• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C

ANMA GÜNLERİ

Mustafa Namdar

Geçmişte kazanılan başarılar, zaferler, coşkuyla kutlanır, gururlanır coşarız. Kendimize olan güveni tetikler geçmişte elde edilen başarılar. İster bireysel ister toplumsal olsun başarılar; birliğin dirliğin, mutluluğun sürdürülebilirliğini sağlar.
Ya anma günleri! Anma günleri; hayatın değişik zaman dilimlerinde, değişik çalışma alanlarında, yaşananlarla, kaybettiklerimizi hatırlamak için yapılan törenlerdir. Bazen toplumca, bazen aile içinde hatırlanıp anılır. Dil, din, ırk ve milliyet yoktur, anmaya neden olan olayların yazıldığı senaryolarda. Çoğu kez haksızlığa karşı bir direnişle yaşamlarını yitirenlerdir olayların kahramanları. Gelecek kuşakların uğrayacakları haksızlıklara duvar örerler akıllarıyla, bedenleriyle, düşünceleri yansıtan kalemleriyle…

İşte kadınlar günü. 8 Mart gününde Amerika'da tekstil fabrikasında çalışan kadınların haksızlıklara karşı direnmeleri karşısında, bir kısmının kapatıldığı yerde çıkan yangın sonucu yanarak ölmeleri, “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmaktadır. Günümüzde kadınlar günü; geçmişte yaşanan olumsuzlukların tekrar yaşanmaması için, devletlerin kendi kadınları adına getirdiği, yeni hukuki düzenlemelerle, onlara mutlu ve güven veren yaşam garantisi vermelerinin sevincimi yaşanıyor da güllerle günleri kutlanıyor?
Dün üzerinde yaşadığımız toprakların kazanımında sırtında çocuğu, kucağında mermi, erinin yanında cepheye koşan kadınlarımızın torunlarına, dünyada ilk kez seçme seçilme ve eğitim hakkı verilmişken bugün kaçı mecliste kendi haklarını savunuyor?
Yaşamın olmazsa olmazı, bir bedendeki kan ve kalp gibi birbirinden yoksun, hayatın olamayacağı varsayımına inat her gün hayatlarına kıyılan, cinsel tacizlere uğrayan kadınlarımıza nasıl bir güvence sağlayabiliyoruz da düne göre bugün daha iyiyiz diyebiliyoruz mu?..
Kafalarını bacak arasına tutsak eden düşüncenin ürettiği, “karnından sıpayı sırtından sopayı” eksik etmeyeceğimiz, kadınlarımızı, cumbalı camlar arkasında oturmaktan kurtaran, kadını ikinci sınıf bir yaratıkmış gibi gören düşünceden tamamen koruduk diyebiliyor muyuz?
Onları ekonomik bağımsızlığa kavuşturup namerde muhtaç olmadan, başını sokacak güvenli bir yuvaya kavuşturamadan yaşayan kadınlarımıza sosyal güvenceyi sağlamıyorsak geçmişten gerekli dersi aldığımızı söylemenin bir anlamı olamaz.

Hayatın aşk meşkten ibaret olmadığını, aile olmanın erdemini kavramadan akşam aile olup sabah ayrılıyorsak, merdivenin bir ayağı kısa demektir. Eller cepte yükseklere tırmanmak kolay değildir. Hele de kaygan zeminde dengeyi sağlamak hiç kolay değil. Başkaları, başkalarının haklarını koruyamaz. Kendi haklarımızı koruyabilmek için eğitimli olmak zorundayız.
Yeni uygulamaya girecek şiddet yasasında, yeni kazanımlara fırsat yaratıp savunma yapabilmek için hakkımızın ne olduğunu bilmek zorundayız.
Öyle bir dünya ki, bir tarafta üç çocuk siparişi alanlar. Bir tarafta sevgili ve koca mermilerine hedef olanlar. Bir tarafta kuma üstüne mekan tutmaya zorlananlar. Bir tarafta çocuk yaşta çocuk yapmak için dedesi yaşındakilere pazarlananlar. Bir tarafta reklam için paparazzi tuzaklarına düşenler. Bir tarafta bir lokma ekmeği sofraya koymak için çatlamış ellerle alın teri dökenler. Bir tarafta terk edilen evsiz barksız gözü yaşlı her işini Allah'a havale eden kadınlarımızın, kadınlar günü kutlu olsun.

16.03.2012

Bu yazı toplam 670 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim