• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 3 °C

AK Parti’ye açılan kapatma davası ve demokrasi

Mustafa Öz

Siyasi partiler DEMOKRASİNİN vazgeçilmez öğesidir.

Demokrasimizin gelişmesi, kökleşmesi, kurumsallaşması için partilerin kapatılması çare olamaz olmamalıdır. Bugüne kadar ANAYASA MAHKEMESİ 36 parti kapatma davasına bakmış 24 partiye kapatma cezası vermiştir. Kapatılan partiler başka ad altında çoğu kez aynı isimlerce kurulmuş yeniden faaliyete başlamıştır. Kapatmalar parti mezarlığı oluşturma dışında pek bir işe yaramamıştır. Demokrasimiz ve milli irade yara almış, toplumda kırılganlığı ve güvensizliği artırmıştır. Sorunların çözümüne katkı sağlamamış hatta sorunların daha derinleşmesine yol açmıştır. Parti kapatılmasını zorlaştırıcı birtakım değişiklikler yapılsa da sonuç itibariyle açılan davalar bitmemiş, her açılan dava siyasi, ekonomik ve toplumsal kaygıların artmasına yol açmıştır. Partiler Anayasa ve hukuka göre kurulmaktadır.

Tüzel kişiliklerin suç işlemesi, suça iştiraki mümkün değildir.

Suç varsa partinin yönetimindedir. Parti kapatmak yerine suçu, suçluyu öven, suça iştirak edenlere ceza verilmesi en adil olan yöntemdir.

NEDEN DEMOKRASİ Mİ?

Parti kapatma davalarının nedeni DEMOKRASİYİ özümseyememiş olmamız damı yatıyor. Yoksa milli iradeye saygısızlıkta mı yatıyor. Toplumdaki güvensizlik temelinden mi kaynaklanıyor? Kapatma kapatma davasına konu olanlarda hiç kabahat yok mu? Toplumun birbirine güvenmesi nasıl sağlanacak? Ötekileştirmeden nasıl kurtulacağız? Acaba ülkede bazı önemli kavramları dilimize dolayarak (PELESENK) ederek aşındırdık mı? Bu kavramlarda birbirimize güvensizliği nasıl ortadan kaldıracağız?

Ülkemiz Tanzimattan bugüne gerek içerden, gerekse dışardan yapılan yönlendirmeler ve müdahalelerle sürekli ayrıştırılıyor! Osmanlı döneminde: Osmanlıcılık, Pantürkizm, Panislamizm, Batıcılık ana ekseninde başlayıp iktisaden Kapitülasyonlarla kuşatılan, manda ve himaye ile süren, beynelmilel siyasi grup ve fikirlerle (Masonluk, Döneklik, Enternasyonelcilik, Hümanistlik ve günümüzde de GLOBAL KUŞATMACILIK) süren bir ayrıştırma harekatı var.

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ

Sizin ne söylediğiniz değil ne yaptığınız önemlidir. Evet %47 lik bir oy ile milli iradeden kabul gören AK Parti Demokrasinin aradığı çoğunluk miktarını sağladı. Ama demokrasi ve insan hak ve hürriyetini artıracağını haykırırken, azınlığı hukukun üstünlüğünü %47 ile karşılaştırmaya kalkıştı. Sayın iktidar partisi başkanı; CHP'yi meyvesiz ağaç ve felaket tellallığına sebep olmakla, MHP'yi selam bile verilmeyecek hamaset edebiyatçısı olmakla, Anayasal kurumları hukuki dayatma ile millet iradesini ipotek koymakla, Askeri siyaset yapmakla, sivil toplum kuruluşlarını yalancılıkla, muhalefet yapanları ise; kıskançlık, dünyayı tanımamakla, ekonomi bilmemekle itham etti. Yani benim demokrasimi paylaşırsanız MİLLİ İRADEYE saygılı olursunuz, paylaşmazsanız da Demokrasi dışı özlem içinde olmakla suçlanırsınız. Bu iş bu kadar basit olmamalı. Bu ülkede milli iradenin %47 olarak tecellisinde hangi sebeplerin, görünmeyen iradelerin, görünmeyen oluşumların etkili olduğunu bilmeyen mi var. 22 Temmuz seçimlerinde bugün sizin karşınıza geçen bir MEDYA grubu sürekli MAGAZİN haberi yapıyordu. İşte milli irade böyle hoyratça yozlaştırıldı.

Demokrasilerde takiyye yoktur. Açıklık ve şeffaflık vardır.

Hukuka dayanmak vardır. Hukukun siyasallaşması olmadığı gibi yürütmenin hükümran olduğu alanların (devlet bürokrasisinin, ekonominin) da siyasallaşması diye bir şey olamaz. Olmamalıdır. Siyasallaşmış hukuk ADALET dağıtamaz! Hem bundan müşteki olacaksınız hem de siyasallaşma için ne gerekiyorsa yapacaksınız (YUMUŞAK GEÇİŞ UYGULAMASI!) Yani bürokrasi, Anayasal kurumlar ve diğerlerine yapılan ve yapılacak atamalarda(yakaya yapışmaya gerek kalmadan)yumuşak geçiş yapacaksınız.

Bunlar benim görüşüm değil bunlar yapılan açıklamaların satır aralıkları.

Hiç kimse kutsal kavramları “İnsan hakları, Adalet, Hukuk, Demokrasi, Milli irade, Cumhuriyet, Laiklik, Din, Eşitlik, Sınıfsızlık” örseleyemez kendine göre yontamaz, tarife, kılığa sokamaz.

BU ÜLKE VE BU MİLLET BUNU HAKETMİYOR

Bu milletin geleceğini ipotek altına alan, enerjisini yok eden ve 125 yıldır tartışıp bir arpa boyu yol katedemediğimiz konuları masaya ön yargısızca koyup kendimizi aldatmadan, kendimize yontmadan, birbirimize güvenerek çözmeliyiz. Bunu yaparken hiç kimsenin diğerinden üstün görünmemesi, gösterilmemesi gerekir. Baskıyla, demokrasi dışı hareketlerle, dünya ve içeriye karşı kötü bir SİYASİ izlenim vererek bunları başaramayız. Parti kapatmak çözüm olmamıştır. Hele 6 yıldır ülkeyi idare eden demokrasinin çoğunluk gereğini milli iradeden almış bir partiyi kapatmaya kalkmanın hiç yararı olmayacağı bellidir. Bunun siyasi, ekonomik, hukuki sonuçlarının ülkeyi sıkıntıya sokacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktur. Siyasilerimiz, Aydınlarımız, ülke için katkı sunmak isteyen bürokratlarımız hep birlikte nerede hata yapıyoruz sorusuna cevap aramalıyız. Bu açılan dava buna vesile olsun bir hayırlı sonuca gidelim. Daha kötü sonuçlar siyaseti de, ülkeyi de sıkıntıya sokar. Bu durum yerli ve yabancı işbirlikçilerin ve ülke düşmanlarının ekmeğine yağ sürer. Hukuksuz olmaz, adil olmayan hukuk da hukuk olmaz. Umuyoruz ADALET tecelli eder. Milletimiz her zamankinden daha İTİDALLİ olmalıdır.

21.03.2008

Bu yazı toplam 653 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim