• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C

AKLINDA BİR ŞEY YOKSA YÜREĞİNE BAK!

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Meryem Coşkunca'nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

"Videoyu İzlemekte Sorun Yaşıyorsanız Buraya Tıklayın..."

İşte yine karşımda doldurmam gereken boş bir sayfa parmaklarım klavye tuşlarında ancak yoğunluktan ne yazacağımı hiç düşünmedim planlamadım yani yazının bundan sonrasını yazar olarak bende bilmiyorum. Umarım incir çekirdeğinin hacmini doldura bilirim. “Onur güldürme bizi, bir yazar ne yazacağını bilmez mi? Diyorsunuz. Valla bilmiyorum çok yoğun gecen bir haftaydı o yüzden dersime çalışamadım desem bana inanır mısınız?

Aslında bu konuda yazarlığa ve gazeteciliğe başladığımda yaşadığım daha beter bir olay var. Şimdi onu hatırladım.  Yıllar önce günlerden 2 Aralık soğuk bir kış günü o zamanlar haberlerle de uğraşıyorum. Fırsat bulduğumda yazıda yazıyorum. Gün içinde bir sürü haber yazdım. Akşam tam haberleri bitirdim derken. Telefon çaldı arayan çalıştığım gazetenin genel yayın yönetmeniydi. “Onur senden gece 12 ye kadar 3 Aralık dünya engelliler günüyle ilgili bir yazı istiyorum dedi.” Saatime baktım akşam 8 i gösteriyordu. Yani 4 saat gibi bir sürem vardı. 

Genel yayın yönetmenime “abi kafamda hiçbir şey yok. Gün içinde bir sürü haber yazdım ve çok yoruldum” desem de Genel yayın yönetmenim “Onur sana güveniyorum bir şeyler yaparsın. Ayrıca sen dururken 3 Aralıkla ilgili yazıyı ben mi yazacağım?  Çabuk geçiyorsun bilgisayarın başına gece yarısı yazını mailim de görmek istiyorum dedi” Mecburen peki dedim ama aklımda hiçbir şey yok birde dediğim gibi bir sürü haber yazdığım için yorgunum.

Ne yazacağım diye düşünürken. O zamanlar beraber çalıştığım bir arkadaşım aradı. Ona anlattım olayı “Abi sen yaparsın. Her zaman ki gibi sadece yüreğinden geçenleri yazman yeterli” dedi. ama benim aklıma yine hiçbir şey gelmiyordu. O vaziyette bilgisayarın başına geçtim. Sanırım 1 saat gibi bir sürede köşe yazısı bitmişti ve o yazı için herkes beni tebrik etmişti.

Şimdi düşünüyorum da o zaman iyi ki genel yayın yönetmenime, abi ben yorgunum yazamam deyince. “yaparsın diyerek beni zorlamış” ve yine arayan arkadaşım “sen yaparsın, her zamanki gibi sadece yüreğinden geçenleri yaz“ demiş ve bende onları dinleyip o yazıyı yazmışım. Şimdi ne zaman yazıya hazırlıksız yakalansam, o gün gelir aklıma ve kendi kendime, ”hadi bakalım Onur, geç bilgisayarım başına, başlasın parmakların klavyenin üstünde dolaşmaya aklında bir konu yoksa yüreğine bak orada mutlaka bir şeyler vardır. Onları anlat insanlara” diyorum. inanın bana böyle düşününce parmaklarım kendiliğinden tuşlara basmaya başlıyor ve ortaya bu yazılar çıkıyor. J

Yalnız bilmiyorum fark ettiniz mi?  yukarıda anlattığım olayda hiç kimse bana “ay bu adam engelli ve yoruldum diyor diye üstüne gitmeyelim demedi. Tam tersi yoruldum yapamam dediğimde gözümün yaşına bakmayıp bana bu işi yapacaksın dediler. Bu davranışları her ne kadar beni zorlamış gibi olsa da bir bakıma beni cesaretlendirdi.

Artık ne kadar yorgun olursam olayım. Hatta hasta bile olsam bilgisayarın başına geçince bir şeyler yapabileceğimi biliyorum. Bu sayede mutlu oluyorum ve inanmayacaksınız ama hasta olduğumda bile mikroplar: “kaçın kaçın bu bünye bize göre değil” deyip beni terk ediyor yani hastalıklar bile çok çabuk geçiyor. J

Günümüzde birçok kişi “yoruldum, hatta sıkıldım” diyerek çeşitli bahaneler üretip ben bu işi yapamam diyor. Azıcık zorlandıklarında da bu süreç yaptıkları işten vazgeçmeye kadar gidiyor. Bu olay tüm insanlarda oluyor ama izlediğim kadarıyla engellenen kişilerde biraz daha fazla, çünkü engelli olmayı “tembellikle” karıştıran arkadaşlarımız maalesef çoğunlukta ve gerçeği söylemek gerekirse ben bu arkadaşlarıma çok kızıyorum. Farkında değilsiniz ama siz aslında bahaneler üreterek işten değil yaşamaktan kaçıyorsunuz, söyleyin bana bir şeyler için çabalamayan, bir şekilde hayatın yakasına yapışıp ben bunları istiyorum, bana istediklerimi vereceksin demeyen insan yaşıyor sayılır mı?

Bilmiyorum bu konuda iyi bir örnek miyim taktir sizin ancak ben hayatın yakasına öyle bir yapıştım ki karşıma ne kadar engel çıkarsa çıksın. Vazgeçmeyip çalışıp üreterek ondan istediğimi alabiliyorum. Engelli engelsiz tüm arkadaşlarıma da bunu yapmalarını öneriyorum. Anlattıklarımı bir yapmayı deneyin inanın daha mutlu olacaksınız ve yanınızdaki insanları da mutlu edeceksiniz!

Bu arada başta dediğim gibi bilgisayarın başına otururken ne yazsam diye düşünüyordum ama sanırım yine incir çekirdeğinin hacmini doldurmayı başardım J neyse bu yazıya burada noktayı koymak istiyorum haftaya görüşmek dileğiyle…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolu Olay Gündem gazetesi

  


 

Bu yazı toplam 1521 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim