• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 8 °C

Adı üzerinde delikanlı

Mustafa Namdar

Fırtına gibidir şu gençlik. Deli deli eser karıştırıverir ortalığı. Önlemini alamazsanız dünyayı yıkıverir bir anda. Sanır ki doğayı, sanır ki yaşamı, yaşamın içindeki insanları değiştirecek. Öyle düşünür öyle sanır davranışlarındaki delişmenliği.

Tarlaya salınan su gibidir. Kendi yolunu bulur tezekler arasından. Dozu ayarlanamazsa toprağı çoraklaştırır, verimi düşürüverir birden.

Yaşamın, fireni tutmayan en deli dolu dönemidir gençlik yılları. Hızlı gelişme ve fiziksel değişimin sonucu benim dediğim doğru, benim gördüğüm gerçek, her şeyin iyisini ben bilir ben düşünürüm dayatmasıyla kurallara direniş ve dertlerin ivme kazandığı dönem.

Toplumda ergenlik çağı diye bilinen bu dönemde, yaklaşımlar sıcak sevgi içinde olmaz ise tehlikelidir.

Karşı cinse ilgi, sigara alışkanlıkları, içki ve kumar denemeleri, macera peşinde koşmaların kahramanlığı içinde kendini kanıtlama dönemidir bu dönem. Kişilik çatışması içinde çoğu kez kendini yaralar.

Hani o toplumda dışlanan kanun nizam tanımayan şer güçler var ya, onların yararlandığı en verimli çağlardır o gençlik yıllarının değişim geçitlerinde yaşananlar. Elde avuçta durmaz cıva gibidir bu çağda onlar. Hiç farkında olmadan akıp gidiverirler sıcak aile yuvasından.

Ortaöğretim kurumlarında filizlenmeye başlayan bu davranışlardaki istenmeyen hareketler, sanki şimdi ilköğretim okulları ikinci kademe öğrencilerine inmiş gibi. Sınıf hakimiyeti sertleşmeleri, reislik taslamaları, öğretmene isyan, okul içinde gruplaşmalar kendini kanıtlama macerasının yaygın hale gelişini gözlemlemek ürkütüyor insanları.

Ana babaların en dikkatli olmasını gerektiren anlardır bu dönemler. Sorunların üstesinden gelinemiyorsa, okulla işbirliğinde Rehber öğretmenlerle diyalog içine girilmesi gerek. Aklın bir karış havada olduğu, kanın deli dolu aktığı bu dönemde, düşünceleri doğru kanalda buluşturmanın yolu okulla ortak çalışmaktır.

Bu da nereden çıktı demeyin. Bu çağda çocuğu olanlar çocuğunu gözlesin. Olmayanlar sokakta başını kaldırıp şöyle bir çevresine bakınsın, her şeyi çok rahat görecektir. Şimdi eskisi gibi değil. Komşu baskısı, mahalle baskısı yok. Olsa da aldıran yok. Hiç kimsenin gördüğü yanlışı söyleme cesareti yok. Tepkiler günümüzde çok değişti. Ya sana ne isyanı ya da, çocuğumu taciz ediyorsun suçlaması uyarıcı olmaktan caydırıyor iyi niyetli insanları.

Gelecekten şikayet etmek istemiyorsak, günümüzü iyi değerlendirmek zorundayız. Bu durum en önemli toplumsal sorunumuz diye düşünüyorum.

03.03.2010


Bu yazı toplam 668 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim