• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Ayakkabı

Serkan Erkan

Merhaba sevgili okurlar,bu haftaki yazımı ilgiyle okuyacağını biliyorum. Ama ders çıkaracağınızı bilmiyorum. Sonuç sizin elinizde. Sanki gelecek ay gökten para yağacak. Hem ev sahibim de zengin biri sayılmaz ki.

"Kimseden borç istemeye de yüzüm kalmadı. 20 milyon da kiraya verince elde 10 kalacak, bakkal artık beklemez, 5 de ona. Kalan 5 de bir hafta yeter ya sonra”. Adam evine geldiğini fark etti. İçeri girdi, sıkıntılarını olabildiğince ailesine yansıtmayan biriydi. Yüzündeki sıkıntılı ifadeyi zorla da olsa değiştirdi, güler yüzle içeri seslendi; Alo !. . . kimse yok mu? Bu yorgun ve yaşlı adamı karşılayacak kimse yok mu?

Hanımı koşarak geldi, ceketini aldı.

Kusura bakma bey, geldiğini duymadım.

-Eh elimiz bos olunca yüzümüze bakılmıyor, ne yapalım.

-Öyle deme bey.

-Saka yaptım canım saka yaptım, hemen darılma. . . elim dolu olsa da yüzüme bakılmıyor, diyecektim.

Onun şakalarına alışmış olan karısı bu kez ses çıkarmadı, sadece gülümsedi.

-Yorgun görünüyorsun

-Biraz yorgunun hanim.

-Acıkmışsındır, hemen yemeğini getireyim.

-Hanim acıktım acıkmasına da, zahmet olmazsa başka bir şey rica edeceğim.

-Estağfurullah bey, buyur.

-Ya sen de yorgunsundur ama ayaklarım çok ağrımış, bir leğene az bir su koysan, sana zahmet.

-Tabi hemen getiriyorum.

Adam eşofmanını giyip oturmuştu ki, hanımı bir leğen suyla girdi. Adam yorgun ayaklarını suya daldırmadan merakla sordu;

-Benim tatlı kızım nerede bakayım, saklandı mi yaramaz?

Anne başını önüne eğdi,

-Ne oldu, bir şey mi var? …Söylesene canım.

-İçerde…ağlıyor. Ağlıyor mu !. . . Niye? Ayakkabı istiyor. Daha önce konuşmuştuk, alamayacağımı söylemiştim. Hem ayakkabısı eski değil ki?

-Eskidiği için değil, arkadaşlarında gördüğü, yeni çıkan bir ayakkabıdan istiyor.

-Hanım biliyorsun para durumunu.

-Ben biliyorum da.

-Bir daha konuşayım bakalım, benim kızım anlayışlıdır. Çağır gelsin. Kadın kızını çağırdı, kalkmak istemeyen kızını, zor da olsa ikna etti, babasının yanına getirdi. Babası yanına oturttu. Olabildiğince kırmamaya çalışarak konuştu; Kızım, seninle daha geçen akşam konuşmuştum. Ayakkabı alacak kadar paramız yok, hem ayağındakiler de eski değil.

-Başkası nasıl alıyor?

-Yavrum onların durumu daha iyiyse alabilirler. Bizim simdi iyi değil. Bekle belki bir kaç ay sonra alabiliriz.

-Banane arkadaşlarım aldı, ben de alacam. Yine ağlamaya başlamıştı.

-Ne kadarmış o ayakkabı fiyatını biliyor musun? 4 milyon. Kızım sana o ayakkabıyı alırsak elimizde para kalmıyor. Getir bakayım sen şimdi giydiğin ayakkabılarını.

Kız hışımla getirdi, yere attı. Adam çocuğun saygısızlığını görmemezlikden geldi.

Küçük çocuklar için böyle heveslerin ne derece önemli olduğunu biliyordu. Hele arkadaşlarından biri onu kıskandırdıysa, o küçük dünyasında tüm hayali o ayakkabı olmuştur, başka birşey düşünemez bile, diye aklından geçirdi. Fakat adamın da yapacak birşeyi yoktu. Çok uzun bir sessizlik oldu, adam kızını kırmadan nasıl çözüm bulacağını düşünüyordu. Hanımı ise kocasının, ayakkabıların yere atılışına sinirlendiğini düşünüp endişe ile bekliyordu. Adam umutsuzca kızına bir daha sordu;

-Kızım, bu ayakkabılar hiç de eski görünmüyor, bir kaç ay daha giysen.

-Eski iste eski, giymem. Bunlar eski !. .

Adam'ın içi içini yiyordu. Bir medet arar gibi hanımına baktı. Yıllardır sıkıntı içinde yaşayan ama eve her gelişinde güler yüzünü eksiltmeyen vefakar karısı, yapacak birşeyi olmadığını göstermek için, ellerini iki yana açtı.

Adam birden ayağa kalktı, giyinmeye başladı.

-Kızım madem benim, “Ayakkabın eski değil” sözüme bakmıyorsun, giy ayakkabılarını dışarda az önce gördüğüm bir çocuğa soracağız, sen soracaksın. Eğer sorduğun çocuk, bu ayakkabılar için, eski derse veya beğenmezse söz istediğin o ayakkabıları alacağım.

Ayakkabı alınmasından tamamen ümitsiz olan kız bunu duyunca heyecanlandı. Hemen hazırlandı. Baba kız elele sokağa çıktılar. Hiç konuşmadan bir kaç sokak geçmişlerdi ki, babası az ilerdeki köşeyi gösterdi;

-Bak su köşede oturan bir çocuk var, hemen hemen senin yaşlarında. Sor bakalım ayakkabıların güzel mi değil mi? Kız hevesle çocuğun yanına koştu ama durdu kaldı. Çocuğun şaşkın bakışları arasında birkaç saniye orda kaldıktan sonra ağlayarak babasına doğru koştu. Soramamıştı.

Babası ağlayan kızını bırakıp, kösedeki çocuğun yanına gitti. Cebindeki bozuk paralar, çocuğun önündeki mendile bırakıp döndü.

Çocuk hâlâ, ağlayarak uzaklaşan kıza bakıyordu, duvara yasladığı koltuk değneklerinin arasından.

Siz siz olun her şeyin kıymetini bilin bu yazı çocuklar için olabilir ama ben bil hassa büyük çocuklara hitap ediyorum.

fıkra

Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu korkunç sıkışmıştı. şansına boş kabin bulup kendini oraya attı... Tam oturmuştu ki; yan kabinden bir ses "merhaba" dedi. Adam şaşkın "merhaba" diye cevap verdi ses devam etti:

Nasılsın? İlk defa başına böyle bir şey geliyordu... yine şaşkın şaşkın yanıtladı:

Sağol iyiyim. Sen Nasılsın? Ses sordu:

Ne yapıyorsun? Bir an tereddüt geçirdi. Adam Onun Tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Başka birşey anlatmak istedi Ve "ben" dedi

İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun? Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.

Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki Tuvalette Bir gerizekalı Var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım.

30.07.2007

Bu yazı toplam 872 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim