• BIST 1.408
  • Altın 461,090
  • Dolar 8,0625
  • Euro 9,6585
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 15 °C

AVUCUMDAKİ DÜNYA

İlhami Candemir

                                     

                  Sayın okuyucular ,  görüldüğü gibi yazımın başlığı AVUCUMDAKİ DÜNYA yani  elimdeki CEP TELEFONU. Sanki dünyayı bu küçücük nesnenin içine sığdırmışlar. Nereyi ararsan çıkıyor, kiminle konuşmak istersen karşında, hatta yüz-yüzeymiş gibi de görüntülü konuşabiliyorsun. Para aktarabiliyorsun, borçlarını ödeyebiliyorsun,  velhasıl kelam (sözün özü) akıla ne gelirse yapabiliyorsun. Kendim için söylüyorum, bu işe akıl erecek gibi değil ama NASILSA  elin  insanının aklı eriyor.  Ben de bilmiyormuşum gibi NASILSA diyorum. Halbuki nasıl olduğunu biliyorum; Elin insanına üniversitelerde BİLİM(bilinmeyenler) öğretiliyor, oku, araştır, sorgula deniliyor. Bizim insanımıza ise üniversitelerde  İLİM (bilinenler) öğretiliyor. Ayrıca bizim ULEMAMIZ (alimlerimiz) “ben ne söylersem doğrusu odur” diyor, itiraz edecek gibi yüzüne baksan o zaman da “Hikmet’inden sual olunmaz(Allah’ın buyruğu tartışılmaz)” deyip kestirip atıyor.  Oysa ki bizlere onun söylediğinin (ulemanın söylediğinin) Allah’ın buyruğu olup olmadığını araştırma fırsatı verilmiyor. Neymiş Kuran’nın  tercümesi yapılamazmış, yapılmamalıymış. Allah’ın (C.C.) kelamını  sadece  sorgusuz-sualsiz  onlardan öğrenecekmişiz. Öğrettiklerini  görüyoruz .  Okumuştum bir yerde, delikanlı evde Arap TV.sinde maç izlerken babaannesi Arap spikerin her cümlesinden sonra AMİN diyormuş.Hep böyle mi olmalıyız.

                  Üniversitede ders veren , ünvanı  Prof. olan  zat-ı muhterem! “üniversiteler sanki fuhuş yuvası oldu “ diye BİLİMSEL!  açıklamalar yapıyor.  Eeee hal böyle olunca da elin insanı bir küçük kutuya dünyayı sığdırır, bizler de 30 ton patates satarak bir  cep telefonu(KUTU)  alabiliriz ki işte sömürülmek, sömürtülmek diye buna denir. Bu EVDE KAL ve KISITLAMALAR var ya insanı gerek bedensel ve gerekse zihinsel olarak hırpalıyor. Ben O KUTUNUN fayda ve zararları için bir yazı yazayım diye bilgisayarın karşısına oturdum, konu nereden nereye geldi. Neyse gelelim asıl konuya,kutunun fayda ve zararlarına;

                 Sayın okuyucular  bu telefon denen nesnenin fayda ve zararlarını anlatabilmek için sizleri -bizim evi örnek alarak- dünden bu günlere misafir edip nereden nereye geldiğimizi anlatmaya çalışacağım: 1945 lerde  rahmetli babam köyün muhtarı idi.O tarihlerde hiç kimsede telefon olmadığı içindir ki asgari düzeyde köyler arası iletişimin sağlanması için bizim eve anotlu –katotlu, içinde yoğunlaştırılmış nışadırlı su bulunan bir düzenek yerleştirildi.( Bu düzenek  elektrik olmadığı için batarya görevi yapıyordu) Bunun bir de telefonu ve ahizesi vardı.  Babamın muhtarlık görevi süresi ile sınırlı olmak üzere devlet vermişti, yani demirbaştı. Bununla köyler arası ve jandarma ile görüşmeler yapılıyordu. Sonra sonra telefon geliştirildi ise de  arz-talep kuralı gereği  yeterli arz oluşturulmadığından pahalı olduğu için her evde yoktu, PTT ye gider PTT nin telefonu ile iletişim sağlanabilirdi. Daha sonra evlere telefon geldiğinde görüşmeler PTT santralı kanalı ile yapılması zorunluluğundan dolayı sabah sıraya girer akşama doğru sıramız gelirdi. Daha sonra içine dünyanın sığdırıldığı görüntüsüz  CEP TELEFONLARI çıktı. Bunlar genellikle görüntüsüz olduklarından yalnız  haberleşme  vasıtası olarak kullanılıyordu. Ancaaaak  son olarak da(tabi şimdilik) GÖRÜNTÜLÜ cep telefonları çıktı.İşte  bu telefonlar bizlere büyük şair Mehmet Akif Ersoy’un  “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” dizesini hatırlattı. Nasıl mı? Şöyle;

                Sayın okuyucular,yukarıda ağızlarından inciler dökülen! din ulemasının temsil ettikleri zihniyete bakarsanız “kadının yeri dört duvar arası”.Hadi bakalım hodri meydan , sizler bunun böyle olmasını ne kadar savunursanız savunun  DÖNYA DÖNÜYOR, bizler de sizlerle beraber dönüyoruz, geldiğimiz durakta  GÖRÜNTÜLÜ CEP TELEFONU var.O senin evde hapsettiğin kızlar-kadınlar ellerindeki bu telefonlarla dünya ile  yüz yüze görüşebiliyorlar.Yani demem o ki dönen dünyayı bir trene benzetirsek  o gidiyor biz gidiyoruz,ne durdurmak ve ne de  geriye döndürmek mümkün değil.Öyle ise kadınlarımızın kızlarımızın bedeninden çekin ellerinizi. Hep beraber bu tek dişi kalmış canavarla –mümkün olduğunca-kırmadan dökmeden iyi geçinelim diyorum.

                Mutlu yarınlara. Hoşça kalın. 22/12/2020

                                                                                                 İLHAMİ CANDEMİR

                                                                       

 

Bu yazı toplam 1431 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim