• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 16 °C

Ankara-Bolu Turizm Geliştirme Çalıştayı-2

Mustafa Namdar

Verilen yemek arasından sonra salonda biz bizeydik. Sanki konuklar baş başa daha rahat konuşsunlar der gibi ev sahibi olmanın inceliğini göstermişlerdi (!)

Biz bize kalmıştık. Ortakların değerlendirmesi bitmiş, salonu terketmişlerdi. Sanki kalan bakanlık temsilcileriyle daha rahat konuşulur tartışılır mesajı verir gibi...

Konuşulması gerekli olan konularımız, çözümünü beklediğimiz sorunlarımız vardı. Elimizi ayağımızı bağlayan, düşünceleri tutsak eden bariyerler vardı aşılamayan. Birileri elimizden tutup çıkarmalıydı düzlüğe.

Bu tür toplantıların bir anlamı olmalıydı. Bolu’nun sıkıntılarını konuşmak istiyorduk. Bolu’ya yönelik bir turizm projeksiyonunda önümüz aydınlanmalıydı. Bolu’da başka illerde yapılmayan bir turizm kümelenmesini yapmıştık. Belki ne yaptığımız sorulurdu. İlin %60’ına yakını ormanlarla kaplıydı. Doğa güzelliklerinin bulunduğu alanlar mera olarak tescillenmişti. Ne orman, ne mera alanlarında turistik tesis yapılamıyordu.

Tesis olmadan turizm olur muydu? Bölgesel bazda, sektör bazında teşvik uygulanamaz mıydı? Köroğlu’nda 2500 yataklı otel ihalesi de iptal edilmişti. Sarıalan bölgesini turizme açamıyorduk, mera kanunu, Abant’a doğru belli ilave yatırımlar yapamıyorduk Milli parklar, doğayı, yaylayı turizme açamıyorsun, orman mevzuatına ait soru çengelleriyle doluydu bellekler...

Bu sorunları konuşuyorduk yıllarca biz bize. Çözemedik, çözemiyorduk. Bir umut doğmuştu bu çalıştayda işin yetkilileriyle birebir yüz yüze konuşacaktık. Sesimizi yakından duyurup kulak vermelerini sağlayacaktık sıcak temasla, olmadı. Olmadı çünkü, gündemde yeri yoktu düşündüklerimizin. Bakanlığımızın genç genel müdürü öylesi olgunlukla yönetiyordu ki toplantıyı. Kırıp dökmeden bu dile getirdiğimiz konuları başka bir platformda değerlendirebileceğimizi. Ankaralı dostların da yaptıklarının hoş olmadığını, ancak bir dahaki toplantıyı Bolu’da organize edebileceklerini söylüyordu. Sanki o zaman rövanşı alırsınız mesajı veriyordu.

Bir ara ağlamayan çocuğa meme vermezler hatırlatmasını yapıyordu. Oysa ağlamaktan göz pınarlarımızda yaş kalmamıştı. Yanlış yerde mi ağlıyorduk? Turizm konusu turizmin baba ocağında konuşulmaz mıydı?..

Yöntem hatası yapıyor gibiydik. Biz oraya iki yıl önce konuşup not edilenlerden hesap verecekmişiz. Yolun neresindeyiz? Kat ettiğimiz mesafe ne? Turizm adına hangi ürünümüzü ortaya koymuşuz? Hangi tarihi bilinmezi hangi kültür hangi folklorla birleştirip turiste sunabilmişiz, bunlara ait bilgilendirmeyi yapacakmışız. Dersine hazırlıksız giren öğretmen konumuna düşmüştük. Anlaşılan o ki ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Kendimiz pişirip kendimiz yiyeceğiz. Yeter ki mangalın ateşini omuz omuza vererek yakmasını bilelim. Yeter ki ideolojisi, makamı mevkisi ne olursa olsun, uzatılan elleri tutmasını bilelim. Çıkacak çok dersler vardı. Keşke vekillerimizden de bulunan olsaydı.

04.04.2008

Bu yazı toplam 319 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim