• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 16 °C

Açılım çelişkisi!

N. Gürkan Yetkin

Demokratik açılımı bilinçsizce ağızlarına sakız yapanlar, 30 yıldır sürdürülen mücadeleyi ya bilgisizliklerinden kavrayamamışlar, ya da bu geçen otuz yılı bu ülkede geçirmemişler. Bu gün açılım adı altında düşülen çelişkiler, yapılanların neye ve kime hizmet ettiğini doğal olarak karıştırmaktadır. Bu yaşanan çelişkiler, bilgisizce yorumlar ve söylemler, oldukça büyük gafletlere düşürebiliyor kişileri. Dildeki açılım, sorunun altında yatan yanılgılar ve beraberinde neler getirdiği, bazılarınca kavranamamaktadır.

Yıllardır süren bu mücadelenin öbür tarafı, dili, ülkelerin siyasi sınırlarını çizen bir kriter olarak görmekte, örnekleme olarak bu günkü Avrupa'yı göstermektedir. İddiaya göre, Fransa'nın sınırları Fransızca konuşulan bölge, Almanya'nın sınırları Almanca konuşulan bölge olarak değerlendirilmekte, buna göre de ülkemizin belli bir kısmı, kürtçe konuşulan bölge olarak sınırlandırılarak, işgal altındaki Kuzey Kürdistan olarak tariflenmekte ve ifade edilmektedir. Bu iddia aslında kendi içersinde çürüdüğü halde (İsviçre'de üç dil kullanılmaktadır. Norveç, İsveç ve Hollanda'da flaman dili ortak dil olduğu ülke sınırları farklıdır.) bir çokları tarafından kabullenilmiş haldedir. Terör örgütü için Kürtçe dilinin tanınması, sözde Kürdistan devleti için oldukça önemli bir kazanım olarak görülmektedir.
Açılım kapsamında kürtçenin de anadil olarak kabullenilmesi, Kürtçe eğitim, Kürtçe TV ve diğer yayın organları, okullar vb. gelişimlerle beraber, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na taşınmaya kalkışılmasına, ikinci bir resmi dil olarak tanınma talebine kadar varan “Demokratikleşme” sürecini tetikleyecektir.

Ak Parti'de bazıları, bu talepleri oldukça masum talepler olarak karşılamakta “İngilizce” diliyle kıyaslamaya bile kalkışıp, basın açıklamalarında, Kürtçe konuşmanın, öğrenmenin, yazmanın İngilizce konuşmak, öğrenmek ve yazmak kadar normal bir olay olduğu çelişkisine düşmekteler. Mesele bir filoloji meselesi olsa, bu yaklaşım doğru bir yaklaşım olabilir. Ancak talep, bir terör örgütünün en temel amaçlarından biri olarak görüldüğü müddetçe, bu yaklaşımın masumiyeti ortadan kalkmaktadır.

Değerli okurlarım!

Ben size başka bir çelişkiden daha bahsedeyim! Bu gün Türkiye'de internet kullanıcılarının bir çok siteye erişimleri mahkeme kararları ile engellenmişken, bu engellemelerden dünyaca meşhur “YouTube” sitesi dahi nasibini almışken, terör örgütünün propagandasını yapan www.pkk..........tr sitesinin erişimi maalesef engellenmemiştir!

Asıl ilginç olan, sitenin kürtçe değil “TÜRKÇE” yayın yapmasıdır! Bu da bir başka çelişki değil midir?

Gerçek olan şudur:

Demokratik açılım adındaki sanal akım, içi boş, maksadı olmayan bu sebeple de maksadı çok kolay aşan kocaman bir yalan, bir çelişkiler girdabıdır. Yaklaşan genel seçimlere yönelik “Demokratikleştik! Terörü de bitirdik!” sloganları atabilme adına kalkışılmış, dış kaynaklı seçim propaganda malzemesidir!

Gerçek manada, demokratik açılımın var olabilmesi ve bu konuda yapılanların, söylenenlerin samimi olması için,

Bu açılımı ortaya koyanların sözde değil, özde demokrat olması, muhatabın da milliyetçi ideolojide olmayan, demokrat ve temsil yetisine sahip legal, siyasi bir örgütlenme olması gerekmektedir. (Terör örgütünün veya temsilcilerinin, muhataplığı söz konusu dahi olamaz. Örgüt, bu süreci her ne kadar kendi mecrasına taşımaya gayret etse de, başta iç güçler, ardından örgütle işini tamamlamış dış güçler buna müsaade göstermeyeceklerdir. )

Ataları bu ülke topraklarında yaşamış, kendileri de bu coğrafyada yaşayan ve yaşamaya devam etmek isteyen Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, bu acının dinmesi için yapmaları gereken tek şey, terör örgütünün ve sözcülerinin gölgesinden kendilerini kurtarmalarıdır. Pişman olmadıkları için, etkin pişmanlık yasasından yararlanmayan, hatta Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşımadığı için mülteci kimliği ile terör örgütü başının emriyle ülkemize giren sözde barış temsilcisi terör örgütü mensupları, süreci çözüme değil çözümsüzlüğe taşımıştır. Terör örgütü, barışı, kendi mevcudiyetin muhafazası açısından tehlike olarak görmektedir. Yaşanan tüm bu olumsuzlukların ve tahrik görüntülerinin tek amacı, kalıcı barışın asla tesis olmaması gayesi taşımaktadır.

İktidar partisinin seçim yatırımı olarak elinde kalan tek kozu, sorunun çözümü kaldığından, bu kozu seçime kadar taşıyabilme adına, içi boş vaatleri ve siyasi söylemleri, buna karşın terör örgütünün ve başının muhatap sayılmak adına yaptığı ağır tahrikler, meselenin esas mağduru olan tarafları çözüme yaklaştırmak yerine, çözüme olan inançtan dahi uzaklaştırmaktadır.

Toplumsal barış ve sorunların çözümü adına yapılan “siyasi acemilikler”, muhalefetin meselenin hassasiyetini bir yana bırakıp daha da siyasallaştırıp, yapılanları çarpıtıp iktidara çelme atma çabası, garip bir ÇELİŞKİLER ZİNCİRİ'ne sebep olmakta, meselenin çözümünü imkansızlaştırmaktadır.

Çözüm demokrasidir! Ancak gerçek demokratların ve demokrasiye gerçekten inananların demokrasisi!

02.11.2009

Bu yazı toplam 781 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim