgütten Çıkma-Ayrılma veya Kovulma:

Örgüt, kural olarak hiç kimseyi  örgütten çıkarmamaktadır.  Örgütte mecbur kalınmadığı sürece hizmetten adam çıkartılması  yasaktır. Bunun sebebi, kovulan örgüt mensubunun, dışarıda  örgüt içerisindeki  yapılanma hakkında  bilgi  verebileceği ve  deşifre olunacağı endişesidir. Örgüt birçok gizli veya önemli bilgiye sahip şahısları özellikle atmak yerine pasifıze etmeyi tercih etmektedir. Bir nevi sindirme, yıldırma, baskı altına alma yöntemi ile kişinin kendi isteği ile örgütten ayrılması sağlanmaktadır. Fetullahçı Terör Örgütüne bir kez girdikten sonra ondan elini kolunu sallayarak ayrılması, çıkması, kopması artık mümkün değildir. Fetullah Gülen, örgütün "kan ve irinden deryaları geçmek" üzere kurulup eğitildiğini, kişilerin bu kan ve irin deryasını tek basma aşamayacağını ve boğulacağını ifade ederek ayrılma ve kopmanın önünü kapatmaktadır. Örgüt önce eğitim vererek kazandığı kişiyi daha sonra kaybetmemek için tedbirler geliştirmiştir. Örgütsel eğitimden geçen kişiler genellikle örgüte isteyerek ve bilerek girdiğinden aldıkları eğitimin bir gereği olarak ondan kopamamaktadır. Çok az da olsa gerçeği gören, yapılanları sorgulayan, kötü bir işe alet edilen, örgütün hışmına uğrayan veya herhangi bir nedenle örgütten ayrılmak isteyenler de çıkmaktadır. Örgüt dağılmayı önlemek ayrılmaların önüne geçmek için önce üyelerini korkutur. Korkutma, örgütten ayrılanın bozulduğu, tasfiye olacağı, bozuk düzen ve çarkın arasında kalacağı ve ezileceği yalanıyla gerçekleşir. Kazanacakken kaybedenlerden olacakları, cehenneme  gidecekleri,   dinden   imandan  çıkacakları,   nasipsiz   oldukları, öbür muhterem hocalarının şefaatçi olmayacağı önemle öğretilir örgütlü bir yapının devamlı üyeleri üzerinde bu korkuyu yayarak ayrılma halinde hayat hakkının bulunamayacağına, kendisi dışında kişilerin bir yaşama alanı oluşturamayacağına üyelerini inandırır. Korku ile kontrol altında tutma ilk modeldir. Bir süre sonra örgüt üyeleri bu korkuya da gerek kalmadan imani bir mesele olarak gördükleri bağlılığa boyun eğerek hiç bir sorgulama yapmadan gerçeklerden kaçarak beyinleri yıkanmış ve örgütün amacı için kullandığı kör alet duruma gelmektedirler. Örgütten kopan kimseler sudan çıkmış balık gibidir. Bunu kimse istemez. Yurt veya okul ya da ev dışında hiçbir hayatı bilmedikleri için zorlanırlar. İftiraya uğramamak, yapıdan kopmamak için ellerinden gelen gayreti gösterirler.

 

Tazir; Örgütten bir kimsenin ayrılacağı veya kopacağı sezilirse veya itaat dışına çıkanlara tazir uygulanır. Tazir, örgüt sorumlu abi veya ablasının kişiyi ikaz edip uyarması, aşağılaması, ona herkesin içinde rezil ederek küçük düşürmesi şeklinde gerçekleşir. Eğer örgüt üyesi bu tazir sonucunda ders alıp uslanmış ve itaate girmişse sorun yoktur. Tersi durumda daha ağır cezalar verilebilmektedir.

 

Şefkat Tokadı; Örgütten ayrılmak isteyenlerin bu iradesi fark edildiğinde bir diğer metot onları şefkat tokadı yalanıyla ikna ederek elde tutmaktır. Örgütten ayrılmak isteyenin başına kötü şeyler geleceği ileri sürülür ve şartlandırma yapılır. Örgütten ayrılacak kişinin en ufacık başına kötü bir şey gelse mesela o gün ayağı takılıp düşse, dikkatsizliği sonucu kafasını çarpsa, bir işi yolunda gitmese veya basit bir sınavdan kötü bir sonuç alsa bu hemen şefkat tokadına bağlanır ve o kişiye bu tanrının bir uyarısı olduğu ve derhal örgüte dönerek tövbe etmesi istenir. Bu psikolojik basit bir şartlandırmadır, tıpkı fal bakmak gibidir. İnsan neye şartlanmışsa onu şartlandırmaya uygun olarak yorumlar ve kabullenir. Şefkat tokadı da aslında kişiler üzerinde oluşturulan şartlandırma ve korku vermenin bir türüdür.

Zecr Tokadı; Örgütten ayrılan kimsenin aklını başına alması için örgütün vurduğu etkili ve tesirli bir darbedir. Bu tokadı yiyenler aman dileyerek örgüte geri dönebilirler. Ancak örgüt hiyerarşisindeki yerlerini kaybederek düşük bir görevde yer alabilirler. Bu tokadı yiyenlere artık pek güvenilmez. Örgütün sağladığı nimetler kişiden geri alındığı gibi bir de ona ceza kesilir. Örgüt içi evlilik yapmışsa boşanmasına karar verilir. Örgüt sayesinde elde ettiği malvarlığı yanında eğer varsa diğer mallan örgüt tarafından geri alınır. O artık bir düşkün sefil, yoksul, asi olarak örgütün açık hedefi haline gelir. Bir kimsenin tek başına zecr tokadma muhatap olup örgüte karşı direnmesi mümkün değildir. Kaçarak bu örgütten kişi kurtulamaz. Örgüt her yerde olduğundan zecr tokadı üst üste atılarak kişi uslandırılır. Bu bir tür cezalandırma, örgüte geri döndürme, örgütün terbiye etme metodudur.

Tard; Örgütten kişi, korkutma ve şefkat tokadına rağmen ayrılmakta ısrar ederse veya itaatsiz davranır, emri sorgular, isyan eder veya emre aykırı iş yapar veyahut örgüt disiplinine uymazsa bu defa tard cezasına uğrar. Tard, kısaca itaatsiz tutumu ve isyankar tavrı nedeniyle örgütten kovma,hain ilan etmedir. Tard cezası alan kişinin örgüt ile ilişkisi kesilir. Ancak bu kişi hain ilan edildiğinde ve örgütün iç yapısını bildiğinden derhal yok edilmeli, basma kötü şeyler gelmeli ve cezalandırılmalıdır. Örgüt bir bütün olarak bu haini imha etmek üzere harekete geçer. Mutlaka o kişinin başına ummadığı kötülükler getirilir. Eğer örgüt üyesi pişmanlık duyarak tekrar dönerse kabul edilir ama daha alt seviyede bir yerde görevlendirilir. Nedamet getirme göstermez ve isyanda ısrar ederse bu defa derhal imha edilmesi gereken bir düşman kabul edilir. Nimete nankörlük ettiği ve küfre girdiği gerekçesiyle hemen başına bela musallat edilir, zecr tokadı vurulur. Özellikle 2003 yılı ve 2014 yılları arasında örgüt devletin gücünü kullandığından tart edilenleri tutuklamakta hayatı onlara zehir etmekte, eşinden boşanması sağlanmakta, işi elinden alınmakta ve her yönden mağdur edilmelerine yol açmaktadır.

Sonuç olarak, örgüt, çocuk ve gençlerden devşirdiği mensuplarına örgütsel bir eğitim verip onları örgüt disiplinine alıştırmaktadır. Bu kadroları örgüt yakıtı olarak kullanmaktadır. Örgüt mensupları Örgütsel dayanışma ve işbirliği içinde harekete ederek kayırma ve korumacılık yaparak kamuda kadrolaşmayı başarmıştır. Kamu kurumlarına girişte sınav sorularının elde edilmesiyle de kitlesel şekilde kamu idarelerinde kadrolaşma gerçekleştirilmiştir. Devletin her kademesine yerleşen Fetullah Gülen taraftarları, diğer gruplardan kişilerin devlet kademelerinde yetişmesini ve görev almasını engellemiştir. Devletin kalifiye eleman ve uzman olarak yetiştirdiği kişilerin devlete sadakatten çok bir örgüt mensubu gibi hareket etmeleri kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini aksatmıştır. Örgüt, hiç bir denetimi kabul etmemektedir. Hukukî sınırlar içinde durmamış, ilkelere uymamış, devlet içinde devlet gibi hareket etmiştir. Örgüt, ayrı bir hiyerarşik düzen oluşturup kendinden olmayanları düşman görmüş, örgütün çıkarlarını her türlü görüş ve mülâhazanın üzerinde tutmuştur, örgüt kadroları, bir kamu görevlisi veya devlet adamı gibi değil, örgütün ajanı olarak hareket etmiştir.

Gülen, ordunun yaptığı tüm askerî darbeleri desteklemiştir. 1971 muhtırasını veren generalleri kitabında övmüştür. 1980 darbesi öncesi ve sonrasında kaleme aldığı yazılar ile darbeyi desteklemiştir. 28 Şubat 1997 "post modern" askerî müdahalesinin gerekli olduğunu dönemin generallerine yazdığı mektupta vurgulamıştır. Antidemokratik uygulamalara sadece örgütünün bekası için destek vermekten kaçınmamıştır.

Örgüt, 2007 yılında askeri vesayet sisteminin sözde tasfiyesi amacıyla bu yapıyla mücadele ediyormuş gibi algı yönetimine başlamıştır. Sivil bürokrasi içerisinde yapılanmasını kullanarak özellikle yargı ve emniyet içerisindeki unsurları ile askeri vesayete karşı bir savaş yürüttüğü görüntüsünü vermiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ev, Arsa, Arazi himmetine karşılık tespih hediye21 Şubat 2017 Salı 13:47
  • Bağış yapanlara Cennet vaadi19 Şubat 2017 Pazar 10:55
  • Sınav sorularını çaldılar17 Şubat 2017 Cuma 12:05
  • İmamların emrini tanrı emri gibi kabul ediyorlar16 Şubat 2017 Perşembe 11:30
  • Abi ve ablaların emri hukuk kurallarının üzerinde kabul ediliyor15 Şubat 2017 Çarşamba 13:31
  • Kamu Personelinin Örgüte Kazandırılması14 Şubat 2017 Salı 14:35
  • Örgüt, zeki öğrencilere gözü dikmiş13 Şubat 2017 Pazartesi 10:49
  • ÖRGÜTE KAZANDIRMA12 Şubat 2017 Pazar 12:05
  • IŞIK EVLERİ10 Şubat 2017 Cuma 13:50
  • FETULLAH GÜLEN’İ KAİNAT İMAMI YAPMIŞLAR09 Şubat 2017 Perşembe 14:57
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim