• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C

ACININ BOĞAZDA DÜĞÜMLENMESİ!

N. Gürkan Yetkin

Yıl 2007!Temmuzun ayının o korkunç sıcaklarında Ankara bir başka bunaltıyor bedenimi.Sıkıntım içime sığmıyor.Boğuyor, adeta güçlü bir el sıkıyor boğazımı.İlk müdahaleyi yapan doktor,hiç lafı evelemeden gevelemeden söylüyor yüzümüze.”Her şeye hazırlıklı olun!”

İşte o an ,tam o an dünya duruyor,yaşam duruyor,zaman duruyor bizler için.Babam,kardeşim ve ben!Sadece sırayla birbirimizin yüzüne bakıyoruz söylenenleri “Yanlış mı anladık?” diye.

Önce babam giriyor o buz gibi odaya!Klima olmadığı halde bizim için buz gibi olan o odaya.Sanki o anı yaşamıyor sadece olayları bir film sahnesi izler gibi izliyorum.Sonra çıkıyor babam o soğuk ,o buz gibi odadan.Dönüp bana ve kardeşime “Gidin!Annenizle helalleşin!”diyor.O titrek ses ,bu gün dahi aynı tonu ile kulaklarımı tırmalıyor.

Giriyorum odaya.Konuşuyoruz annemle.”Merak etme!Buradayım!Yanındayım!” diyebiliyorum. Yakıştıramıyorum ölümü, benim için eşsiz olan, o insana.Helallik isteyemiyorum yine karşılıklı oturur ,yine sarılırız umuduyla. Sımsıkı tutuyorum elini.Onu, son kez gördüğüm odaya alınana dek.

Sonra bekliyor, bekliyor,bekliyorum.Her zaman çok çabuk geçen zaman, bu sefer inat etmiş, duraklıyor.Dakikalar saat,Saniyeler dakika oluyor sanki.Sadece bir kelime haber alabilme adına yırtınıyorum ama o tek kelime iyi haber gelmiyor.

Bir gün geçiyor aradan.Sadece bir gün!Ömrümden on yıl alıp götüren bir gün!Çaresizliğin, sessiz ve yavaş bir biçimde ciğerimi sökmesini izliyorum.
Sonra bir haber geliyor.Ama bu beklediğimiz haber değil.Temmuz ayında,Ankara'da gök deliniyor!Yağmur taneleri öyle yoğun ki, gizliyor göz yaşlarımı.O an,yumruğumdan büyük o korkunç acıyı, yutuyorum!Boğazımda öyle bir düğümleniyor ki, bağırıp atmak istiyorum, sesim çıkmıyor.Tüm tanıdıklar çarpıyor gözüme.Herkes ağlıyor ,ben sadece izliyorum hiçbir anını kaçırmadan.Dünya duruyor,zaman duruyor ama yağmur durmuyor, Ankara'da,temmuz ayında.

Gerçekten doğumda değil ,bu haberle kopuyor aradaki göbek bağı.İşte bu sebeple çok can yakıyor belki de.İşte o an, sahipsiz ve çırılçıplak kalakalıyorsun ortada.

Sonra her duyduğunda “anne” kelimesini, öksüzlüğü anlıyorsun.İçin buruluyor, boynun bükülüyor.Birlikte yaptıklarından,yaşanmışlıklarından çok, yapamadıkların ve yaşanmamışlıkların üzüyor seni.Hiçbir zaman keşke demeyen birine bile, keşke dedirtiyor bu yoksunluk.Varlığında bilemediğin kıymet ,yokluğunda, tüm ağırlığı ile çöküyor üstüne.Sonra, yaşadığın her anneler günü ,yüreğine bir perçin daha atıyor.Birlikte yaşadığın her santimetre kareyi tarıyor gözlerin.Ama nafile!Anılarından başka hiçbir şey bulamıyorsun .Aslında bildiğin ama bilmeyi bir türlü istemediğin gerçeklik çarpıyor gözüne.Yokluğun gerçekliği!Evladın bile sarılırken annesine ,sana üzülerek bakıyor ,mahrumsun diye.

Ne resimler ne görsel kayıtlar ,boğazına düğümlenmiş olan o acıyı dindirmeye, teselli olmaya yetmiyor.Öksürsen de,aksırsan da takılmış her boğuma ,çıkmıyor!
Her yıl,mayıs ayının ikinci pazarını özsüzlüğünün günü olarak kutluyorsun.Yaptıkların değil yapamadıkların geliyor aklına ve bir kez daha yutkunuyorsun.O zaman bir kez daha anlıyorsun.

Yarısını gömdüğün yüreğinin diğer yarısını da gömene dek, bu düğüm çözülmeyecek!

09.05.2011

Bu yazı toplam 1584 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim