• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Aklımdan firar eden esintiler

İlhami Candemir

 

         Sayın okuyucular,bu gün sizlerle vicdanımı rahatsız eden bir iki konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Birisi İHTİRAS .

        İHTİRAS TDK ‘ nun (Türk Dil Kurumu)tanımına  göre “ aşırı-güçlü  İSTEK” dir. Ben haddim olmayarak bu tanıma şu hususu da ilave etmek isterim. İHTİRAS, “devamlılık içeren”  aşırı-güçlü İSTEKDİR.  Buna doyumsuzluk, aç gözlülük de diyebiliriz. İnsan oğlunun iç huzurunun kimyasını bozan arzular yumağıdır da diyebiliriz. Kırsal kesimde yaşayan vatandaşların ihtiras kelimesini kullandıklarını pek duymadım ama bu anlama gelen TAMAH kelimesini duymuşsumdur. Bu durumdaki kişilere tamahkar denilmektedir. Peki tamah nedir?Aç gözlülüktür,hırstır.Atalarımız” gözün karnı yoktur” demişler. Ne  kadar verirseniz verin  -eğer aç ise- o gözü doyuramazsınız. Her ne ise öyle veya böyle ben bu yazımda bu konuyu irdelemek istedim. İnsan oğlunun iç huzurunun kimyasını bozan bu durum bazen kişinin benliğinde o kadar yoğunluk kazanır ki maraz(hastalık) haline gelir. Bunun ilacını dinimiz göstermiştir. Şükretmek. Hamd etmek.

       Şükretmek,  kişiyi atalete(tembelliğe) sevk etmez, aksine ruhsal huzura götürür.

          İhtirasın(Tamahın-Aç gözlülüğün-hırsın) nelere mal olduğunu anlatabilmek için bizlere şu olayı örnek gösterirlerdi; Osmanlı döneminde bir eyalet valisini, ne kadar rüşvet verilirse verilsin doyuramamışlar. Durum padişaha iletilmiş. Padişah da bir gün o eyaleti ziyarete gittiğinde valiyi çağırmış ve ona şöyle demiş,”Vali,  duyduğuma göre sen çok çalışıyormuşsun, seni ödüllendirmek istiyorum, şimdi benim yanımdan koşmaya başla, koşarak bir daire çiz,o dairenin içinde kalan  mülkü sana vereceğim” demiş.Vali , başlamış koşmaya,şurayı da alayım,burayı da alayım diye diye durmadan koşmuş ve bir noktada durmuş,nefesi kesilmiş ve sizlere ömür.Padişah da oradakilere dönerek işte muhterisin(ihtiraslının-tamahkarın-aç gözlünün) akıbeti budur demiş.   Maraza(hastalığa) dönüşen ihtiras bazı durumlarda sadece muhterise zarar verir, bazı durumlarda ise (siyasi ihtiraslarda olduğu gibi)tüm topluma(millete-devlete)zarar verir.

            Hitler de öyle yapmamış mı?Avusturya’yı alayım, Macaristan’ı alayım, Fransa’yı da alayım derken kendi sonunu hazırlamamış mı?Keza Saddam Kuveyt’i işgal etmekle kendi ve ülkesinin sonunu hazırlamadı mı?

          Görüldüğü üzere gerek Hitler, gerekse Saddam misalinde olduğu gibi en tehlikeli İHTİRAS siyasi ihtirastır.

     Tanrı bu gibi ihtiraslardan tüm insanlığı korusun.

             Gelelim diğer konuya, İDAM.

Sayın okuyucular, 15 Temmuz darbe girişimini takip eden günlerde İdam olayı siyasetin gündemine girmişti. Bendeniz 19/07/2016 tarihli (darbe teşebbüsünden iki gün sonra) BOLU GÜNDEM gazetesinde yayınlanan  “puslu hava” başlıklı yazımda bu hususu irdelemiş ve böyle bir yasa çıksa dahi bu 15 Temmuz darbe sanıkları için uygulanamaz,  zira Anayasanın  38 ve TCK 7.maddeleri buna engeldir demiştim. Her iki maddeye göre özetle; Sanık, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan yasaya göre cezalandırılır. Ceza yasalarında yapılan sonraki değişiklikler “sanıkların aleyhine ise” uygulanamaz, ancak lehine ise uygulanır. Bu kural evrensel hukuk kuralıdır. Keza Anayasa ve TCK.nun yanında  AB ile yapılan protokoller de geçmişe dönük uygulamaya  engeldir. ŞİMDİ İKTİDAR YETKİLİLERİNİN BU NOKTAYA GELDİKLERİNİ GÖRÜYORUM.(Başbakanımız grup toplantısında açıkça idamı getirsek dahi geriye yürümez demedi mi, dedi.) Konuyu sade vatandaşların daha iyi anlamaları için biraz daha açmak istiyorum. Ceza hukukunda “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” diye bir kural vardır. Yani herkesin kanunu bildiği farz edilir. Bir kişi suç işlediğinde “ben kanunu bilmiyordum” demesi kabul görmez. Konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse; Diyelim ki kişi bir suç işledi. O tarihte o suçun öngörülen cezası bir yıl hapis. Kişi yakalandı,muhakeme safhası başladı, soruşturma,kovuşturma devam ederken bir yasa çıktı ve  bir yıl olan ceza 5 yıla çıkarıldı.Peki o kişi  “ben kanunu bildiğime göre veya bildiğim farz edildiğine göre” cezanın l yıl olduğunu biliyordum ve ona göre bu suçu işledim,5 yıl olduğunu bilseydim bu suçu işlemezdim demeyecek mi?Der.Bu nedenle ceza yasaları aleyhe geriye işlemez. Hal böyle iken yani  İdam kabul edilse dahi 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan sanıklara uygulanamayacağına göre hala neden gündemde tutuluyor. Onu da izaha çalışayım;

           Gerek sayın Cumhurbaşkanımız ve gerekse Başbakanımız değişik mekanlarda halka hitap ederlerken  orada bulunan vatandaşların “idam,idam” diye bağırıp-çağırmaları karşısında  ne deniliyor;Efendim  idamı millet istiyormuş, milletin talebine kulak vermek gerekirmiş,kayıtsız kalınamazmış! Peki millet dedikleri kimler, onların topladıkları yığınlar. Acaba onlar “millet” sayılıyor da geri kalan yığınlar ne diyor. Onlar yok ki. Neden yok?   Ana muhalefet partisi (CHP)  yöneticileri AKP nin yaptığı gibi milleti toplayıp  İDAM istemiyoruz, devletin görevi insanları öldürmek değil yaşatmaktır dedirtebiliyor mu?Hayır.Kapı arkalarında konuşmakla bu işler yürümez,esasen yürümüyor.

            Peki İdam cezası geri getirilebilir mi? Getirilebilir, hatta naçizane ben diyorum ki AB ile ipler koparılırsa- ki koparılacak- işte o zaman  getirilecek.

            Nedeni ise AKP ye göre ibret-i Alem için bir-iki idam gerçekleştirilerek korku imparatorluğunun temelleri atılacak, memleket güllük gülistanlık, dikensiz gül bahçesi olacak.

             Bekleyip görelim.

            Bir diğer konu sindirme-bertaraf etme.

            Vicdanının,yüreğinin,insafının,aklının,mantığının kapısı açık olan sayın okuyucular; Gözünüzden kaçmış olabilir;Ben diyorum ki;

            AKP, iktidar koltuğuna oturduktan sonra  gizli ajandasındaki Türkiye’yi inşa edebilmek için (kendi tabirleri ile menzile ulaşabilmek için) önce kendisine engel teşkil edebilecek Türk Ordusunun Atatürkçü subaylarını  saf dışı etti? Bunu nasıl yaptı? FETÖ ve YARGI işbirliği ile yaptı.Peki o dönem bu işin ihalesini alan FETÖ ve yargı mensupları şimdi nerelerdeler?Ya yurt dışındalar,ya ceza evlerindeler,ya meslekten ihraç edilmişlerdir.Yani onların işi bitti hurdalığı atıldılar,halen de atılmaya da devam ediliyorlar.

           Şimdi AKP ye ayak bağı  kimler kaldı, ETKİN MUHALİFLER.

          Siyaset sahnesini hep beraber izliyoruz.OHAL bahanesi ile ne kadar etkin muhalif varsa şu veya bu sebeple aslanların kafesine atılıyor. Peki aslanlar kimler oluyor; Yargı.(Tarafsız,bağımsız yargı mensuplarına saygım  sonsuzdur bu böyle biline) Gün gelecek o yargı mensupları da ÖNCEKİLER GİBİ ÖDÜLLENDİRİLECEKLERDİR! BU BÖYLE BİLİNE.

           

Bu yazı toplam 619 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim