• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Ayşe Nine okuyacak

Mustafa Namdar

Şu “Ana Gız okula” gampanyası mı, seferberliği mi? adı her ne yise ben de yazılam şuraya dedimdi, gonu gomşu alaya alıvedile beni. “Amaan Ayşe nine bu yaşdan sona neyine lazım olacak okuma yazma senin. Ununu eleyip eleğini duvara aşmışsın. Mektup mu yazacan sevgiline neyi” dediklerinde bi canım sıkıldı. Bi canım sıkıldı…

Ayşe nine ağlamaklı konuşuyordu. O eski Osmanlı kadınlarından otoriter bir yapıya sahip, saygın, dediğini dinleten biriydi. “Kalabalık sofralar kurulan kalkan bir evde, gelinlere damatlara gözünün üzerinde kaşın var dedirmeyen sen! Dünyadaki gelişmeleri günü gününe takip eden sen! Nasıl oldu da okumaktan yazmaktan mahrum kaldın?” dediğimde, göğsünü çatlatırcasına bir ah çekerek, “Ah ah, ne sen sor, ne ben söyleyem” dedi ama yine de anlatmaya başladı eskileri.

“Esgiden gadun hakkı, herif hakkı deyen bi şey mi varıdı. Bubanın garşısında hele bi gonuş. Alimallah card deye yırtıvölla adamın ağzını. Gız gısmı her bi şeye garışmaz. Hanım hanım oturu bi kenarda gısmatını bekle. Hem bu bağınan bosdanınan kim uğraşacak? Sığırınan sıpayınan kim ilgilenecek.

Bubam da çok sevedi beni. Rahmetli nur içinde yatsın. Dizimin dibinde olsun. Köyde mekdap yok nası gide komşu köye. Otusun odduğu yere demiş anama. Zavallı anam çok üzüldüydü emme, golay mı bubamın garşısında değirmen çakıldağı gibi cen cen etmesi. (Değirmen Çakıldağı: Eskiden kara değirmen denen su ile değirmen taşlarının döndüğü buğday öğüten un değirmenleri vardı. Değirmenci taşların üzerine temas eden birkaç nal parçasını bağlar, şıngır şıngır ses çıkarırdı. Değirmenci taşların dönüp dönmediğini bu sesten kontrol ederdi. İşte o sesi çıkartan metal parçalarına değirmen çakıldağı denirdi.)

O dönemlerde daşıma mı vadı. Televizyon şöyne dursun evlede ne su, ne elakdırık, ne radiyo varıdı. Çeşme başlarında yapaduk gonuşmalarımızı, muhabbetimizi. Şindi her evde va bi şenlik gutusu, otu garşısına al dünyanın habarını.

Oğul uşak, torun torba gurbette oğul. Ahir ömürde onların, hasretiyle yanıya bu yürek. Gözümün önünde her birinin hayali. Gokularını özleyan. Bıcır bıcır gonuşmalarını özleyan. Seslerini duyamasam da iki satır mektuplarını okur alurun habarlarını mektup kagadından alurun gokularını. Elaleme gidip de iki satır yazı yazdumak zor oğul, çok zor.

Bilüsün ye kurda neye boynun galın demişle de, ne cuvab vemiş. Kendi işimi kendim görüyan demiş. Yaş ne olusa olsun kestane kebab acele cevab deye yazmak isteyan kendi gafamdan geçenleri kendi ellerimle. Lafın gısası okuman yazman yoksa, yarım adamsın bu dünyada. Başkasının ağzına bakmak çok zor oğul çok zor!” dedi.

Ayşe nine bunun için okumak yazmak istiyordu. Babıaliye katip olmak için değil.

12.01.2009

Bu yazı toplam 445 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim