• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 4 °C

ATATÜRK ÖLDÜ MÜ, ATATÜRKLER ÖLÜR MÜ?

Hasan Dinç

 

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”  Bu söz ATATÜRK’ün istikbale matuf önemli sözlerinden biridir ve istikbale ait söyledikleri her söz bir, bir nasıl gerçekleşiyorsa bu da gerçekleşecek ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ sonsuza dek yaşayacaktır.

Her fani ölümü mutlaka tadacaktır. Bu yaratılmışların kaçınılmaz sonudur. Bu gerçekten hareketle ATATÜRK’ ÜNDE söylediği gibi insanın fani vücudunun toprak olmasıdır. Eğer insanların ölümü vücutlarının toprak olması ise elbette ATATÜRK’TE diğer varlıklar gibi ölmüş ve bu 10 Kasım 1938 günü gerçekleşmiştir.

Hiç şüphesiz ki insanlar fani hayattan kopup baki hayata geçtikten sonra da yaşamaktadırlar. Yani hayatta iken insanların istifadelerine sundukları eserler, söyledikleri güzel fikirler ve topluma kazandırdıkları vazgeçilmez değerler onların öldükten sonra da yaşamalarının sebepleridir. Bugün mezarları dahi bilinmeyen nice insanlar yaptıkları ve bıraktıklarıyla aramızda dipdiri yaşamaktadırlar. İsimleri hepimizin hafızasına öylesine yer etmiştir ki,  onları insanlığın hafızasından ve hayatından söküp atmak mümkün değildir.  Hayatımızın her anı, bilgi birikimlerimizin bütünü ve içinde yaşadığımız insana hayranlık ve derin şaşkınlık veren medeni hamlelerimizin her biri böyle ölümsüz dâhilerin eseri olup, insanlık hafızasında ebediyen yaşamaya devam edeceklerdir. İnsanlık tarihinin altın sayfaları bu kahramanların yaptıkları ve isimleriyle doludur. Tarihimizden bir Oğuz Han’ı, Bumin Kağan’ı, Bilge Kağan’ı, Bilge Tonyukuk’u, Abdulkerim Satuk Buğra Han’ı, Sultan Alparslan’ı, Osman Bey’i ,Yıldırım’ı, Fatih’i, Yavuz’u, Kanuni’yi, Ahmet Yesevi’yi, Hacı Bektaşi Veli’yi, Yunus Emre’yi, Mevlâna’yı, Şeyh Edabali’yi, İbn-i Sina’yı, Mimar Sinan’ı ve bunlar gibi binlercesini ölmüş ve unutulup gitmiş kabul edebilir miyiz? İnsanlık tarihinden bir Hammurabi’yi, bir İskender’i, bir Napolyon’u, Kristop Kolombu, bir Macellen’i, bir Arşimet’i, bir Newton’u, bir Descartes’i ve bir Anştayn’ı nasıl uzak tutabiliriz. Bir an Edison’nu yok farzetsek insanlığı karanlıktan nasıl çıkarır, nasıl günlük hayatımızdaki binlerce vazgeçilmez kolaylığı yaşayabiliriz?

ATATÜRK insanlık tarihindeki bu binlerce yaşayan önemli simaların en önde gelenlerinden ve öncülerindendir. Onun yirminci yüzyılda hem milletimiz adına hem de insanlık adına yaptıkları henüz gün ışığına çıkarılamadığı gibi, tam olarak anlaşıldığını da söylemek mümkün değildir. Şurası var ki yurdumuzu emperyalizmin sömürüsünden, insanımızı esaretten kurtarması ve Türkiye Cumhuriyetini kurması onun en büyük hizmetlerindendir. Bunu yaparken insanımıza ne için ölünüp ne için yaşanabilineceğini öğretmesi ise ayrı bir değerdir. Biz Çanakkale’de sadece İstanbul’u kurtarıp padişaha kulluk görevini yerine getirmek için ölürken ilk defa İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruzda vatan için savaşıp, vatan için ölme şuuruna ulaştık. Cumhuriyetle ilk defa kul insandan eşit haklara sahip hür insan ve vatandaşlık haklarına sahip olmanın izzetini yaşadık. Devletimizi kişi iradesinden kurtarıp milli iradeyi onun yönetimine egemen kıldık. Tebaa olmaktan kurtulup millet olmanın gücünü ve gururunu yaşadık. Bizi medeniyet yarışında geri bırakan gelenekçi her türlü inanç ve taassuptan kurtulup yirminci yüzyılda ciddi bir atılımla insanlık yarışında hizmete talip olma konusunda varlığımızı hissettirdik. Hastalıklı, fakir ve geri bırakılmış bir toplumdan ileri ve medeni bir toplum nasıl oluşturulmuş dünya âleme gösterdik. Millet olma yolları tıkanmış bir ümmet topluluğundan bir medeni TÜRK MİLLETİ nasıl çıkarılırmış, ispat ettik. Kısaca on yılda yorgun, bezgin, fakir, alil ve hastalıklı bir toplumdan on beş milyon genç insan yarattık. Asırlarca ihmal edilerek kendi kaderinin karanlığına terk edilmiş Anadolu’yu baştanbaşa yeniden demir ağlarla örüp imar edip bayındır hale getirmek her türlü cephe savaşlarının fevkinde bir zaferdir.

ATATÜRK asırlarca insanımızdan esirgenmiş olan mukaddes dinimizi vahyin kaynağından berrak şekliyle ulaşmasını sağlamış, geleneklerin kirli ve bulanık müdahalelerinden yozlaşmış inançlarımızı aslına dönüştürme konusunda büyük mesafeler almıştır. Dinimizin kutsal kaynaklarını dilimize aktarmak suretiyle halkın istifadesine sunmuş, Anadolu tarihinde ilk defa gerçekten İSLÂM dinini bu kadar yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Karanlığın ve cehaletin pençesine düşmüş bütün İSLÂM topluluklarına yirminci asırda örnek bir İSLÂM aydınlanması sunmuştur.

ATATÜRK milletine inanmış, onu hiç aldatmamış ve aldatıldığını da söylememiştir. Yerinde ve zamanında durmasını bilmiş, milletini hüsrana uğratmamıştır. Gücünü tanımış, gücü kadar konuşmuştur. Gücünü aşmamış, söylediği her şeyi yapmış, milleti adına ne söylenmesi gerekiyorsa onu söylemiş, milletler arası camiada milletini mahcup edecek hiçbir şeye tevessül etmemiştir. Zamanında ülkemizi barış adası haline getirmiş, bırakınız dostlarımızı düşmanlarımızı bile kendisine dost yapmış, Yunanistan’la barış yaparak Balkan ülkeleriyle kurduğu Balkan Paktı batıdan gelebilecek her türlü saldırıyı kırmıştır. Takip ettiği politikalarla ikinci Dünya savaşını öngörmüş ve ülkemizin savaş dışı kalması konusunda önemli adımlar atmış ve tedbirler geliştirmiştir. Dış Türkler konusunda onlarla gönül bağı kurulması yönündeki devlet politikası da çok gerçekçi bir zeminde yürütülmüş ve Sovyetler Birliğinin çökeceği öngörüsü gerçekleşmiştir. Bilhassa Suudi Arabistan’da semiren ve işi Hz. Muhammed’in mezarını  (Ravza-i Mutahhara) yıkmaya kadar vardırdıkları aşırılıklarını Türk ordusunu mübarek beldelere gönderme tehdidiyle önlemesi onun bölge ve İslâm ülkelerindeki güç ve desteğini  ve gerçekçi politikalarını göstermektedir.

Bugün medeni ve demokrat kimliğiyle dünyanın geri kalmış bölgelerini sömürmek isteyen, oraların doğal bütün zenginliklerini zorla ve zorbalıkla kendi ülkelerine aktaran emperyalizme yerli ve milli direnişler artmıştır. İstiklâl ve bağımsızlık savaşları zaferle sonuçlandırılarak emperyalist güçler kovulmuş, Birleşmiş milletlerde bağımsız devletlerin sayısı hızla artmıştır. Bu bağımsızlık savaşlarında savaşan bütün özgürlük savaşçılarının kalbinde ATATÜRK sevgisi, ceplerinde ATATÜRK fotoğrafları ve beyinlerinde ATATÜRK ‘ÜN istiklâl savaşımıza yön veren fikirlerinin bulunması tesadüf değildir.  Çünkü ATATÜRK milletin desteğini arkasına alarak Emperyalizmin canavar dişlerinin sökülebileceğini, inançlı gönüllerle her türlü modern silahların susturulabileceğini gösteren liderdir. Dünyadaki emperyal güçlere karşı savaşın ve başarının öncüsü ATATÜRK ve onun güç kaynağı TÜRK MİLLETİDİR.

57 yıllık kısa ömrüne bütün bu işleri sığdırmış ve yaşadığı asra damgasını vurmuş, ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın kaderini bu kadar derinden etkilemiş bir insandır ATATÜRK. Biz bu kalıcı ve iz bırakıcı  özellikleri taşıyan herkese ATATÜRKLER diyoruz. O nedenle fani ATATÜRK kendi dediği  gibi  “naçiz vücutları ölüp toprak olsa” da onun en büyü eseri TÜRKİYE CUMHURİYETİ ebediyen yaşayacak, Türk milleti var oldukça , onun mazlum milletlere örnek olan istiklal ve bağımsızlık savaşları yapıla geldiği bütün zamanlarda ATATÜRKLER ölmeyecek, hem milletimiz hem de insanlık ona olan sevgi ve bağlılıklarıyla ATATÜRKLERİ yaşatmaya devam edecektir.

Bir ölüm yıl dönümünde sizi saygı ile anıyor, Türklüğümle ve cumhuriyetimle gurur duyuyor, eserlerine sahip çıkmanın mutluluğunu yaşıyorum. Rahat uyu büyük ATATÜRK.

10 Kasım 2015

 

Bu yazı toplam 1867 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim