• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

ARABASINDAN NEFRET EDEN BİLGE

Makinist

Bir kitap yazıyorum,

“Arabasından nefret eden bilge”

“Ferrari’ sini satan bilge”  gibi best-seller olmayacak, biliyorum.

İsmini çok düşündüm, “Arabası olan bir Bolulunun maceraları “ desem dedim, ele güne rezil oluruz, Ferhan Şensoy okursa, ya da Yalan Dünya dizisinin yönetmeni falan bütün Türkiye bizimle kafa bulur.

En iyisi mi ben buradan yazayım, hoş Bolu Gündem internet sitesi de tek durmuyor ya, günlük ziyaret sayısı en son 11 bin kişi idi. Oradan bu yazıyı okuyup ta kitabı satın alırlarsa o da benim ayıbım değil, memleketin yöneticilerinin ayıbı.

Hikâyeden biraz tüyo vereyim size, isterseniz.

Geçen sene emekli oldum. Hanımla beraber yıllarca bir arabanın hayali ile yaşamıştık, çocukların mektebi, kayınvalidenin hastalığı derken bütçe hep açık verdi. Kayınvalide az biraz huysuz değildi, nur içinde yatsın. Hastalık kuruntusu idi, yarı ömrümüz hastanelerde geçti, ilaç paraları, hastane masrafları gittiydim, geldiydim derken ömrümü yedi. Bu arada hanımdan saklı yazıyorum bunları ha, aramızda kalsın. Neyse emekli oldum. Hanım araba al dedi, nasıl olsa emekli ikramiyenle ev alabilecek halin yok.

Eh, ne yapalım aldık bir araba, araba dediysem acente değil tabii, galeriden ikinci el. Aldım almasına 18 bin liraya ama Allah sizi inandırsın o gün bugün bizim evde huzur kalmadı.

Araba almadık sanki eve bir boğaz daha geldi.

Trafik puluydu, vergisiydi, ekzosuydu, cantıydı, dingiliydi derken.

Ben günde en az iki saatimi sanayide geçirir oldum.

Hele o amortisör müdür nedir, abi  ben yıldım onları değiştirmekten. Araba araba değil, asgari ücretle çalıştırdığımız işçi evde sanki.

Yıllar sonra bir araban olmuş, kıyamıyorsun da satmaya. Hem karıdan da korkuyorum, laf aramızda, bazen sefa yaptırıyorum ona, bir subaşına götürüp.

Neyse, gene de idare ediyoruz. Cuma günü Cumhuriyet Caddesinde işim var, avukata uğrayacağım, ev sahibi protesto çekmiş, çık diye.

Bir boş yer buldum, bodoslama çektim arabayı, başımda kasketli bir dayı bitti.

“Kaç saat kalacan?”

“La havle, sana ne?”

“Paralı burası”

Önce değnekçi sandım,

“Ne parası!”

“Burası Boluspor’un”

Ha, anladım resmi değnekçi bu…

Canım sıkkın zaten,

“İki dakika avukata çıkacağım”

“Ben anlamam, 3 lira”

Çaresiz, bayıldım 3 lirayı, avukattan da bir sürü fırça yedim, indim aşağıya, kasketli resmi değnekçi pis pis sırıtıyor…

Adliyeye gitmem lazım, değnekçi ile uğraşamayacağım.

Döndüm, Adliye’nin o tarafa , orada parkı kolay buldum, indim arabadan, şıp diye bir kasketli daha, bu biraz kibar,

“Hoş geldiniz”

Allah Allah sana ne hoş mu geldim, boş mu geldim, baktım suratına, ifadesiz…

“Boluspor otoparkı 5 Lira”

“Yahu, Adliye’ye geldim, bir dilekçe verip döneceğim, 10 dakika sürmez”

“Fark etmez, Boluspor otoparkı 5 Lira”

Saate baktım 16.30 Adliye kapanacak, lanet olsun 5 lirayı bayıldım.

Adliye’de fotokopi harç març  30 lirada öyle gitti.

Baktım cebe 12 lira kalmış, kibar otoparkçı hafifçe selamladı beni.

La havle…

Eve döneceğim artık, bir an evvel eve saklanmam lazım.

Benim ev Gölyüzü Mahallesinde, Fevzipaşa’dan sallanırım dedim. Hanım kıyma istemişti. Bizim kasaba uğradım, ancak yarım kilo alabileceğim. 10 liralık olsun mu abi dedi, kasaptaki çocuk.

Olsun, bir de ekmek alırım, haftayı çıkarım diye düşündüm.

Eti aldım. Arabaya döndüm, bir pala bitti başımda,

Elinde buruşuk bir takım kâğıtlar,

“3 Lira Kardaş”

“Ne 3 Lirası bilader”

“Boluspor otoparkı 3 lira”

“Git başımdan, param yok kessen para yok”

“Olmaz Kardaş, makbuzu kestim 3 lira”

“Ya bırak, kardaşı, mardaşı, delirtmeyin adamı”

Kirli sakallı, pala bıyıklı, iri yarı adam burun karıştırıyor, bir yandan da arabanın kapısına dayamış ayağını,

“3 Lira dedik, baba”

Adamı ittim şöyle az biraz.

Adam yakama yapıştı, burnunu karıştırdığı elleri ile.

Tükürükleri de banyo yaptırdı bana,

Maraşlı imiş, kendimi kaybettim, ne olduğunu ondan sonra hatırlamıyorum. Karakolda açtım gözümü.

Polislere sordum, ne yaptım?

“Adama saldırmışsın”

“Ama beni delirtti”

“Deliremezsin,  o da kamu görevlisi sayılır, vazifesini yapıyor”

“İyi de param yok, 2 Liram kalmıştı”

“O senin sorunun”

“Tamam, benim sorunum ama”

Pala da orda,

“Paramı ödesin, şikayetten vaz geçeceğim”

Yahu yok, 2 liram var,

Halime acıyan bir polis 1 lira verdi, ben de cebimde kalan 2 lirayı, kasketli pala da 3 lirayı aldı,

“Bereket versin” dedi, gitti.

1 lirayı veren polis,  sırtımı sıvazladı,

“Uyma bunlara, seni anlıyorum, ama uyma bunlara, bunların arkasında siyasiler var”

Süklüm püklüm eve döndüm,

Eve gelirken, araba öttü, gaz bitmiş.

Hanım

“Et nerede?”

Ne bilsin kadın, pala ile tartışırken et poşetini kafasına vurduğumu, etin caddeye saçıldığını, sokak hayvanlarının bayram yaptığını…

Tuvalete gittim, ağladım, ağladım, ağladım.

Arabamdan da, bu yaşamdan da nefret ediyorum artık…

 19.11.2012

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 977 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim