• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

AB’ye girdik (mi?)

Nadir Garipoğlu

            29.12.2004

Brüksel’de çetin pazarlıklardan sonra müzakerelere başlanması için bir tarih alındı, 3 Ekim 2005. Bu tarih de bir takım şartlara bağlı.

AB’ye sadece Kıbrıs sorununu hallettikten sonra girebileceğimiz, daha doğrusu kabul edilebileceğimiz zannedilmesin. Halkımız da buna şartlandırılmasın. O kadar çok mevzuların müzakereleri yapılacak ki Kıbrıs hava civa kalır.

Karşımızdakiler aleyhimize olan şartları çok zorlarsa, masadan kalkamaz mıyız? Elbette kalkarız. Bu çok uzun seneler alacak görüşmeler, tartışmalar olacak. AB belki şimdiki esprisini kaybedecek.

Ben yetmişmilyon Müslüman ve yoksul ülke olarak (onlara göre) AB’ye girmemizi geçtiğimiz günlerde Hint Okyanusu’nda meydana gelen Tsunami’ye benzetiyorum.

Asırlardır Avrupa halkı bizi düşman görmüş, barbar demiş, bize karşı Avrupa birleşmiş haçlı seferleri yapmış, çocuklarını Türkler geliyor diye korkutmuş.

Biz de boş durmamışız Osmanlı hazinesi boşaldıkça Avrupa’ya seferler düzenlemişiz, Viyana’yı bile kuşatmışız. Fransız halkının bir kısmı, Avusturya halkının neredeyse tamamı bizi istemiyor. Onlar da çok iyi biliyorlar ki bizim AB’ye maliyetimiz çok yüksek, ayrıca kültür ve dil farkı var. Avrupalıya göre Türkiye bir hadiseler yumağıdır.

Tsunami sonrası okyanus nasıl çalkalandıysa, şu anda Avrupa da öyle çalkalanmakta, kafaları karışmış, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar çünkü, karşılarında askeri gücü ve jeopolitik durumu fevkalade dinamik ve genç insan gücüne sahip işadamlarıyla dünyayı zorlayan Müslüman Türkiye var.

Zaten Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, yüzü Avrupa’ya dönük kuruldu.

Bütün bunları göz önüne alan aklı selim sahibi Avrupalı liderler Türkiye’yi hiçbir zaman dışlamak istemezler ve istemiyorlar da, ama içeriye alıp da Avrupa’da bir Tsunami yaratmak istemiyorlar. Dedim ya ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Bir sürü cambazlıklar yapıyorlar. Yazdıkları metinlerin satır aralarına öyle cümleler yerleştiriyorlar ki, nereye çekersen gidiyor. Bizi istemeyenlere göre özel bir statü getiriliyormuş gibi bize de özel bir statü yokmuş gibi anlayabilirsen anla.

Dünyada politika hiçbir zaman mert ve net olmamıştır.

Kısacası 17 Aralık görüşmelerinden biz alabileceğimiz en iyi neticeyi aldık, bundan fazlasını bize veremezlerdi, vermediler de.

Daha ortada hiçbir şey yokken Ankara Kızılay Meydanı’nda Melih Gökçek şovu izledik, ne gereği vardı? Aynısını Gümrük Birliği’ne girdiğimizde Tansu Çiller de yapmıştı. Netice ne oldu?

O gün Ankara’da idim. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan meydanda konuşurken ve daha sonra televizyondan yüz ifadesini dikkatlice inceledim, böyle bir şölen yapılmasından çok memnun görünmeyen bir yüz ifadesi vardı.

Bazı durumlarda liderler arzu etmeseler dahi, böyle ortamları kabullenmek zorunda kalıyorlar.

ÖZLÜ SÖZ

Dünya bir gündür

O da bugündür.

Bu yazı toplam 365 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim