• BIST 108.392
  • Altın 143,552
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 26 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 30 °C

AYDIN HAVASI VE HAVA PARASI!

N. Gürkan Yetkin

Gereksiz detaylarla muhabbeti uzattığınızda hemen uyarı gelir! ”Kısa kes Aydın havası olsun!”
Dağılmış aileler ve özellikle çocuklar her zaman hüzün vermiştir bana.Sebebi her ne olursa olsun boşanan ebeveynlerin günahını çeken günahsız yavrular.Okuldan çocuklarını almaya gelen ebeveynlere hayran hayran bakan ,içindeki garip hüzünle kendi mahrumiyetini sorgulayanlar.
Düşünün bir ebeveyn olarak ,siz Bolu'da yaşamınızı sürdürürken canınızdan can kattığınız yavrularınız İstanbul adı verilen metropolde her türlü suçun cirit attığı ortamda sizin koruyuculuğunuzdan uzak ve sizsiz bir hayat sürsünler.
İşten ,yuva adı verdiğimiz evimize geldiğimizde anlarız ne kadar zengin olduğumuzu.Cüzdanımızın kabarıklığından değildir elbette bu algılama.Yuvamızın kapısı açılır açılmaz kucağınıza koşan yavrularınızın o sıcak kucaklamasıdır bunu hatırlatan.
Çocukları olduğu halde ,onları istediğin an görememek,hastalandığında baş ucunda olamamak,herhangi bir tehdit ve tehlike anında koruyup kollayamamak nasıl bir işkencedir kim bilir?
Geçimsiz olma ve bu sebepten dolayı aile ortamını bozup dağıtma, altında derin bir rahatsızlık gizleniyorsa belki de günahsız çocuklar açısından bu ayrılık pek tabi daha hayırlı olabilir.Ancak aileyi böyle bir tehditden izole etmiş olsanız bile toplumu izole etmiş olmazsınız.Aynı hasta ruhlar içimizde, yanıbaşımızda her an patlamaya hazır bomba gibi dururken ,bizler bu hasta ruhların yaratacağı tehlikelerden bihaber yaşamaya devam ederiz.
Tehlike, ipuçlarını verse dahi, bu durumu algılayamayabilir ve önlem almaya gerek duymayabiliriz.
Düşünün,damacanaya tecavüz eden,Abant gibi doğal bir parkta gezinti için kiraladığı ata sarkan veya Ramazan Sokağı olarak isimlendirilen prefabrike yapıları geneleve benzeten rahatsızlarla aynı ortamlarda bulunup aynı havayı soluyabiliyoruz.
Bu kişilerin eğitimli olmaları,iyi giyinimli olmaları veya düzgün konuşmaları onların bu hasta ruhlarının aslında bir kamüflesi!
Bu tür kamuflajla “normal”gibi görünen bu kişiler ,toplumu oluşturan her birey için ayrı ayrı tehdit oluşturduğu halde ,bir vukaat işlemedikleri ya da işleyip yakalanmadıkları müddetçe durdurulmaları maalesef pek mümkün değil.
Bu bölümü Aydın havası gibi kısa tutup konuyu hava parasına getirelim.
Nedir hava parası?
Mülkiyeti size ait olmayan kiralık bir mülkü terk ederken ,yeni kiracıdan talep edilen vergisiz ,sıkıntısız “beleş”kazanç!
Beleş kazanç veya hayatı idame ettirme için gerekli olan yiyecek ve içeceklere kolay yoldan ,arkadan dolanarak ulaşma doğaya bakıldığında ,çakallarda,akbabalarda ve sırtlanlarda çokça görülmektedir.Hayvanlar alemindeki “asillik”tanımlamasına hiç layık görülmeyen bu hayvanlar ,toplumsal hayatta da asil davranış sergilemeyen kişilere yakıştırma olarak kullanılır.
Helal kazanç dediğimiz zaman ilk akla gelen neden hep alın teridir?
Kazanç için harcanan emeğe atıfta bulunmak adına!
Emek sarf etmeden kazanılan para nasıl tanımlanır?
Havadan gelen para!
Havadan para gelmeye başlayınca kısa sürede alışkanlık yapıyor olmalı ki beyin artık normal işlere değil “şantaj ve montaj”gibi havadan para getiren işlere çalışmaya başlıyor.
Sorun bu noktada kalmıyor!
Kişi,karşısındaki diğer normal kişilerinde kazançlarını kendisi gibi havadan geldiğini düşünmeye başlayıp,bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup, bu düşüncesini de paylaşmaktan çekinmiyor.
Gelelim Bolumuz açısından önemli bir cemiyet olan Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti Başkanlık görevini yürüten ve aynı zamanda Bolu Havadis Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Sayın İmdat Aslan'ın gerek köşe yazısından gerekse facebook'ta kendine ait hesabından sorguladığı konuya:
Bolu Belediyesi tarafından ihale edilen İzzet Baysal Caddesi Cephe Sağlıklaştırma İşi'ne firma olarak katılmamız neden Sayın Cemiyet Başkanını bu kadar rahatsız etmektedir anlamak mümkün değil!
Gazetecilerin icra ettikleri meslek dışında başka işlerle de meşgul olmalarını ,cemiyet başkanı doğru ve mesleki anlamda etik bulmadığını daha önce de beyan etmişlerdi.Ancak şahsım ve firmam olarak gazeteci gibi bir sıfatımız olmadığına göre bu kriter çerçevesinde değerlendirilmediğimiz kanaatindeyim.
Yerel bir firma olarak yerelde yapılan bir ihaleye şartlarımız uyduğu takdirde katılmayı çok doğal bir hak olarak görmekteyiz.Şöyle ki:İhale sonuçlanıp ,ihale konusu işler tamamlansa dahi sonradan çıkabilecek bir olumsuzlukta yine kendimizi sorumlu hissedip sorunu yerinde giderilmenin doğru olacağı inancındayım.İşler tamamlandıktan sonra yabancı bir firmanın gelipte yaptığı işe sahip çıktığı pek görünmüş duyulmuş bir olay değildir.
Bu açıdan bakıldığında bu düşünce tarzında ne gibi sakıncalı bir durum söz konusudur tarafımızca anlaşılamamıştır.
Söz konusu ihale bir kez yapılmış ve ilgili idarece iptal edilmiştir.Bu konu idarenin tasarrufundadır.Hatırlanırsa bu ihale yine firmamızın yapmış olduğu ortak girişim uhdesinde kalmış ancak sözleşme aşamasında ihale iptal edilmiştir.
Birinci ihale ile ikinci ihale süreci arasında vatandaştan gelen talep doğrultusunda ve ilgili idarece proje revizyonuna gidilmiş , ihale konusu iş kalemlerinde ve malzemelerde değişiklikler oluşmuştur.Buna bağlı olarak işin ihale bedeli değişmiş ve bu bedel üzerinden iş ilgili idarece ihale edilmiştir.
İkinci yapılan ihalede de firmamız en uygun teklifi vermiştir.Ancak ihale süreci tamamlanmadığından ihale uhdemizde sonuçlanmamıştır.
İlgili idareden iki ihale arasında neden fark olduğu kolayca öğrenebilecek bir konu olduğu halde ,bu sorgulanmadan bu farkı şahsıma bağlamak veya bu konuda kafaları karıştıracak sorgulama yapmak, habercilik açısından en duyarlı olması gereken Cemiyet Başkanı'na ne kadar yakışmaktadır?
İhale sonuçlanmadığı için konuyu uzatmak çok doğru bir davranış olmayacaktır.ancak süreç tamamlanıp ihale uhdemizde kaldığı takdirde sadece sayın Cemiyet Başkanı'nın değil ,tüm basın camiasının istediği soruya cevap vereceğimizi firma yetkilisi olarak taahhüt etmekte hiçbir çekincemiz yoktur.
Bolu hepimizin Bolu'sudur ve daha güzel bir Bolu'da yaşamak hepimizin isteği ve hakkıdır.
Bu çerçevede olayı değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Sayın Cemiyet Başkanına naçizane bizimde sorumuz olacaktır.
Kendisinde bu derece kin ve nefret uyandıracak ne gibi bir davranışımız ya da saygısızlığımız olmuştur?
Kendisini, geçmişte olduğu gibi, herşeyden önce bir “ağabey”sıfatıyla görmek istediğimizi siz değerli okurlarımız önünde belirtir bir an önce bir vicdan muhasebesi yapmasını dileriz.
Kendisinin de iyi bildiği gibi “Önemsenmeyi önemseyen”kişilerden değiliz!
Sevdiğimiz ve saydığımız bir kişi ile bu durumda olmakta kendisine de belirtiğimiz gibi istemediğimiz bir durumdur.
Üzüntümüz ,gayet iyi bildiği mevzularda nefsine uyarak hareket etmesidir!
Biz,eski İmdat Aslan'ı seviyor ve özlüyoruz!
Hasretle eski haline döneceği günleri bekliyoruz!
Bilerek veya bilmeyerek bir hatamız olduğunda “ağabey” sıfatıyla her zaman kendisinin uyarılarını dinleyeceğimizi belirtir bizlerinde kardeş olarak uyardığımız konularda öncelikle düşünmesini tavsiye ederiz.
Sonuç olarak havalar nasıl olursa olsun ,siz okurlarımızın havası her daim güzel olsun!

Bu yazı toplam 759 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim