eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C

AH YAYLALAR VAH YAYLALAR

İlhami Candemir

Değerli okuyucular;Yaylaların başına gelenler tam bir trajedidir.Neden mi,izninizle TEKRAR! açıklamaya çalışayım;(Bu konuda birkaç kez  bilgilendirme  yazısı yazmıştım onun için TEKRAR sözcüğünü kullandım).

Önce Yayla ve Mer’anın tanımından başlayalım;Yayla(farklı olmasına rağmen Yaylak olarak kullanılıyor,biz yine de Yayla diyelim);İNSANLARIN yaz aylarında temiz havasından soğuk sularından yararlanmak  amacı ile konakladıkları yüksek platolardır.Yurdumuzun hemen hemen dört tarafı sıra dağlar ile çevrilidir .Bu sıradağların yamaçlarında platolar vardır.Hal böyle olunca  yayla vasfında pek çok plato bulunmaktadır.Bu platolar kadimden bu yana(tarihin derinliklerinden bu yana) insanlar tarafından  “YAYLA ve MER’A OLARAK”kullanılagelmiştir.

 Yaylaların ve mer’aların kullanım biçimini içeren elimizdeki en eski mevzuat 7 Ramazan 1274 tarihli Kanunname-i Arazidir(Arazi kanunnamesidir.) Bu kanunnamenin  97.maddesi  “Mer’alarla” ,101.maddesi ise “yaylak” ve Kışlak”larla ilgili hükümler içermektedir.

97.maddede “özetle”; Bir kariyeye(köye) minelkadim(kadimden beri )  mahsus (tahsisli)olan mer’ada yalnız ol karye ahalisi hayvanlarını ray eder (otlatır)….mer’a yerleri alınıp satılamaz ve üzerine mandıra ve ağıl ve ebniye (bina-binaler)saire ihdas olunmaz, olursa  hedim(yıktırılabilir) ve kal’ ettirilebilir(Kökünden söktürülüp attırılabilir) bağ ve bahçe ittihaz kılınmaz.hiç kimse tarafından ziraat  ve harasete (çiftçilik yapmaya)izin ve ruhsat verilemez denilmektedir.

101.maddede ise”özetle”Bir karye ahalisine veya birkaç karye ahalisine müştereken minelkadim mahsus olan Yaylak ve kışlağın otundan ve suyundan yalnız kendilerine mahsus olan  kariyeler ahalisi intifa edebilir.Böyle ahaliye mahsus olan yaylak ve kışlaklar alınıp satılamaz ve tapu ile bir kimseye tasarruf ettirilemez ve ahalisinin RIZASI OLMAKSIZIN ZİRAAT VE HARASET dahi olunmaz denilmektedir.Yani ahalisinin rızası varsa ziraat ve çiftçilik yapılabilecektir ki kuzey mailedeki yaylalarımızda ziraat ve çiftçilik yapılmaktadır.

Görüldüğü üzere kanunnamenin yaylalarla ilgili 101.maddesinde Mer’alarla ilgili 97.maddede olduğu gibi yaylalarda  mandıra,ağı l ve  ebniye yapılamaz hükmü yoktur.Var mı? 101.maddeyi tekrar gözden geçirelim.Yok. Sonra ne oldu da yaylalar kadimden bu yana ihtilafsız şekilde kullanılagelirken yaylalara neden musallat olundu?

Yollar yapıldı, elektrik geldi,yaylalardan yararlananlar motorlu araç sahibi olmaya ve çoğu kez günü birlik gidip-gelmeye, insanca yaşanabilecek evler yapmaya başladılar,işte  yaylalar cazip hale geldi.Bu kez yaylalara DEVLET BABA göz dikti. Bilindiği gibi 1926 yılında yürürlüğe giren eski Medeni Kanunumuzun 641.maddesinde (önemine binaen) yaylalarla ilgili özel kanun çıkartılacağı belirtilmiş olmasına rağmen 72 yıl çıkartılmayan kanun  nihayet  1998 yılında  çıkardı(mer’iyete konuldu).4342 sayılı Mer’a kanunu.

 Adından da anlaşılacağı üzere Mer’alarla ilgili gibi görünse de Yaylaları da içermektedir. Bu yasanın 35.maddesi ile 1274 tarihli arazi kanunnamesinin gerek mer’alarla ve gerekse Yaylalarla ilgili maddeleri(97 ve 101)yürürlükten kaldırıldı. Bu ne anlama geliyor? Kanunnamenin ilgili maddelerinin 1998 yılına kadar (yürürlükten kaldırılıncaya kadar)yürürlükte olduğunun kanun yapıcı tarafından açıkça kabulü anlamına gelmiyor mu?. Geliyor.

Peki kanunnamenin 101.maddesinde yaylalara herhangi bir ağıl,mandıra, ebniye(bina-binalar) yapılamayacağı hükmü olmadığı halde 1998 yılından önce yapılan binalar için hedim (yıkım) kal(temelinden söküp atma) yapılabilir mi?

 Hukukun evrensel  kurallarından birisi ”kanunların açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez” ilkesidir. Diğeri ise “ceza hukukunda genişletici yoruma yer yoktur” ilkesidir.Peki hal böyle iken yani kanunnamede açıkça ev yapılamaz denilmediği halde soruyorum;1998 yılından önce yapılan binalar hakkında da yıkım kararı verilebiliyor mu? Ne yazık ki Veriliyor. Neymiş efendim “ev, yayla evi amacına uygun değilmiş, alın size genişletici bir yorum.

Ahmet bey ev yapıyor mer’aya tecavüz,Mehmet bey ev yapıyor mer’aya tecavüz,o zaman soruyorum kardeşim her yer mer’a ise yayla bunun neresinde, gösterinde vatandaş mahkemelerde sürüm sürüm sürünmesin. Peki yaylalardan yararlanan köylüler bu hukuk garabeti karşısında ne yapıyor kocaman bir hiç.Hatta geçen haftaki Bolu Gündem gazetesinde okudum,bir köy muhtarı(şimdi mahalle),yayla evleri neden yıkılmıyor diyebiliyor.Vay benim memleketim! Sayın muhtar Adliyelere gidip gelmekten de  şikayetçi.

Gelelim daha vahim durumlara ; Hani yayla evleri doğanın görünümünü bozuyor,doğa talan ediliyor gibi söylemler var ya onlara cevap;Devlet 4342 sayılı Mer’a kanununda, 4916, 5178,5334,5685, 6527,6552 sayılı kanunlarla 6 kez değişiklik yaparak, maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan,Turizm için zaruri olan,kamu yatırımları için zaruri olan, doğal afet bölgelerinde yerleşim yeri olarak  ihtiyaç duyulan durumlarda,kentsel gelişim ve dönüşüm proje alanlarında  vasfı değiştirilerek  Mer”aların ilgili kurumlara tahsis edilebileceği hükümleri  getirilmiştir. Sözüm ona DOĞA AŞIKLARI”nın sesi soluğu çıkıyor mu? Çıkmıyor,ne zaman aslan kesiliyorlar gariban köylünün evi söz konusu olduğunda .

Bir- iki gün önce resmi gazetedeki bilgilerden öğrendiğimize göre “ Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” adı altında Kartalkaya kayak merkezi ile Karacasu Termal Turizm merkezi arasında kalan 50 bin hektarlık yeşil alan - yaylalar da dahil- turizme açılıyor, hem de  devlet destekli kredilerle.Doğa yağmalanıyor,ey doğa sevdalıları neredesiniz!

Şimdi gelelim yine yaylalar ilgili  yürek burkan,vicdanları  sızlatan bir başka duruma;  6292 sayılı bir yasa var.Bu yasa 2012 yılında yürürlüğe girdi,Kısaca adı 2/B yasası.Bu yasaya göre;

1)Ormanları yakıp yakarak,açma yaparak yani suç işleyerek devletin malını gasp edenlere cüz’i bir bedel karşılığında  buraların tapuları verildi.

2)Orman içine yerleşerek yayla evi yapanlara- ki suçtur- o evlerin yıkımlarının durdurularak kullanıcılarına Anayasanın 169.maddesine açıkça aykırı olmasına rağmen KİRALAMA hakkı verildi.

Peki yukarıda etraflıca izaha çalıştığım 1274 tarihli Arazi kanunnamesi ile kullanım hakkına dayanarak yani suç işlemeksizin, haksız olarak işgal etmeksizin minelkadim , mahsus(tahsisli) olarak kullanılan YAYLA evleri hakkında YIKIM için bu kadar ısrar etmenin vicdani bir tarafı var mı? Bu evler için de orman içindekiler gibi en azından kiralama hakkı verilmesi daha adilane olmaz mı?Tabii ki olur.Olur ama isteyen olmayınca tabii ki veren de yok.Peki kim isteyecek? Vatandaş isteyecek,başta muhtarlar isteyecek,sivil toplum kuruluşları isteyecek.Bizler istemeyi bıraktık,bu evler neden yıkılmıyor diye beyanatlar veriyoruz.

O evlerin yıkılması için fikir beyan eden muhtarlar yukarıda belirtmeye çalıştığım haksızlıklar ve mağduriyetler karşısında nerede ise omuzlarında taşıyacakları iktidar milletvekilleri nezdinde bu çarpıklığın düzeltilmesi için ne gibi uğraş veriyorlar  acaba. Bilmek istiyorum.

 Halkın yoğun talepleri,muhtarların,siyasilerin, sivil toplum kuruluşlarının girişimleri ve baskıları sonucu Adana’nın Pozantı kazası mülki hudutları dahilindeki  Bürücek,Akça Tekir yayla sakinlerine- ki yaz aylarında nüfus milyonu buluyordu -geçmişte “senin hayvanın yok yayladan yararlanamazsın” denilemediği gibi oralara hayvan girmemesi için bekçi tutulduğunu da iyi biliyorum.Sonra ne oldu, Mer’a kanununa geçici bir madde eklenerek o yaylalar özel mülkiyete açıldı ve tapuları da verildi.Bolu’da ne oluyor,Bırakalım tapuyu mapuyu, vatandaşın hayvanı yoksa yayladan yararlanamıyor . Beyler Bolu merkezde- yanlış hatırlamıyorsam- 17 köy mahalle oldu,Belediye mevzuatına göre belediye hudutlarında hayvan beslemek yasak.Vatandaş Hayvan  beslese yasak ,atasından kalan yaylaya çıkacak “hayvanın yok YASAK”..Tanrım aklımı muhafaza eyle.Ayrıca vatandaşın bu gün hayvanı yoksa yarın olabilir.atalarından tevarüs ettiği yaylasından neden kovuyorsunuz. Şükredelim ki  vicdanları sızlatan hatta kanatan bu tablo mülki amirlerimiz tarafından da görüldüğü için olaya mümkün olduğunca hoşgörü ile yaklaşılıyor.(Bazı muhtarlar hariç) Bizin siyasilerin,muhtarların,sivil  toplum kuruluşlarının kulakları çınlasın.

 

 

        

Bu yazı toplam 4111 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim