• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

Akort

Mustafa Namdar

Bir müzik aletinde doğru olan sesi alabilmek için, yapılan ayar işlemine akort dendiğini hemen herkes bilir.

 Akort; eşitli enstrümanların bir araya gelmesinde kulağa hoş gelen ses ayarının yapılması olduğu kadar, başka alanlarda gerekmez mi?

 Ailede, mahallede, köyde, kentte, işyerinde, toplu yaşanan heryerde akorda ihtiyaç olmaz mı?

Müzikte ses uyumunu, nasıl ki maistro dediğimiz şef sağlıyor yönetiyorsa, toplulukları da yöneten sorumlular vardır.

Bazen ombudsmanlık bilinciyle, bazen seçilmişliğin, atanmışlığın getirdiği yasal sorumluluklar çerçevesinde, toplum önderleri vardır.

 Bunlar; hem yasaların verdiği yetkileri hak terazisini dengede tutarak görevlerini yaparlar.

Hem de, herkese eşit mesafede davranışlarıyla toplumda model olarak liderlik vasıflarıyla güven verirler.

En küçük bireyler topluluğu olan ailede, her ağızdan bir başka ses çıkıyorsa, çocuklar kendi aralarında barışık değilse, karıkoca aralarındaki sevgiyi, güveni kaybetmişse, her birey kendi doğrusu üzerinde ısrarcı olup hoşgörüden uzaklaşmışsa, o ailede huzurdan, mutluluktan bahsetmek mümkün olur mu?

Öyle bir aile yuvasından sokağa yansıyan sesler kulağa hoş gelir mi?

Belki de, uyumsuz seslerin insanları rahatsız etmemesi için inançlarımıza göre üç günden fazla dargın kalmak günah sayılmıştır.

 Belki de, böylesi uyumsuzluk içinde kafaları karıştıran dedimki, dedikilerle laf üretip posta görevini üstlenenler için dedikodu yapmanın en büyük günah olduğu tebliğ edilmiştir.

Bu durum ailede böyledir de, topluluklar büyüdükçe değişir mi? Aileler mahalle, mahalleler belde, beldeler, il, iller vatan olduğunda, toplum liderlerinden beklenen maistroluk görevi, dedimki dediydilerin, dedikoducu laf ebelerinin gölgesi altına düşerse, sonu gelmeyen bir kavgaya nokta konamıyor...

Toplum lideri, kanaat önderi vasfını taşıma görevi olanlar, iyi model örneğini sergileyebilmeleri için bizlerden daha farklı davranmak zorunda. Onlardaki olaylara bakış ve değerlendirme, kişisel ihtiraslardan uzak, daha tarafsız ve akılcı olmak zorunda.

Bolu halkı homojen yapısıyla sessiz, sakin, olayları sağduyu içinde değerlendirmesini bilen, aşırı heyecanı olmayan, mantıksız eylemlerden uzak bir yaşam tarzına sahip, bireylerin oluşturduğu topluluktur.

Böyle bir topluluğa model olan kişilerde aranan özellikler de, toplum davranışlarıyla örtüşmesi gerekiyor.

Bu durumun sağlanması da, lider olma özelliklerinin içinde saklı olmalı.

Şimdi bizler gelişen, alışık olmadığımız olaylar karşısında kenara çekilip tırnak mı kaşıyacağız?

 Yoksa olayları mantık süzgecinden geçirerek eski ses uyumunda akort yaparak gürültüyü dinlenir hale mi getirmeliyiz?..

Gelişen olayları kaynama noktasına getirmeden ocağın ateşini birazcık azaltmak, kaynayan tencerenin de kapağını birazcık aralayıvermek çok zor olmasa gerek.

Birlik-beraberlik-dayanışma kadar ses uyumunun da önemi unutulmamalıdır.

Bunun için de kendimizle barışık olmak kadar, toplumla barışık olmanın önemi büyüktür.

Ses özelliğini bilenler akort yapmada sıkıntı çekmezler. Akort yapmasını bilenler yöneten, sürükleyen, önde giden lider konumundadırlar.

Liderler kavgadan yana değil, barış için olmalılar. Toplum olarak buna ihtiyacımız var.

22.08.2008

Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim