• BIST 89.371
  • Altın 146,677
  • Dolar 3,6426
  • Euro 3,9175
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Akkayalar -Çepni-

Nadir Garipoğlu

            05.10.2005

Bu köşemde 200 yılından beri beş veya altı kez Bolu’nun Pamukkalesi Akkayalar’ı konu eden yazılar yazdım. Bugün de yine aynı konuya değineceğim.

Mimarlar Odası Başkanı iken, o dönemlerde çıkardığımız Mimarlık dergimizde de bu konuyu işlemiştik. Bir mimar olarak, Bolumuzun bu doğal güzelliklerinin korunması, kollanması ve geliştirilip turizme sunulması beni fazlası ile ilgilendiriyor.

Duyduğuma göre Valimiz Sayın Ali Serindağ bu konuya el atmış. Bundan dolayı çok memnun oldum ve umutlandım. Çünkü Valimizin göreve başladığından beri, her konuya gösterdiği hassasiyeti ve duyarlılığı Akkayalar için de fazlasıyla göstereceğinden eminim.

Daha önceki yıllarda hazırlanan ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nca da onaylanan, bizim mimarlarımızın yaptığı Akkayalar’ın çevre planı Valimizin talimatıyla hayata geçiriliyormuş.

Bu plan kapsamında daha önce imalatı yapılan havuzlar, su dağıtma kanaletlerinin yanı sıra; havuzlar için soyunma kabinleri, şifalı çamur banyosu için mekanlar, duş, tuvaletler, kafeterya, kamelyalar, oturma ve seyir terasları, çay ocağı, dinlenme yerleri ve sosyal tesisler var.

Ancak bunlardan önce yapılması gereken bir iş var. Travertenlerin arasından çıkan ağaçların yaprakları dökülüp, travertenleri karartıyor, bu nedenle onların kesilip temizlenmesi gerekiyor.

Daha önce de bu konuya dikkat çekmiştim. Hatırladığım kadarıyla Özel İdare Müdürümüz o ağaçların kesilip temizlenmesi için girişimde bulunduğunu bana söylemişti. Bugüne kadar bir netice alınmadı ve bembeyaz travertenlerin ağaçların bulunduğu yerlerdeki kararmalar devam ediyor.

Travertenlerin alt kısmından bir dere akar ve bu derenin etrafı da muhtelif ağaçlarla kaplıdır, bu ağaçlar Mudurnu yolundan gidenlere seyir imkanı tanımaz. Hiçbir özelliği olmayan o ağaçların temizlenmesi, travertenlerin o doğal güzelliğini ortaya çıkartır kanaatindeyim.

Yine öğrendiğime göre travertenlerin alt kısmına yani derenin bulunduğu yere bir istinat duvarı çekilecek ve küçük havuzlar yapılarak, yukarıdan akan su ile Pamukkale’deki gibi beyazlanması sağlanacakmış. Derenin kenarına yapılacak olan doğa parkı ve otoparkın da yapımından sonra burası gerçekten ziyaret etmeye değer bir mesire yerimiz olacak.

Bu işlerin finansmanı özel idare bütçesinin dışından da sağlanabilir. Şöyle ki Akkayalar’dan çıkan bu maden suyunu kullanan Akmina fabrikası bu işlerin yapımına yönlendirilebilinir.

O fabrikanın fenni mesulü olduğum için açılış törenine davetli idim. Açılış töreninde gerek rahmetli Sakıp Sabancı ve gerekse yabancı ortakları kendilerinin çevreci bir kuruluş olduklarından ve çevreye de faydalı olmak istediklerinden bahsetmişlerdi. Daha sonraki fabrika müdürü Nihat Eldaş’tan edindiğim bilgiye göre de, fabrika olarak buranın çevre düzenlemesi için kendiliklerinden 100 bin dolar ayırdıklarını öğrenmiştim.

Şimdi bütün bunlara ne oldu bilmiyorum. Akmina fabrikası ile gerekli temaslar yapılarak, buranın yapımı, bakımı ve hatta işletmesi onlara yüklenebilinir düşüncesindeyim.

Bu yazı toplam 382 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim