• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

AFİŞ MESELESİ!

N. Gürkan Yetkin

CHP ‘nin afişinde yer alan engelli vatandaşın aslında engelli olmadığı afişte engelli kişiyi sembolize eden kişinin yeğeni tarafından sosyal medyada deşifre edilince gereksiz bir tartışmada başlamış oldu.

Mesele afişteki kişinin engelli olup olmaması değildi.

Vatandaşın siyasetçiye olan bakış açısının dışa vurumuydu.

Siyasetçiye olan güvenin zaten yerler altında olduğu ülkemizde bir kişinin çıkıp kral çıplak demesinden başka bir ifade değildi aslına baktığınızda.

Bir yönüyle Fake ,Montaj ,anket vb. tekniklerle yanıltılmaktan bıkanların isyanıydı.Diğer yönüyle koskoca partinin ,afişte yer alacak  gerçek bir engelliyi akıllarına getirememiş olmalarıydı.

Engelli kardeşlerimizin ve vatandaşlarımızın da işte tam bu noktada isyanları var zaten!

Görülmemek ve yok sayılmak!

Bakınız siyasi partilerin Başkan adayları ve meclis üyesi ekipleri gezmedik bir nokta çocuklar dahil görüşmedikleri kişi kalmadı neredeyse.

Ancak hiçbiri engelli vatandaşlarımıza eğitim veren kurum ziyaretleri yaptılar mı?

Hiçbir parti bir tek meclis üyesi koydu mu listesine engelli kardeşlerimizden ağabey veya ablalarımızdan?

Düşünmediler bile!

Bakınız Meclis toplantılarının yapıldığı salona!

Ziyaretçi olarak bile bedensel engelli bir vatandaşımızın katılıma müsait değil!

 

Seçilmişlerin farklı, hatta üstün olarak algılandığı bir ülkede, halen yerel gazetelerimizden birinde ve imtiyaz sahibinin Belediye meclis üyesi olduğu bir basın organında yer alan haberde ,“engelli “ kelimesi yerine “özürlü” kelimesi kullanılabiliyorsa, kimse kusura bakmasın, özrü kendimizde aramamız gerekiyor!

Prof. Dr. Stephen Hawking

Hawking sekiz yaşındayken, Kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans'a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge'e gitti. O zamanlar Oxford'da evren bilimi üzerine çalışma yoktu. Cambridge'de danışman olarak Fred Hoyle'u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College'de profesör asistanı oldu. 1973'de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra Hawking Uygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da kara deliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çerçevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Stephen Hawking 1960'ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti (Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Mesele görecelik üzerine ise ve yanlış değer yargısına göre Prof. Dr. Stephen Hawking engelli değil “özürlü” öyle mi?

Bu durumda  Prof. Dr. Stephen Hawking penceresinden bakıldığında da bizler “geri zekalı” olmuyor muyuz?

O kadar cahiliz ki ,çok hareketli çocuğumuzu hiperaktif olarak nitelendiriyor ve sohbetlerde bile rahatlıkla bu durumdan bahsedebiliyoruz.Ancak çocuğumuza “Otistik” teşhisi konduğunda ise neredeyse yıkılıyoruz.

İşin özüne indiğinizde iki durumda konunun uzmanlarına  göre aynı ciddilik derecesinde rahatsızlık.

Mesele aslında algılama meselesi!

Afişteki görselleri eleştirenleri eleştirenler 17 Aralık sonrasında internet ortamında yayılan ses kayıtlarının içeriği ile ilgilendiklerinden ve bu içerikler çokta hoşlarına gittiğinden bu kayıtların nasıl elde edildiği konusuna hiç takılmadılar.

Dinlemeyi kimler yapar?

İstihbarat örgütleri ve casuslar!

Peki bu dinlemeleri yayıp servis edenler kimler ?

“Din adamları ve alimler”

Be hey cahil!

Bir Müslüman’a Müslüman olduğunu bildiğin birinin ayıbını araştırmak ,ayıbını yüzüne vurmak ya da bir Müslüman’a doğru olmayan sözlerle iftira atmak Müslüman olduğunu iddia eden birilerine yakışır mı? 

“Toplum ayrıştırılıyor!”denilmekte!

Casuslar ve hainler ,her toplulukta ayrıştırılır!

Bu duruma tepki göstermek, hırsızlık yaparken suçüstü yakalanan bir hırsızın “ihtiyacım vardı aldım.Beni neden tutukluyorsunuz?”isyanı kadar komiktir!

Bu gün yaşananlar ABD nin Ortadoğu Politikasında yaptığı değişikliğin sonuçlarından başka bir durum değildir.

ABD sırf İran Fobisi yüzünden bölgede yaratmak istediği “siyasal İslam modeli” ni uygulamaktan vazgeçmiş olmasıdır.

Arap baharı ile başlayan revizyon farklı bir vizyon ile ülkemizin kapısına kadar gelmiştir. 

Senaryo benzer oyuncuları farklıdır!

Bu ne demek?

ABD ve Avrupa ,gelişen ve açıkçası belini doğrultan güçlü Türkiye’den son derece rahatsız olduklarından ,kendilerinden bağımlılık anlamında git gide uzaklaşan bu günkü iktidardan kurtulmak istemektedirler.

Bakınız muhalefetin seçim propagandalarına !

Söylemler yerel seçim söylemleri mi yoksa genel seçim hazırlığı mı?

Mazotu ucuzlatanlar ,köprüler barajlar yapanlar vb.

Bu sizlere hiç tuhaf gelmiyor mu?

Nasıl bir imtihandan geçiyor bu ülke yine ve yeniden?

Bir başbakanı bu ülke evlatlarına astıranlar bir diğerine gözü diktiler!

Zaman ötekileştirme değil aksine sahiplenme zamanıdır!

Yerel seçim yerel seçimlikten çıkmış, adeta varlık mücadelesine dönüşmüştür!

Zaman şehre sahip çıkma zamanı değil, ülkeye sahip çıkma zamandır!

Yaradan kimseyi şaşırtmasın!

Yarınlarımız zayi olmasın!

Sen !

Anayasa tarafından seçme ve seçilme hakkı verilmiş vatandaş!

Afiştekilere takılma!

Afişlerde yazılanlara da kulak asma!

O afişleri; hangi partiden olursa olsun, taktıranlara da aldırma!

Bu ülkeye sahip çıkma adına muhakkak seçme hakkını kullan!

Bir oy ile mesajını ver!

Bu ülkeye saldıran iç ve dış tüm düşmanlara tüm hainlere gerekeni söyle!

İnan, bu kadar basit içten pazarlıklıların sesini kesmek ve ustaya sahip çıkmak!

Göreceksin!

Görecekler!

Geçmiş, en önemli kılavuzun, Allah yar ve yardımcın olsun!

20.03.2014

Bu yazı toplam 1505 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim