eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 2 °C

Affet bizi Mehmet Bey

Aykut Karagüzel

Bir evlat düşünün ki, herkes tarafından hor görülüyor. Babası tarafından her gün dövülüyor, sövülüyor, olmadık eziyetleri görüyor. Bahçeye çıkınca arkadaşları onun moraran gözünü gördükçe zevkten dört köşe olup, kıs kıs gülüşüyorlardı. Arkadaşları bu duruma da bir türlü de anlam veremiyorlar. Neden mi? Okulun en başarılısı o; öğretmenlerin en sevdiği kişi o; okulda en fazla işe yarayan her derde deva olmaya çalışan yine o. Ancak nedendir bilinmez kendi ailesinden öz anasından, öz babasından eziyet gören yine o. Onun derdini dinleyen, değerini bilen sadece birkaç tane arkadaşı dışında hayatta kimsesi yoktu zavallının.

Günler ilerledikçe gerçek değeri çevresi tarafından da anlaşılmaya başlanmıştı. El üstünde tutulur olmuştu herkes tarafından. O da boş durmuyordu tabi ki. Kendini geliştiriyor, gücüne güç katıyor, zenginleştikçe zenginleşiyordu bizimki. Tam kendi ayakları üzerinde durmaya başlamış ve etrafa nam salacağı sırada çalıştığı işe başkaları alınmıştı kendisinden habersiz. İşi bırakıp gitme şansı da yoktu Mehmet'in.

Çünkü her şeyden önce söz vermişti fabrika çalışanlarına, ne olursa olsun terk etmemeliydi onları. Fabrika içerisinde çok büyük destekçisi vardı. Vardı var olmasına ama patronlara bir şeyler olmuştu. Ona “Artık sen yetersiz geliyorsun. Bak! Yeni mühendis arkadaşlarınla iyi geçinmelisin, yoksa kendini kapının önünde bulursun ona göre!” Bu olanlara Mehmet bir türlü anlam veremiyordu. Tüm fabrikaların gıpta ile baktığı bir mühendis olduğunu kendisi de biliyordu. Ancak neden ve nasıl soruları cevapsız kaldıkça, beynindeki soru işaretlerinin uçuş sırası da devamlı yer değişmekteydi. İşte bu karmaşık düşünceler kimilerine göre 6 yıl sürdü. Ancak Mehmet'e sorarsanız bu olumsuzluklar, kendinin ikinci plana atılışı, üvey evlat gibi hakir görülüşü 600 yıl sürmüştü. Bu süre sonunda fabrikanın patronu değişmişti.

Yeni patronu Mehmet'in ne denli çalışkan, işini seven ve de içi dopdolu bir mühendis olduğunu çok iyi biliyordu. Fabrikada yaptığı ilk icraat da diğer iki mühendisi kapı dışarı etmek olmuştu. Artık fabrikanın tek sorumlusu bizim Mehmet idi. Günler ilerledikçe kendine olan güveni bir kat daha artıyor, kendini geliştirmek için geceli gündüzlü çalışıyordu başmühendisimiz.

Yeni buluşlar ortaya koymaya başlamıştı. Çalışanları ile o kadar barışık ve iç içe çalışıyorlardı ki, herkes onu aileden birisi olarak görüyordu. Bu güzelliklerin yaşanmışlığı da bir süreye bağlıymış meğer. Yaklaşık 60 ay sonra Mehmet'e sorarsanız 60 yıl sürdü maalesef.

Fabrikada yeni yeni mühendisler türemeye başladı. Fabrikanın patronu Mehmet'in kıymetini çok iyi biliyordu ve bunu çocuklarına ve de yönetim kurulundaki arkadaşlarına sık sık vurgulamıştı. Ancak O'nun da kısa ömrü yetmemişti Mehmet'imizi koruyup kollamaya.

Çalışanlar hiç yılmadan destekliyorlardı bizim mühendis beyi. Ancak artık fabrika sahibi çok el değiştirmiş, yönetim kurulları da önemsemiyorlardı onu. Bazıları hiç tanışma isteği bile duymamıştı Mehmet ile. Olsun her şeye rağmen çalışanlar biliyordu ya onun değerini; bu da ona yeterdi.

Günlerden bir gün fabrikaya öyle bir mühendis geldi ki, herkesi kendine hayran bırakmıştı. Kendisi yurtdışından geliyormuş. Çalışanlar başlarda anlamadılar onu. Ama nedendir bilinmez sevimliliğinin nereden geldiği de anlaşılmaz, millet hayrandı ona. Yine bizim oğlana üvey evlat muamelesi başlamıştı. Ancak bu sefer hazmedemediği bir şeyler vardı. Her defasında arkasında hissettiği, onlar için herkesle kötü olabilme fedakarlığını gösterdiği fabrika çalışanlarına bir gariplikler olmuştu. Çalışanlar yeni mühendisin çalışmalarından bir şey anlamadıklarını bile bile onun gibi olmak için kendilerini yırtıyorlardı.

Mehmet mühendisi en çok üzen şey ise lafa gelince herkesin onu çok sevdiğini söylemesi, sohbet ortamlarında diğer mühendis hakkında atıp-tutmaları idi. Çünkü o da biliyordu artık. Bir gün öncesinde nutuklar atan diğer mühendisleri karalayanlar, olmadık lafları söyleyenler ertesi gün hiç utanmadan, ahlaksızca yabancı mühendisin koluna girip çay kahve içebiliyorlardı. Artık bizim Mehmet'in gücü yavaş yavaş tükeniyordu yapılanlar karşısında. Yapılanlar zoruna gitmeye başlamıştı. Her yönetim kurulu toplantısında olduğu gibi bu yönetim kurulu toplantısında da Mehmet davet edilmişti. Çünkü o hala başmühendisti. Tam toplantının hararetinin yükseldiği bir anda yeni mühendis kapıyı araladı ve “Girebilir miyim?” dedi. Bu durum karşısında Mehmet haricinde şaşkın olan bir kişi dahi yoktu tavanı yüksek bol ışıklı odada. Ayakta önlerini ilikleyerek ayağa kalktılar sırayla. Ve buyur ettiler beyefendiyi baş köşeye. O anda Mehmet'ten soğuk soğuk terler gelmeye başlamıştı. Bu kadarı da pes doğrusu, diye mırıldandı kendi kendine. Ama onun bu durumunu ne önemseyen vardı, ne de gören.

Çıkıp gitmeyi düşündü bir an. Hayır! Yapamazdı. Verilmiş sözleri vardı geçmişteki iyi patronlarına ve her ne yaparlarsa yapsınlar terk edemezdi çalışanlarını. Çünkü onlara aşıktı o.

Terk edemezdi. Sevdalıydı. Zulümlere alışıktı. Nankörlerle çok çalıştı. Düşmanları hep oldu, ama o hiçbir zaman yılmadı. Savaştı, savaştı, savaştı…

Çünkü, O'nun adı Mehmet'ti. Soy adı ise, Karamanoğlu idi.

Çünkü simgelediğimiz Mehmet, biz nankörler tarafından şu anda acı içerisinde kıvrandırılan “TÜRKÇE” idi.

Tüm Türk Milleti adına senden özür diliyorum Mehmet. Biliyorum, suçumuz büyük. Ne olur bizi affet. Ancak şunu da bilmeni isterim ki canım kardeşim, biz bu suçu içimize fazlasıyla sindirdik ve terk edemeyeceğiz. Yarın, öbür gün, diğer günler, aylar, yıllar geçse de değişen bir şey olmayacak. Çünkü biz bu suçu içimize çoook sindirmişiz çok. Ne olur bizi affet. For give Mehmet'ciğim, for give…

Not: Tüm okurlarımızın Kurban Bayramını kutlar, sağlıklı günler dilerim.

06.12.2008

Bu yazı toplam 1051 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim