• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 16 °C

AİBÜ Rektör, Dekan, Gen Sek. Sahtekarlık İçin Ne Yaptılar ?

Hüseyin KAYA

 

Aşağıdaki ifade 14/08/2012 tarihli...

Savcılık Soruşturma no:2012/5905…

“Bolu Olay Gazetesinde 25/06/2012 tarihinde yayınlanan “Pedagojik Formasyonda Torpil Var mı?” başlıklı yazıyı okuduktan sonra bu yazıyı destekleyen bir bilgim vardı ve bu bilgimi Bolu Gündem Gazetesinin 11/07/2012 tarihinde yayınlanan “Cumhuriyet Başsavcılığına” başlıklı köşe yazımda paylaştım. Benim kişisel olarak herhangi bir şikayetim yoktur. Ancak bu durumun araştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığınıza ihbarda bulunuyorum.” Dedi. Tutanak birlikte imza altına alındı. Osman Karlı (Cumhuriyet Savcısı), Nilüfer Söyleyen (Zabıt Katibi), Hüseyin Kaya (İfade Sahibi)

***

Demek ki ne yapmışız?

Köşe yazarı sıfatımızla sahtekarlık olayını Başsavcılığımıza dört yıl önce bildirmişiz.

Bu yazılı bildirim yayınlanmadan önce, Sayın Başsavcımıza da detaylı bir şekilde tarafımdan anlatılmıştı.

Bu vatan toprakları üzerinde kurulmuş olan bu devlet bizim ve o’na sahip çıkmak gibi şerefli vatandaşlık bir görevimiz var.

Biz bu görevi yerine getirme konusunda korkusuz ve on kaplan gücünde oluruz.

Bizans zihniyetli ortamlarda biz ULUBATLI HASAN olarak kahpe-kalleş surlara bayrağımızı dikeriz.

Bilgili, belgeli ve de ahlaklı çizgilerden yürürken “Hodri” sesini meydanlarda duyarsanız, bizim sesimizdir.

Namımız cesaretimizdendir.

***

Konuya dönersek…

Eğitim Fakültesinde yaşanan ve asil liste ile yedek listelerde adı olmayan Mine Şahin ve Semahat Duran isimli kişiler kendilerini Üniversite’den birilerinin yönlendirmesiyle Ziraat Bankasına para yatırmaları sağlanmış ve liste dışı yasal olmayan bir uygulamayla (sahtekarlık burada başlıyor) öğrenci olmaları sağlanarak pedagojik sertifika almalarına haksız biçimde göz yumulmuştur.

1-Fazla para yatırılan hesaptan kim sorumludur?

2-Para yatırın diye söyleyen ve listeye isim ilave edenler kimdir?

3-Yasal olmayan bu uygulamanın organizasyonunu kimler yapmıştır ve kimler imza koyarak sorumlu olmuşlardır.

4-Rektör Hayri Coşkun’un yönetimi uhdesinde yaşanan olayları bilmemesi söz konusu değildir.

5-Rektör Hayri Coşkun ile Eğitim Dekanı aynı zamanda Rektör Yardımcısı Mehmet Bahar akademik kadrolu kişilerden sorumluyken, Genel sekreter Erdal Bekiroğlu da idari kadrolarda çalışanlardan sorumludur.

Pedagojik kurulda bulunan akademisyenler ve Üniversite Hastanesi Hemşire Hizmetleri Müdürlüğü yapan idari kadrodaki Mine Şahin’in sahtekarlık eylemlerinde ortaya çıkan durumun sorumluları bu durumda Rektörlük ve Genel Sekreterlik makamını kullananlardır.

Bu konu Savcılık marifetiyle YÖK’e iletilmiş ve YÖK DEN soruşturma izni verilmeyip doğrudan Rektöre inceleme-araştırma yapınız şeklinde gönderilmiştir.

YÖK müfettişleri vasıtasıyla araştırma –soruşturma yapması gerekirken, YÖK bünyesinde nasıl bir maniple olmuştur ki, konuyu kapatsın diye bir sahtekarlık olayı Rektöre havale edilmiştir.

Rektörde şahsıma gönderdiği yazıyla konu hakkında soruşturulacak bir durum yoktur diyerek konuyu kapatmıştır.

Günümüzde FEtö örgüt mensubu olarak gözaltına alına bu ablaların korunması sağlanmıştır.

Ve rektör, bu konu ile ilgili olarak şahsıma karşı bir dava açamamıştır.

***.

Gelelim başka bir konuya…

“Sayın Rektör’ün yönetim çevresinde onlarca kişi Fetö davalarından içeri alınırken ve alınan kişilerin akademik kadroları Rektörün onayından geçmişken, bu kişilerin akademik-özlük haklarıyla ilgili kadrolaşmada süper hızlı davranılırken, bir kısım diğer akademisyenlerin haklarını yıllarca süründürüp vermezken nasıl oluyor da Rektör görevden alınmıyor” diye merak ediliyor…

Daha doğrusu bütün Bolulular merak ediyor.

Bende onlara diyorum ki:

Rektörün kendisi Fetöcü olmasa da, sağlam ve sürekli makamlarınekonomik sosyal imkanlarını kullanma adına Fetöcüleri koruyup kolladığı düşünülebilir.

Fetöcülerle işbirliği yaparak makam koruma derdinde olanların, aynı düşünceden hareketle makamı koruma adına da itirafçı olması ihtimali her zaman vardır.

İtirafçılık yasal zeminlerle yararlılık üzerine tanımlanmıştır.

Amaç, yeter ki devlete millete zeval gelmesin

Eğer böyleyse devletimiz adına boynumuz kıldan incedir.

***

Akademik hayatım boyunca beş kitabım yayınlandı.

Aşağıda ULUSLAR ARASI POLİTİK DERİNLİKLERDE ANADOLU 2000, Özsan matbaba, Bursa, s.94, 1999 başlıklı kitabımdan bir alıntıyı paylaşmak istiyorum.

FETÖ’NÜN HAİNLİĞİNİ NE ZAMAN TESPİT EDİP YAZMIŞIM

“Fetullah Gülen İtalya ya gidip PAPA ile görüşmeler yaptı. Devletin temsilcisi olmamasına rağmen durumdan vazife çıkaran GÜLEN’in PAPA ile görüşmesinin altında yatan düşünce neydi?

ABD nin 2000 li yıllara yönelik uyguladığı senaryoların ortaya çıkması sonucunda hedef sapmaları önleyici bir manipilasyon olabilir miydi?

Gerçek adı ne diye merak edilen Fethullah Gülen’in devleti ele geçirmeye ve dini esaslara dayalı bir toplum modeli hazırlamaya yönelik kasetleri ortaya çıktı. GÜLEN, dini esaslara yönelik sosyolojik alt yapı hazırlanması amacıyla konuşmalar yapıyor, kilit noktaların ele geçirilmesini istiyordu.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu laik demokratik Türkiye Cumhuriyetini istemeyen Fethullah Gülen, açık toplantılarda topluma ve devlete şirin görünmeye çalışırken, kapalı toplantılarda devleti nasıl ele geçiririz hesapları yapıyorlardı.”

Kitabımın Yayın tarihi 1999

Okurlarıma saygıyla…

Bu yazı toplam 3701 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim