eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C

Ah bu teknoloji...

Mustafa Namdar

Dünyada hiçbir şey ilk günkü gibi değil. Yüce yaradanın insan kafasına yerleştirdiği beyin dediğimiz et parçasını olumlu yönde çalıştırdığımızda, her gün yeni kazanımlar elde ediyoruz. İnsanlığın varoluş yıllarına gitmeye gerek yok. Çok değil on yıl öncesiyle günümüzü değerlendirdiğimizde akılları durduran değişimleri görüyoruz.

Bilimsel olgunun ışığında araştırma geliştirme birimlerinin ortaya koyduğu yeniliklere, değişimlere ayak uydurmakta zorlanıyoruz. Gerek insan, gerek hayvan sağlığının korunmasındaki yenilikler, tedavi yöntemindeki yeni uygulamalar, bu alandaki gelişen tıp malzemelerindeki modernizasyon ömrü uzatmada, hastalığı tedavide görünür kolaylıkları sağladığını herkes görüyor.

Elektrik, elektronik, bilgi işlem alanındaki yeni buluşları kullanmakta zorlandığımız gibi, sanayideki yeni makinaların maharetleri karşısında da adeta şaşırıyoruz.

Bütün bu olumlu teknolojik gelişmelerin ürünü olan cep telefonlarının neden olduğu yaşadığım gülünç bir olayı paylaşmak istiyorum. Hani şu manyetolu telefonların, şu pastanede yazdırıp da saatlerce beklediğimiz telefonların pabucunu dama atan cep mendili gibi taşıdığımız çok marifetli ufacıcık cihazın kullanımında bulunduğumuz yerlere dikkat etmeden konuşulduğu zaman gülünç durumlara tanık oluyoruz.

İşte şahidi olduğum bir olay; birlikte gülelim. İzzet Baysal Caddesi kaldırımları kalabalık. Hemen hemen aynı hizada yürüyoruz. Cep telefonunu kulağına taktığı kablolarla yönlendiren yaklaşık yirmi yaşlarında bir bayan biraz öfkeli. Hem konuşuyor, hem yürüyor.

Öfkesi konuşma üslubundan belli oluyor. Karşısındaki kim? Kiminle, hangi konuda, hangi raporu konuşuyorsa, sağındaki solundakilerin dikkatini çeker cinsten yüksek perdeden çıkıyor sesi.

“Söyle ona nereden bulursa bulsun göndersin o raporu. Kafayı yiyeceğim valla. Nedir derdi bilemiyorum. Kafayı oynatacağım, kafayı. Sizin derdiniz beni delirtmek mi?” dediğinde yanımda beliren yaşlıca bir bey, bayanı epey takip ediyor olmalı ki, kendi kendine konuşuyor diye biraz merak, biraz da telaşla bayana dönerek; ”Kızım sana rapor mapor gerekmiyor. Sen zaten kafayı üşütmüşsün. Rapor gelse ne olacak, gelmese ne olacak. Kimin kimsen yok mu senin” dediğinde; “Aaa ne diyorsun sen amca! deli mi ne” diyerek hızlanarak yanımızdan uzaklaşıp gidiyor.

Yanımdaki bey; ”Fesüphanallah ne hallere geldik. Allah beterinden korusun. Sokak ortasında kendi kendine konuşana deli denmez de ne denir. Allah Allah“ diyerek o da uzaklaşıyor.

Gerçekten insanlar oynatıyor mu? Yoksa teknoloji nimeti bir dizi araç gereci kullandığı yerlere dikkat mi etmiyordu? Herkesin tanık olduğu benzer olayları mutlaka yaşayanlar vardır.

Yer, zaman, zemin bir de ses tonuna dikkat edebilsek kimseyi deli gözüyle görmeyeceğiz. Gülelim mi ağlayalım mı? Gülmek her halde en güzeli.

Gülmeye devam...

03.02.2009

Bu yazı toplam 554 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim