• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

ADAM AĞIZ İSHALİ OLMUŞSA!

N. Gürkan Yetkin

 

            Stres, panik atak gibi bu yüzyıla ait  hastalıklar listesinde son günlerde görülen vakalardaki artışta dikkate alındığında ciddi bir sorun olarak karşımıza çıktı bu ağız ishali rahatsızlığı!

             Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı koltuğunu ,kimlik bunalımı sebebiyle halen işgal etmekte ısrarcı olan İmdat Aslan ,ağzından çıkanları kaleme alması sebebiyle bu hastalığın son kurbanlarından olduğunu bizlere göstermiş oldu.Allah kendisine acil şifalar versin!Maalesef tıbben bir çözümü halen bulunamamış olan bu hastalık için ishal tedavisinde kullanılan yöntemlerden olan bol su içmek ,şeker ve tuz karışımlı tablet kullanmak maalesef hiçbir işe yaramamaktadır!

            Maalesef özellikle eski milli görüş geleneğinden gelen ve bu gün Ak Parti bünyesinde siyaset yapmaya devam eden bir çok kişi için geçerli olan bir durum; son yazılarından anlaşıldığı üzere ,İmdat Aslan tarafından da tercih edilen bir yol ve metot olmuş!

            Nedir bu durum?

            Bu kişiler için doğruları söylememek “YALAN” söylemek anlamına gelmiyor! Yalanlar doğru kelimelerle ve doğru olaylarla birleştirilerek topluma sanki doğruymuş gibi şırınga ediliyor.

            Böylece hiç olmamış olaylar ,hiç söylenmemiş sözler sanki olmuş ve söylenmiş gibi karşı tarafta algı yanılmasına sebebiyet verebiliyor.

            Örnek verelim!

            İmdat Aslan’ın 13.09.2013 tarihli kaleme aldığı yazıdan alıntıdır.

   

            “Herkese bir kulp takmaya çalışırken, para uğruna bütün milli ve manevi değerleri bir kenara atarak, Bolu’daki Misyonerlere Kilise projesi çizenleri dahi aynada gördükleri halde haberleri olmayanlar…!

Her dalda, her telde, her sazda, her cazda oynamayı kendisine karakter figürü yaparak , bir siyasi partinin içindeyken aynı anda siyasi ikbal uğruna diğer başka parti oluşumlarının içine de girerek, gölge merkez ilçe başkanlığı yapanlara şaşı olanlar…

Şaşı olmaktan öte, hatta kör olanların kimin twitter hesabından, kimin kimi takip ettiğinin çetelesini tutanlar…”

 

            Bolu’da, yada bırakın Türkiye’yi Dünyanın hiçbir yerinde tarafımca çizilmiş bir kilise projesi bulunmamaktadır.Bir yıl öncesine kadar mimarlar ve mühendisler hazırlamış oldukları projeleri bağlı oldukları meslek odalarında vize ettirmek ile yükümlü idiler.Bu sebeple tarafımca hazırlanmış olan tüm projelerin listesi ,bağlı olduğum İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Bolu Temsilciliği’nden Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde kolaylıkla elde edilebilir.Bunun dışında Bolu sınırları içersinde Bolu Belediyesi veya İl Özel İdaresi ‘de aynı kanun çerçevesinde sorgulanabilir.

            Şahsıma ait veya Firmama fark etmez bir kilise projesi yapımı söz konusu olmadığına göre olmayan bir olayı olmuş gibi kaleme almak ilk bakışta iftira atmak olarak değerlendirilebilir siz okurlarımın gözünde!

            Ancak son yazımda ben Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı koltuğunu işgal eden İmdat Aslan için “Yalancı” kelimesini kullandım!

            Neden?

            Bu hikaye, Bolu’nun Sesi Gazetesi’nde yıllar önce yayınlanmış ve tarafımca defalarca tekzip edilmişti.Aradan geçen süreçte söz konusu tatil köyü’ne ait yapıların bir çoğu yapıldı ve hizmete geçti.Bu haber ilk yayınlandığı ve tarafımca tekzip edildiği tarihlerde İmdat Aslan ile gayet iyi görüştüğümüz tarihlerde bu konuda tam anlamıyla geyik muhabbeti yapmış ve ciddi eğlenmiştik.Yani konunun nereden çıktığını ve doğruyu yansıtmadığını kendisi çok iyi bilmektedir.

            Yıllar sonra ,gerçekten sebebini bilmediğim bir saldırganlıkla doğrusunu çok iyi bildiği bir konuda aksini iddia eden kişiye sizlerinde takdir edeceği gibi “yalancı” denir!

Benzer şekilde Ak Parti’den istifa ettiğimi çok iyi bildiği halde üzerinden geçen uzun bir süreden sonra Türkiye Değişim Hareketi bünyesinde çalışma yürütmemi ,işin tüm ayrıntılarını bildiği ve katıldığım yerel televizyon kanalında bu konudaki açıklamalarıma canlı şahitlik ettiği halde konuyu çarpıtarak “Her dalda, her telde, her sazda, her cazda oynamayı kendisine karakter figürü yaparak , bir siyasi partinin içindeyken aynı anda siyasi ikbal uğruna diğer başka parti oluşumlarının içine de girerek, gölge merkez ilçe başkanlığı yapanlara şaşı olanlar…” ifadelerini kullanmaktan çekinmeyen kişiye, benzer şekilde iftiracı değil maalesef “Yalancı  demek zorunda kalıyoruz.

16.09.2013 tarihinde Bolu Havadis Gazetesi’nde yayınlanan ve yine İmdat Aslan tarafından kaleme alınan  köşe yazısını dikkate alarak meram anlatmaya devam ediyoruz.

 

“Gazetecilik yada yazarlık; Nadir’in yaptığı gibi birilerinin vereceği bir iki ihale uğruna, emir eri olarak kapısında hazır asker olmak ve ihale veren patronu Alaaddin Yılmaz’a yaranmak için işini yapan şahsıma ’YALANCI’!  diye çamur seviyesizliği değildir…”

            Talihsizlik olarak adlandırabileceğimiz bu ifadeler ve Facebook’ta yayınladığı görüşler ışığında bilgilendirmemize devam ediyoruz.

            Açık İhale Usulü ile ihale edilmiş ve İhaleyi yapan kurum dışında da denetime her aşamada açık olan bir işi “peşkeş” olarak nitelendirmek için eldeki verileri hukuka taşımak daha ahlaki olur.

            İhale usulü olarak Birim Fiyat Teklif seçilmiş ve ihale bu düzende ilerlemiştir.Konu hakkında fikir ya da bilgi sahibi olmayanlar için açıklık getireyim.

            İdare ihale aşamasında, yapılacak işe ait  projeleri ve yapılacak işlerin tarifini içeren poz adı verdiğimiz kodlarla işin metrajı dediğimiz miktarları ihale dosyasında ilgililerine dağıtır.İhaleye girecek firmalar bu evrakları inceler ve kendi birim fiyatlarını ilgili idarenin sunmuş oldukları metrajlarla çarparak fiyat tekliflerini ihale aşamasında kapalı zarf içersinde sunarlar.İhale edilen iş başladıktan tamamlanana kadar miktarlarda artış veya azalış olabilir.İlgili idare ,yapılan işin miktarı ile müteahhidin birim fiyatını çarparak ortaya çıkan bedeli hak ediş olarak öder.Artış ve azalış  miktarı da keyfi değil kanunen sınırlı olan bir değerdir.Bu oran kanunen %20 dir.

            Konu hakkında fikir ve bilgi sahibi olmadan yapılan açıklamalar işi bilenler tarafından komik bulunabilir.Ancak konuyu bilmeyenler yalan yanlış yapılan açıklamaları doğru kabul ederlerse Yalancının yalancılığına ortak olmuş olurlar.

            Aynı yazıda yer alan ifadeleri irdelemeye devam edelim.   

 

“Ha benim Ülkücülüğüm konusuna gelince… Bu işi ölçecek ÜLKÜCÜMETRE icad olmadı henüz. Zaten senin ve senin gibilerin haddine de değil bunu sorgulamak.Ülkücülüğün kıstası  senin anlayacağın tarzda kısaca şudur Nadir;”Bir bozkurt yazdıklarının arkasından en az 10 iti havlatabilmeli!”Anladın?!...

 

Bence anlamadın! Çünkü senin ve saz arkadaşlarının şimdilik görebildiği buz dağının en üst tepesi…!

Anlıyormuş gibi bir şeyleri kara kutuların içine sokmaya çalışsan da , ihale haricinde düşünmeye alıştırmadığın beyninin algılayacağı bir seviyede de değil zaten... O yüzden belediye müteahhidi Nadir’e kızamıyorum,toyluğuna veriyorum…!

 

 

Daha  dün 18 Ağustos 2013 tarihli kendi yazında MHP hakkında yorum yaparken,” Ben yazmayayım MHP adına en sağlıklı tahlilleri Bolu Havadis Gazetesinden Sayın İmdat Aslan yapacaktır. MHP tahlillerini onun kaleminden değerlendirmek daha doğru olacaktır”! diye yazan sen değil miydin?!Yazılarını yazarken ne alıyorsan dikkat et!Farkındaysan hafızan  gelip gidiyor!!!

 

Evet, bir süreden beri içinde bulunduğum çalışmalar nedeniyle dostlarımın zarar görmemesi adına onlardan uzak durmak zorunda kalıyorum…

Hatta bırakın dostlarımdan uzak kalmayı, Nadir’in buna da akıl erdiremeyeceğini bildiğim halde söyleyeyim, 10 ayı aşkın süredir  cep telefonumu dahi kullanamıyorum…!

Buna rağmen,nasırlarına basıldığında insanlara hayasızca ’ YALANCI’! diye iftira atabilecek yumuşaklıkta  olan insanların  çamur halinden yine de kurtulamıyorum…”

İmdat Aslan’ın veya başka bir insanın ülkücülüğünü ölçmek haddimiz değildir.Bir önceki yazımızda  kullandığımız ifade tekrar gözden geçirildiğinde mesele anlaşılacaktır. 

“Ülkücüyüm!”iddiası ile tanınan bir kişinin aynı zamanda “Yalancı!”olarak anılması bu iki kelimenin yan yana duramayacağı gerekçesiyle bir tercih yapması gerekebilir. Ya Ülkücü sıfatıyla adam gibi dolaşmalıdır ya da yalancılığa devam etmelidir!Bu kendi bileceği bir iştir.

 

            İddiamın arkasındayım.Gerçek Ülkücü “YALAN” söylemez! Ülkücü sıfatı ile yalancı sıfatı bir arada durmaz!

            İmdat Aslan’ın yalancılığı ispat altında olduğuna göre Ülkücülüğü tartışmalı hale gelir ki ,bunun değerlendirmesini diğer gerçek ülkücüler yaparlar!

            Yine iddiamın arkasında olarak diyorum ki ,yerel seçim takvimi içersinde MHP adına en sağlıklı tahlilleri Bolu Havadis Gazetesinden Sayın İmdat Aslan yapacaktır. MHP tahlillerini onun kaleminden değerlendirmek daha doğru olacaktır! Çünkü MHP kanadını benden çok daha iyi tanır ve kişileri iyi analiz edebilir.

 

            Mesele İmdat Aslan da değildir aslında! Önemli bir sivil toplum örgütü olan Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyet Başkanlığı görevini yürüten ,takım elbise giyip ,kravat takıp ,tıraş olup protokoldeki ayrılmış koltuğuna oturan kişinin, bozulmuş ruh hali  sebebiyle ağız ishali olmuş bir vaziyette YALAN ifadelerle şahsımı ve diğer kişileri karalama çabası sebebiyle kendisinden erdemli bir davranış beklemekteyiz.

   

            Yalancı sıfatlı cemiyet başkanı işgal ettiği makamdan istifa etmelidir!

            Halen yalan ifadelerine devam etmesi halinde, yerel televizyonlarımızdan hangisi konuya ilgi gösterirlerse canlı yayında Bolu’da veya her hangi bir yerde bir kilise projesi hazırlamadığımı ,mimar değil inşaat mühendisi olduğumu ,Bolu Belediyesi’nden almış olduğum ihale ile ilgili her türlü belge ve bilgiyi Bolu Halkı İle paylaşarak  bahsi geçen konuların yalan olduğunu ispat edebilirim.

            Israrla her “Nadir Gürkan Yetkin” kelimesi geçtiğinde “Uyanıklığın Böylesi!”başlıkla yayınlanmış olan yazımı gündeme getiren İmdat Aslan ,bu konuda tüm süreci anlatan yazımı bu köşeden yayınladığım ve bu yazımı da okuduğunu gayet iyi bildiğim halde  konuyu kalem kabiliyeti ile evirip çevirip sunması diğer iddialarını doğru hale getirmez!

            Fethullah Gülen Cemaati ve Saidi Nursi hakkında, ağız ishali rahatsızlığı içinde kaleme aldığı hakaret dolu yazılar, halen yazdığı gazetenin arşivinde bulunduğu halde  cemaatle ve değerleriyle bağlantılı olduğunu gizlemeyen Sayın Muzaffer Deligöz ile görüştükleri taraflarca ifade edilmiş ise bu iki zıt kutbu bir araya getiren ortak konu ne olabilir?

            Sormuş olduğumuz sorulara cevap vermek yerine soruları sorana ağız ishali olmuş üslupta hakaret etme çabası, yaşanan aczi yetin bir sonucudur!

            Bu köşeyi şahsi meselelerle meşgul etmek doğru değil.Bu durum şahsi meselenin ötesine geçtiği için kaleme alınmıştır.Önemli bir mevkii ısrarla meşgul eden kişinin, şu an yaşadığı psikolojik sorunlar sebebiyle kaleme aldığı yazıları “Normal” olarak değerlendirmek ,sosyal hayatımızı sıkıntıya sokmaktadır.

            Hiç yaşanmamış olayları ,yaşanmış kabul edip, birazda süslediğiniz vakit ortaya çıkan manzara, yaşanan  ishal sonucu ortaya çıkan manzaradan farksız hale gelir.

            Hoş olmayan bu görüntünün sergilenmesi üçüncü şahıslarında sebepsiz yere midesini bulandırmaktan başka bir işe yaramaz.

            Birileri başka bir ilden,ilçeden veya herhangi bir yerleşim biriminden Bolumuza gelmiş ve hayatına bu güzel şehirde devam ettirmeye karar vermiş olabilir.Ancak bu kişilerden biz Boluluların bir farkı her daim olacaktır.Onlar dilediklerinde başka bir şehre gidebilirler.Geldikleri yerleşim birimlerine geri bile dönebilirler!Biz Bolular için Bolu’yu terk etmek ,böyle bir duruma zorunda olmak ancak ve ancak bir zulüm olur. 

            Atalarımın mezarları bu sınırlar içersinde yer aldığı müddetçe bu sınırlardan ayrı kalmak her daim sıla hasreti çekmemiz anlamına gelir.

            Bir değerlendirme yaparken, Bolu’da gurbette olanlar, ne kadar uzun müddetten beri Bolu’da yaşarlarsa yaşasınlar bir gün sıla hasreti içersinde kendi memleketlerine dönme kararı alabilirler.

            Ben de bir çok Bolulu gibi benden sonraki soyumun da daha güzel ve daha yaşanabilir bir Bolu’da hayatlarını sürdürmelerini gönülden isteyen bir kişi olarak yerel meselelere bu şehre sonradan gelmiş bir kişi gibi bakamam!

            Bolu bizler için VATAN kavramı kadar kutsallık içermektedir!

 

            Bu konuda alınganlık göstermek ,konuyu başka mecralara çekmeye çalışmak yanlışlıktır!

            İnsan olarak kişileri ayrıştırmaya çalışmak ,Müslüman, gayri Müslim,Alevi Sünni ,inançlı inançsız vb. ayrımlaştırma ve ötekileştirme yapıma müsait değildir!

            Şahsımı tanıyanlar bu yapımı bilirler.Bir dönem beraber istişarelerde ve görüşmelerde bulunduğumuz ,”Ağabey” İmdat Aslan’da bu özelliğimizi gayet iyi bilirler.

            Anlamadığım konu,İmdat Aslan’ın şahsıma karşı  bu şekilde 180.derece dönmesine sebep olan nedir?

            Bu köşeden daha önce sordum.Yineleyelim!

            Nedir senin derdin?     


Bu yazı toplam 1387 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim