• BIST 97.760
  • Altın 144,314
  • Dolar 3,5657
  • Euro 3,9985
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C

ANLADIM! ÖMRÜNCE TAHİR KALMAYA GAYRET GÖSTERECEK

Hasan Dinç

Edebiyatımızın en önemli hiciv şairi malumunuz olduğu üzere NEFİ’dir. Onun hiciv sanatındaki başarısı   başından etmiş ve sonunda boğularak öldürülmüştür. Günümüze ulaşan ve okullarda öğrencilerimize de örnek olarak okutulan bir hicvinde, kendisi için bir sohbet sırasında kelp (köpek) diyen Tahir adındaki bir müftüye:

“Tahir Efendi bana kelp demiş, iltifatı bu sözde zahirdir (Gerçektir)

Maliki mezhebim benim zira, İtikadımca kelp tahirdir” Diyerek cevap vermiştir.

Ünlü şair bu dörtlüğüyle hem “itikadımca kelp tahirdir” (İnancıma göre köpek temizdir) diyerek kendisini temize çıkarıyor; gerçekte ise “Kelp tahirdir” demek suretiyle müftü Tahir efendiye “Köpek sensin” diyerek Türkçe ile söz ustalığının zirvelerine bayrak dikiyor .

Yazıya edebiyatımızın hiciv sanatındaki en büyük ustasından bir alıntıyla başlamamın sebebi “TAHİR” kelimesinin yazımın konusuyla ortaklığından kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere BESOB başkanımızın adı TAHİR GAYRET olup son on günden bu yana medyamızda kendinden sıkça bahsedilmektedir. Gittiğim her yerde, oturduğum her ortamda konu dönüp dolaşıp TAHİR GAYRET’e dönmekte, kimi lehte, ama çoğunlukla aleyhte yaptığı konuşma ve faaliyetler dile getirilmekte, hakkında ileri-geri konuşulmakta ve bu ortamda gerçeklerden uzaklaşılarak kendisi hedef tahtasına oturtulmaktadır. Bilhassa AKP il başkanıyla yaptığı ortak basın toplantısında Bolu kamuoyuna verdiği fotoğraf, Bolu belediye başkanı için söylediği “Belediye başkanı Bolu için Allah’ın bir lûtfudur” sözü ve sanayi esnafıyla yaptığı bir toplantıda “sanayi çarşısının taşınması konusunda buna razı olmayın” diye telkinde bulunmuş olması ve ikili oynaması konu edilmekte; arkasından olumsuz değerlendirmelerde bulunulmaktadır.

TAHİR GAYRET’i çok uzun zamandır tanırım. Onu tanımam kırk yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu süre içinde kafamda onunla ilgili oluşmuş bir kanaat bulunmakta ve bu kanaat, duyduklarımla bir tenakuz oluşturmaktadır. Onun bende bıraktığı intiba’a göre o temsil ettiği kesimin haklarını her ortamda savunan, memleketin geleceği için hep iyi şeyler düşünen ve her iyi şeyden yana olumlu tavır takınan, Havayı iyi koklayan ve ortama rahat ve kolaylıkla intibak eden, toplumun nabzını doğru tutan ve sağ duyusuyla doğruyu bulabilen, zaruret derecesinde fark olmadıkça toplumdan kopmayan ve toplumla birlikte yürüyen ve yürürken de topluma yön veren, dinleyen ve dinlediğine değer veren, kapalı kapılar ardında farklı konuşup kapının önünde değişik söyleyen biri değildir. En azından ben öyle tanıyorum. Kamuoyunda konuşulanları bir de onun penceresinden öğrenmek için onunla konuşma ihtiyacı hissettim ve doğruca yanına gittim. Ferasetine ve basiretine inandığımı söylemiştim. Yanılmamışım. Benim neden geldiğimi anlamış olmalı ki ben sormadan konuya girdi ve söze 20 Mayıs 2010 tarihinden yani BESOB başkanlığına geldiği andan başladı ve bir saatlik süre içinde olup biteni bana tek tek anlattı. Bazen konu bütünlüğünü bozmamak için soru sormadan onu ciddiyetle dinledim.  Ama özellikle de merak ettiğim konularda sorular sordum. Sükûnetle ve sabırla sorularımı cevaplandırdı.

Bir saatlik konuşma ve benim özellikle sorduğum sorulara verdiği cevaplardan edindiğim intiba’a göre BESOB Başkanı TAHİR GAYRET “Kendisinin partiler üstü bir konumda olduğunu iyi bilmektedir. O söylediklerinden açıkça anlaşılacağı üzere bütün partilere eşit mesafede bulunmakta, temsil ettiği kesimin ihtiyaçlarını karşılamak ve görevinin gereklerini yerine getirmek amacıyla hem yerel yöneticilerle ve hem de genel iktidar temsilcileriyle iyi ilişkiler kurmasının lüzumuna inanmaktadır” ki, bunun yanlışlığını kimse iddia edemez. Gündemdeki konularla ilgili sorulara verdiği cevaplara gelince:

Ona “Sanayi çarşısının taşınması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?” Diye sordum. Cevabı özet olarak “Bu günkü sanayi çarşısı kırk yıl önceki 15-20 bin nüfuslu ve o dönem esnafların ihtiyaçları dikkate alınarak o günkü şehrin dışına yapılmıştır. Yapanlardan ve öncülük edenlerden Allah razı olsun. Yaşayanlara uzun ömürler dilerken ölenlerin mekânı cennet olsun. Ancak bugün durum değişmiştir ve sanayi çarşısı günümüz ihtiyaçlarına cevap veremez duruma gelmiş ve şehrin ortasında kalmıştır. Bolu’nun  şu andaki nüfusu 150 bine yaklaşmıştır. Önümüzdeki on yıl, yirmi yıl hatta elli yıl sonra ne olur, nerelere varır. Şehrin yerleşim alanı nereleri kaplar ve şehir ne kadar nüfusu istihdam eder, ön tahminlere göre hareket edilmeli ve bu tahminlere göre planlamalar yapılmalıdır. Biz BESOB ve bağlı odaların yöneticileri olarak sağlık tesisi, spor tesisi, okulu, camisi, hamamı, oteli, lokantaları, şehirde faaliyet halinde bulunan esnaflarımızın tümünün bir arada bulunacağı; iş yerlerinin faaliyet türüne göre büyüklükleri ve bina şekilleri tespit edilmiş, birbirleriyle yakın ilişkileri olan iş kollarının yan yana faaliyet göstereceği ve alt yapısının modern bir şekilde hazırlanıp eksiksiz hizmet vereceği ve şehrin dışında şehir sakinlerini rahatsız etmeyecek bir sanayi çarşısının hem esnafımız için hem de Bolu’muz için şart olduğuna inanıyoruz. Bu konuda bize destek veren herkese de minnettarız. Toplu Konut İdaresiyle bu konuda yapılmış olan sözleşmenin bir an önce hayata geçmesini bekliyoruz. Bunun yanında şimdiki çarşıdan taşınmak istemeyen üyelerimizin haklarının korunması konusunda elbette onlarla birlikte olacağız ve onların haklarının korunması mücadelesinde bütün gücümüzle onlara destek vereceğiz. Onları yalnız bırakmamız  ve üyelerimizin hiçbirisinden vazgeçmemiz mümkün değildir. Ancak şehrimizin ve esnaflarımızın geleceğine olumlu katkılar verecek her yeni atılıma da destek olacağız. Mevcut sanayi çarşısının yeri ile ilgili Belediye Başkanının bize ve üyelerimize verdiği “Esnaflarla, onların arzu ve istekleri doğrultusunda karar vereceğiz” sözüne bağlı kalacağına inanıyoruz.

Peki “Esnaflarla yaptığınız bir toplantıda onlara işyerlerinizi terk etmeyiniz ve çarşının taşınmasına razı olmayınız dediğiniz ileri sürülmekte ve esnaflara iki yüzlü davrandığınız iddia edilmekte. Buna ne diyeceksiniz” soruma ise yine özet olarak “ Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Üyelerimi zora sokacak hiçbir telkinde asla bulunmam ve de bulunmadım. Son günlerde bu tür dedikodular benim de kulağıma geldi ama bu söylentiler iftiradan öte bir mahiyet taşımaz. Turgut diye bir esnafın bunu söylediğini duydum. Kendisini tanımam ve de böyle bir konuşmayı kimseyle yapmadım.”Diye cevap verdi.

Belediye başkanı için “Allah’ın bir lütfu dediğiniz” ileri sürülmekte. Buna ne diyeceksiniz? dediğimde ise “Doğru. Bu sözü basın önünde söyledim.” Dedi ve gerekçesini de şöyle anlattı. “Bir gün esnaf odaları ve yönetim kurulu üyelerini Sayın Belediye Başkanımız tahsis ettiği bir vasıta ile hizmetlerini ve yatırımlarını tanıtım gezisine çıkardı. Sonunda Atatürk Orman Parkında bir yemek verdi. Bu yemek sırasında hizmetleriyle ve ileriki dönemlerle ilgili projelerini anlatırken sözü asfaltlama şantiyesine götürdü. Bundan böyle belediyemizin, İl Özel İdaremizin ve Karayollarımızın asfalt ihtiyacını bu kurum karşılayacak dediğinde ben heyecan duydum. Oldum olası bu tür faydalı çalışmalardan hep heyecan duymuşumdur. Kendim de çalıştığım için iyi bilirim. Alt yapı çalışmaları belediye başkanları için çok sevimsiz çalışmalardır. Çok paraya ihtiyaç duyulan bu çalışmalar bir türlü kendisini de göstermez. Üstelik halkı da rahatsız eder ve canından bezdirir. Belediye başkanı baktım çalışmalarından şevk duyuyor. Onun şevkini artırmak için söyledim. Bu söz onun siyasi kanaatini paylaştığım anlamına gelmez.” Dedi.

Gelelim şimdide der demez sözü ağzımdan aldı. AKP İl Başkanı ile aynı karede görünüp onun basın toplantısına katılmam konusuna mı? Diye sordu. Benim evet dememi beklemeden “Ben o konuda çok masumum. Başında bulunduğum kuruluşun çalışmalarını, üyelerimizin meselelerini ve topluma iletmemiz gereken mesajlar için her vasıtadan yararlanmayı uygun görüyorum. Çünkü kendi başımıza basın toplantısı düzenlediğimizde yerel basının pek ilgisini çekemiyoruz. Bu nedenle sesimizi geniş kitlelere iletmek için basının önem verdiği toplantıları bir fırsat bilip katılıyor ve görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Bu konuda da öyle oldu. Sayın AKP il başkanı beni telefonla arayarak basın toplantısı düzenlediğini, basın toplantısında sanayi çarşısının taşınması konusunun da gündeme geleceğini, konuyu bilen birisi olarak sorulara cevap verebileceğimi söyledi. Ben de diğer oda başkanlarının görüşlerini ve olurlarını alarak o toplantıya katılmayı uygun gördüm. Dediğinde; sorumun sonunu getirerek “Her ne sebeple olursa olsun televizyon ekranında AKP il başkanının sağ tarafında görünmen halkımızın hafızasında hakkınızda olumsuz bir imaj bıraktı. Bu imajı nasıl sileceksiniz? Diye sordum. Cevaben “Ben Sayın AKP İl başkanının siyasal düşüncelerini paylaşmak ve muhalefet partilerine getirdiği eleştirilere, hele de  CHP millet vekili Sayın Tanju Özcan ve parti il başkanları hakkında ifade ettiği kaba, siyasi geleneklere ve gerçeklere uymayan yakışıksız değerlendirmelere katılmam mümkün değildir. Bunlar onların kendi aralarındaki siyasal mücadelenin seviyesini gösterir. Ben kendimi ve temsil ettiğim kesimin bütün üyelerini bu seviyenin çok üzerinde görüyor ve bu seviyeyi muhafaza için gayret gösteriyorum. Ancak başında bulunduğum kurumun çıkarları için herkesle her yerde görüşmenin faydasına inanıyorum. Keşke beni diğer parti temsilcileri de toplantılarına davet etseler. Onların toplantılarına da tereddütsüz katılırım. Mesela Sayın Tanju Özcan sanayi esnafıyla yaptığı toplantıya davet etseydi severek katılır, düşüncelerimi ifade ederdim. Ama Hem MHP il başkanı Sayın Sabri Şatıroğlu’nun hem de millet vekilimiz Tanju Özcan’ın konuya yaklaşımlarını kendi açılarından haklı buluyorum. Onların yerinde ben olsaydım ben de onlar gibi davranırdım. Çünkü kendilerinden bir şey bekleyen vatandaşlarımıza anlayış göstermeleri takdirle karşılanmalıdır.” Diye cevapladı.

Konuşmanın sonunda kendisine bu tür konularda halkın ve üyelerinizin tepkisinden uzak tutacak davranışlar için sadece oda başkanları arkadaşlarınla istişari kararlarınız sizi hata yapmaktan kurtarmıyor. Bundan böyle bu durumlarda kendinize doğruyu göstereceğinize inandığınız ve kişiliğine güven duyduğunuz bir iki danışman bulursanız daha hatasız faaliyetler sergileyebilirsiniz dediğimde buna gayret göstereceğim cevabından mutlu oldum. Ayrılırken beni yeni sanayi çarşısı projelerinin bulunduğu odayı gezdirdi. Kağıt üzerinde çok güzel şeylere tanıklık ettim. Gerçekleşmesi halinde Bolu’muzun ve esnafımızın daha çok güzelliklere sahip olacağına inanıyorum. BESOB başkanının ve diğer oda başkanlarının kafasında sanayi çarşısı zaten taşınmış.

Dönelim yazının başına. Kendisiyle konu ile ilgili görüşmeye gitmeden önce yazımın başlığı “İŞ HAYATINDA TAHİR KALMAYA GAYRET EDİNİZ” şeklinde düşülmüştü. Sayın TAHİR GAYRET’le görüştükten sonra düşüncelerimde olumlu yönde değişiklik meydana geldi. Doğal olarak bu olumlu değişiklik yazının başlığının da değişmesine sebep oldu. Bu değişiklik sonucu yazının başlığı  “ANLADIM! ÖMRÜNCE TAHİR KALMAYA GAYRET GÖSTERECEK” şekline dönüştürüldü. Bu değişiklikten hem Sayın TAHİR GAYRET hem de okuyucularım gerekli mesajı almışlardır. Kalın sağlıcakla. 

13 Eylül 2011


Bu yazı toplam 1336 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim