• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C

Ara eleman

Mustafa Namdar

Ramazan ayının bereketinden yararlanmak üzere şöyle bir organize ve küçük sanayideki işyeri sahibi dostları ziyaret ettik. Kimileri ağaç sanayi, kimileri de saçaklı metal diye adlandırılan alanda hizmet üretiyorlardı. İşyerlerindeki tezgahlar bildik makinalar değildi. İster metal, ister ağaç sanayii olsun, rekabet gücünü artırabilmek için kendini yenilemiş ya da yenilemek zorunda olduğunu hissediyordu. Uzakdoğu’nun ucuz işçiliğini yenilenmiş teknoloji ile seri üretimde kırmaya çalışıyordu.

“Pazarlamacı, müşteri ihtiyacını deposunda sakladığı stoktan değil, akşamdan sabaha sipariş ettiği ürünü imalatçıdan istiyor. Yerine getiremeyeceğinizi söyleme şansınız yok. Çünkü içerde ve dışarda bunu yapacak işletmeler var. Günümüz piyasa koşullarında ayakta durabilmeniz için kendimizi yenilemek zorundayız” diyorlardı.

Bu durum elbette sevindirici bir gelişmeydi. Ancak şu soruyu da hemen akla getiriyordu: “Yenilenen makina parkında herşey otomatik, herşey bilgisayar donanımlı. Bu makinalara kimler komut verecek, kimler şaltere basıp yol gösterecekti? İşletmecinin yakındığı en büyük sorun, sanki buradaydı. Ara eleman sıkıntıları had safhadaydı.

Baştan yanlış iliklenen bir gömleğin son düğmesini doğru ilikleme şansı var mıydı? Okullar piyasanın istediği elemanı yetiştiremiyorsa, okullu olmanın hiç de bir anlamı yoktu. Artık ağaç sanayiinin içine de CNC tezgahları girmişti. Aynı makinada çok işlem yapılıyordu. Bu makinaları kullanacak teknik bilgiyle donanımlı, seri ve pratik düşünebilen akıllı ara elemanlara ihtiyaç vardı.

Ara eleman düz işçi ile mühendis arasında kalan teknik personeldi. Bu personelin de, Mesleki Teknik Öğretim Okullarından yetişmesi gerekiyordu. Peki, bu okullarda bakanlığımızın uyguladığı düşünce sonucu bu çapta öğrenci bulmak mümkün mü? Bu okullara gelen öğrenciler istenen vasıftaki işlemleri yapabilecek, akıllı makinalara hükmedebilecek zeka yapısına sahipler mi? Sanayici ne düzeyde eleman istiyor? Bizim programlarımızın içeriği nasıl? Hiç oturulup karşılıklı fikir alışverişinde bulunuluyor mu?

Günümüzde en küçük işletmenin ARGE şubesi var. Sanayici, kendi sistemi içinde zorlukları aşabilmek için bu birimlerini kurmuş, planlamasını yapıyor ama, içlerinde Mesleki Teknik Öğretimden pek de eleman yok. “Karşılıklı oturup konuşmalıyız” diyor sanayici.

Bugün hiçbir şey ilk günkü gibi değil. Orman bölgesinin nimetlerinden ağaç sanayiinde istenildiği gibi yararlanamamışız ama, bugün böyle değil. Ağaç sanayiinde de otomatik tezgahlar son modelleriyle yerini almış. Öyle işletmelerimiz var ki, kapıdan giren tomruk, mobilya olarak müşterinin kullanımına hazır halde çıkıyor. Bunun yanında okullarımızda ağaç işlerine, motora, metale öğrenci rağbeti her geçen gün düşüyor. Beton santrallerinde, yapı bölümü mezunlarına ihtiyaç olduğu söyleniyor.

Laboratuvarlarda ama ne hikmetse bu bölümler de kapanma noktasında. Gözüme batan önemli noktalardı. Düşünülmesi gerekmez mi?

Önemli not: “O daha hayatın baharında” başlığı ile yayınladığım yazımda, adı geçen okulumuz öğrencisi LÖSEMİLİ Umut İLERİ için açılan yardım kampanyasında Ziraat Bankası Bolu Şubesi’ndeki hesap numarası yanlış yazılmış. Doğrusu: 465-782-65-5001’dir.

12.10.2006

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim