• BIST 107.266
  • Altın 380,872
  • Dolar 6,8105
  • Euro 7,5716
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

ABUK-SABUK(SUBUK(DÜŞÜNCELER

İlhami Candemir

Sayın okuyucular, acizane ben diyorum ki dalga sade denizlerde olmaz,bazı durumlar ve zamanlarda başka bir görünümle karşımıza çıkar.Örneğin deprem olduğu zaman artçı deprem dalgaları, salgın hastalık olduğu zaman birinci dalga ikinci dalga laflarını duyulur. Bunlar insanın iradesi dışında oluşan doğal dalgalardır. Bir de bu doğal dalgaların yanında yapay dalgalar vardır.Örneğin deprem  veya  salgın hastalık olduğunda konu ile ilgisi olan veya olmayan insanların görüşleri de dalga gibi herkesin ilgi odağına oturur.Ben burada bilim ve ilim insanlarının görüşlerini baz alarak bir-iki abuk-sabuk söz söylemek istiyorum.Önce İLİM insanlarından  yani din ulemasından başlayalım;

             Not-Bana göre- bilenlerin affına sığınarak-  İLİM, bilinenler üzerinde çalışmadır, BİLİM ise bilinmeyenler üzerine çalışmadır. Bu nedenle din konusunda uğraş vermiş kariyer sahibi insanlara İLİM insanı, alim- ulema denir, bilinmeyenler üzerine çalışanlara ise -ki bunların çoğu akademisyen olur- bunlara da  BİLİM İNSANI denir.

             Dönelim konuya; İLİM  adamları bilinenlerle veya bilindiğini SANDIĞIMIZ bilinenlerle meşgul oldukları için onların arasında gözle görülür bir görüş farklılığı yoktur. Örneğin benim küçüklüğümde(75 yıl öncelerinde) deprem sözcüğünü  bilmezdik, o zaman depreme “Allah emri” denilirdi. Keza ay tutulması olduğunda da kötü ruhlar ayı esir almış diyerek kötü ruhları korkutmak için silahlar atılırdı, herkes eline tava-tencere ne varsa alır onlarla gürültü çıkarırlardı.(Tamtamlar ülkesinde mi yaşadın be adam) Ama hiçbir din uleması çıkıp depremin oluş nedeni şudur,ay tutulmasının oluş nedeni şudur diye açıklamalarda bulunmazlar,Allah emri,Allah’ın işi,hikmetinden sual olunmaz derlerdi. Ne zamanki BİLİM  insanları depremin oluş nedenini keza ay tutulmasının nedenlerini araştırarak tespit ettiler, işte o zaman bilinen sandığımız  bilinmeyenler bilinene dönüştü. BİLİM  insanları ise  çalışmalarında  söylenenlere kayıtsız kalmayıp gerçeği aradıkları için olacak ki aralarında  her zaman görüş ayrılıkları olmaktadır ve bu doğaldır.Özellikle deprem  ve salgın hastalık gibi gizemli hususlardaki  görüş ayrılıkları bizleri iki derede bir arada bırakmaktadır. Bizler  kime inanacağımızı bilemiyoruz. Örneğin bu baş belası virüs olayında  maskeyi kimler ve ne zaman takacak, virüs havada kalır mı düşer mi , kuluçka dönemi 14 gün mü,27 gün mü, ömrü 72 gün mü yoksa daha mı uzun, kişiler arasındaki sosyal mesafe kaç metre olmalıdır gibi pek çok konuda değişik görüşlerle karşılaşmaktayız.Hal böyle olunca  bu durum biz sade vatandaşların kafalarında   pek çok sorulara neden olmaktadır.İşte ben de bu yazımda (abuk-sabuk gibi görünse de) aklıma takılan bazı hususları siz sayın okuyucularla paylaşmak istiyorum;

               Sayın okuyucular önce hijyenden başlayalım; Bu bir anlamda temizliktir.Temizlik için kullanılan materyellerin antiseptik özellikleri var mıdır yok mudur,örneğin sabunun bu özelliği var mıdır, yok mudur?Bu hususta fikir beyan eden yok.Gelelim izole konusuna;Bu konu –gerçi beni çok büyük sıkıntılara sokuyor ama-yerinde ve gereklidir.Kişiler arasındaki temas konusu da önem arz etmektedir.

                Antiseptik yani mikrop ve virüsleri öldürdüğü söylenen materyellere gelince;

               Kolonya, içinde alkol olduğu için antiseptikmiş, yani mikrop ve virüslerin katili imiş. Bu görüş bilim insanlarının yanında halk tarafından da genel kabul gördüğü içindir ki bu günlerde- can tatlı derler ya- içinde alkol olan kolonya  elime veya herhangi bir yerime sürüldüğünde abdestim bozulur mu- diyenler dahi kolonyaya sarıldı.

                Bilim insanları bu baş belası virüsle baş edebilmek için hummalı bir çalışma içindeler. Örneğin Fransa’nın bilim insanlarının nikotin bantları üzerinde,  bir başka ülkenin bilim insanlarının sıtma ilaçları üzerinde, bazı bilim insanlarının plazma üzerinde ve hele hele bu işle uğraşanların çoğunluğunun aşı  üzerinde  çalıştıklarını  görüyoruz. Eee o zaman ben de derim ki  fakirin de sofrada tuzu  bulunsun;  Alkolün mikrop ve virüsleri öldürdüğü kabul gördüğüne göre  koronovirüse yakalanan kişilere serumla birlikte damardan alkol veya diğer dezenfektan ürünlerinin verilmesi düşünülmüyor mu, bunların deneyleri yapılmış mıdır, yapılmadı ise yapılamaz mı? Veya böyle bir hasta susuz alkol aldığında-alkol hemen kana karışacağına  ve bu şekilde akciğerlere de taşınacağına göre bunun  tedavi amaçlı bir yararı olur mu,bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır,yapılmamış ise yapılamaz mı? Bakara Suresi’nin 219.Ayet’inde aynen” sana içkiyi ve kumarı soruyorlar.De ki bu ikisinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydaları vardır.Ancak zararları faydalarından büyüktür” denildiğine göre, insan sağlığı için nasıl cuma namazlarını,camilerde toplu namaz kılınmasını yasaklayabiliyorsak ve hakta camileri dahi kapatabiliyorsak,yüce dinimiz  bunlara cevaz veriyorsa alkolün de  bu hastalık için kullanılmasının sanırım bir günahı olmasa gerek.(Şeri hukukta zaruret yasakları mubah kılar ilkesi vardır.)

            Adam odanın kapısını açtığında  büyük bir sıçan(farenin azmanı-büyüğü) görmüş,gitmiş hemen kediyi almış odaya bırakmış,içerde gürültü kopmuş,tamam sıçanın işi görüldü diyerek kapıyı açmış bir de bakmış ki sıçan kediyi kovalıyor. Verin bakalım antiseptiği virüsle karşılaşsın, hangisi hangisini kovalayacak bir görelim.

                 Keza bazı bilim insanlarının söylediklerine göre bu meretin(virüsün) ömrü 72 saatmiş.Eeeee  virüs 72 saat sonra ölüyorsa bu hastalıktan ölenlerin cenazeleri her gün ilaçlanan  morklarda 72 saat tutulduktan sonra defin işlemleri normal olarak yapılsa olmaz mı? Veya aynı görüşten hareketle kullanılan maskeler 72 saat sonra tekrar kullanılamaz mı? Yoksa dirisinden korktuğumuz bu virüsün ölüsünden de mi korkuyoruz,bilim insanları acaba  bu 72 saatlik ömüre sizler de mi inanmıyorsunuz?  Görüldüğü gibi  abuk-subuk bir-kaç laf ettim.Eeee bu fakiri 40 günden fazla  ev hapsinde tutarlarsa böyle abuk-subuk düşünceleri üretmesi gayet doğal.Hoşça kalın.24/04/2020

                                                                                                İLHAMİ CANDEMİR                                           

          

                

 

Bu yazı toplam 1972 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim