ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 9 °C

ANLAŞILMAYAN MİLLİYETÇİLİK

Hasan Dinç


1990 yıllarda bir seçim çalışması için gittiğimiz Gerede’de partili seçmenlere hitap ederken merhum Orhan Kaymak “Gerede milliyetçiliğinin ne kadar güçlü olduğunu duymuştum. Ama gerçeğine gözlerimle şahit olduğumda Gerede milliyetçiliğine hayran kaldım” diye konuşmuştu. Kastettiği şey Geredelilerin siyasette ortak hareket etme duygusundan başka bir şey değildi. Geredelilere bunları söylemekten amacı da onların desteğini kazanmak arzusuydu. Konuşma sonunda kendisine Gerede milliyetçiliği diye bir kavramın yanlışlığı açıklandığında özür dileyerek “Ben milliyetçiliğin böyle bir şey olduğunu zannediyordum” diyerek mahcubiyetini göstermişti.

Geçtiğimiz hafta gazetemizin değerli yazarlarından Av. Volkan Özcan “Çadırkent bile daha düzenliydi” başlıklı yazısının “HİNGWAY” adını taşıyan ikinci bölümünde Bolu Dağı tünelinin çıkışında yapılan tesislerle ilgili değerlendirmelerde bulunurken yazısının bir yerinde “Bana sorarsanız fiyatlar uygun olduğu sürece oradan alışveriş yapmayı tercih ederim. Şimdiye kadar hep milliyetçilik damarımla memleketim kazansın düşüncesiyle hareket ederek alışverişlerimi Bolu’daki esnaftan yaptım. Ama fiyatların pahalı oluşu ve esnafın tutum ve davranışı artık yeter dedirtmişti. En pahalı şehir konumunda olan memleketimizde esnafın yüksek kâr marjıyla mallarını satmak ihtirası ya da işyeri sahiplerinin yüksek kira arzusu sona erecek. Bunun yanında ‘Alacaksan indirecin’ yaklaşımı ile vatandaşa hizmet etmeyi zûl haline getiren esnafın da dikkatinin çekileceği malumumuz” demektedir.

Bolu esnafının müşteriye gösterdiği soğuk ve ticari geleneklerle bağdaşmayan tavırlarına getirdiği eleştirilere katılmakla birlikte “Şimdiye kadar hep milliyetçilik damarımla memleketim kazansın düşüncesiyle hareket ederek alışverişlerimi Bolu’daki esnaftan yaptım” ifadesinin doğruluğunu tartışılır buldum. Sayın Volkan Özcan dediği gibi şimdiye kadar alışverişlerini hep Bolu’dan ve Bolulu esnaftan yapmış olabilir. Bu onun tercihidir ve tartışılamaz. Hatta onun bu durumu takdire bile lâyıktır. Ancak onu böyle davranmaya sevk eden duygu dediği gibi “Milliyetçilik damarı” değildir. Alışverişteki bu tavrının sebebi ticari hayatta kendini gösteren “hemşerilik dayanışması” duygusudur. Bu duygunun da sosyolojik anlamda “Milliyetçilikle” ilgisi yoktur ve bu kavramın ilmi karşılığı “REJİYONOLİZİM” dir.

Sosyologlar “Milli duygu ya da milliyetçiliğin” fikri anlamda üç düşmanı olduğunu kaydetmişlerdir. Bunlardan Komünizm esas değer olarak sınıf çatışması ve işçi sınıfını tanıdığından milli yapıyı, millet varlığını ve milliyetçiliği reddeder. Hümanizm ise insanı ve insanlığı esas alır, milletler üstü bir yapı düşünür. O nedenle milli toplum ve millet yapısı dolayısıyla milliyetçilik, Hümanizmin yıkılması için hedefine aldığı ilk engel olarak ortaya çıkar. Rejiyonolizim ise yerellik ve mahallilik esasına dayanır. Yöre insanlarının birliğini ve çıkarını esas alan bir düşüncedir. Bölge, şehir, kasaba, mahalle hatta köy birlikteliği ve dayanışması bu düşüncenin temelini oluşturur. Millet topluluğunu ve yapısını içten çökerten ve zaafa uğratan en zehirli bir düşüncedir. Milli birlik ve bütünlüğü yok eder. Her şehir, her kasaba, köy ve mahalle diğer mahalle, köy, kasaba ve şehri kendine rakip bellediği için içten içe onlara karşı bir düşmanlık hissinin gelişmesine sebep olur. Bu duygu köyler arası kavgalara, mahalleler arası çatışmalara, kasabalar arsı çekişmelere ve her alanda şehirlerarası haksız rekabetlere yol açar. Bu rekabet ticarette, sporda ve bilhassa siyasette canlı ve diri bir şekilde görülür. Geçmişte yaşadığımız Kayseri Şivas ve Bolu Düzce rekabeti bunun en canlı örnekleridir. Bu düşünce bazen de mahallilik duygu ve sevgisini, milliyet sevgisinin üzerine çıkarmak suretiyle millet yapısında tamiri mümkün olmayan yaralar açar. O nedenle milliyet duygusunun, millet ve memleket bütünlüğünün görülmeyen en önemli düşmanıdır. İnsanlarımızı da kolaylıkla ağına düşürebileceği bir cazibeye sahiptir.

Sayın Volkan Özcan’ın “Milliyetçilik damarı” diye tanımladığı işte bu duygudur. Elbette bilinen “Milliyetçilik” duygu ve düşüncesiyle bir ilgisi yoktur. “Bolulu” diye bir millet yoktur ki “Bolululuk” diye bir milliyetçilik olsun. Üstelik “Memleketim kazansın” amacıyla yapılan ticaret de milliyetçilik olamaz. Ticarette milliyetçilik, milletimizin ürettiği malları satın almaktır. İthal malları ister Bolu’dan, isterse başka bir yerden alman seni milliyetçi yapmaz. Ancak yukarda söylediğim gibi yöre esnafını kalkındırma amacını taşır ki buna da milliyetçilik denilemez. Ticarette Yerli üretim sanayi mallarını yabancı mallara tercih ederek satın almak milliyetçiliktir. Bu malı ister Bolu’dan isterse başka bir  yerden alman sonucu değiştirmez. Geçmişte “YERLİ MALI” kullanma kampanyaları bu amaca yönelik milliyetçi atılımlardı. Milliyetçilikte bundan daha da önemli atılım her alanda dünya ile rekabet edecek  kalitede ve düzeyde üretim yapabilmek, dünya pazarlarını Türk üretim mallarıyla ele geçirmektir.

Memleket vatanla eş anlamlı bir kelimedir. Millet ve memleket hep bir arada ve birlikte kullanılır. Üzerinde bir milletin yaşadığı toprağa memleket ya da vatan denilir. Rejiyonolist düşünce memleket anlamını da değiştirmekte, sınırlarını daraltmaktadır. Sayın Volkan Özcan “Memleketim kazansın” derken memleket sınırları Bolu şehir sınırlarını ifade etmektedir. Ben sayın özcan’ın böyle bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum ama ifadeleri ne şekilde yorumlarsanız yorumlayın bu anlamın dışında bir mana çıkarmanız mümkün olmamaktadır. Halbuki Bolu benim doğum yerimdir ve elbette benim için de ayrı bir öneme sahiptir. Ama memleketim bütünüyle bir Türkiye’dir ve her bir yöresinin kıymet ve değeri bir başkasından farklı değildir.

Milliyetçilik milletini, milletinin bütün değerlerini sevebilmek; tarihine, mazisine sahip çıkmak; milletler arası camiada milletine ön saflarda yer açabilme gayretini göstermek; medeni milletlerin yaşama ve hayat standardına ortak olma çabasını devamlı kılmak; İlmi ve teknolojik yarıştan kopmamak için üstün gayret göstermek ve her alanda geleceğe kendi rengini, inancını, dilini ve kültürünü kaybetmeden sağlam adımlarla ilerleyebilme düşüncesidir. Kısaca gayret-i diniye ve Hamiyet-i Milliye mücadelesidir. Ancak her seviyeden insanımız bu ortak hayat iksirimizi henüz  anlayabilmiş görünmemektedir .

15.08.2011

Bu yazı toplam 1342 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim