• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 18 °C

AZINLIK YARATMAK..!

Mustafa Öz

            19.11.2004

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtuluş Savaşı sonrasında LOZAN'da çizdiği siyasi sınırları içinde bugün 75 milyon insan yaşıyor. Bu insanları 81 yıldır bir arada tutan DEĞERLERİ ortadan kaldırdığımızda, birlikteliği ne ile sağlayacaksınız? Bu sorunun cevabını iyi düşünüp vermek lazım. Herkesin aynı düşünmesi, herkesin soy, sop yönünden aynı olması gibi bir anlayış dün de hiç kimse tarafından dayatılmadı, bugün de dayatılmıyor.

Bu ülkede birlik-beraberlik içinde yaşayan çeşitli inanç dil farklılıklarına sahip insanlar dün de vardı, bugün de var. Kürt, Çerkez, Abaza, Laz, Gürcü, Arnavut, Boşnak, Arap, Alevi, Sünni, Şafii ve diğerleri bu çeşitliliğe karşılık insanlar. Aynı kültür potasında erimiş: Eti ile tırnak olmuş. Kaderde kıvançta bir olmuşlardır. Gerek içimizden, gerekse dışımızdan bazı kötü niyetli kişiler bu farklılıkları ayrılık, bölücülük anlamında kullanmaya kalkmış, işte o zaman ülkede huzur, güven bozulmuş, KARDEŞ KANI DÖKÜLMÜŞ, binlerce insanımız ölmüş, milyonlarca dolar paramız heba olmuş. İnsanlarımızın tamamının ağzının tadı kaçmıştır.

ÖZGÜRLÜK-KİŞİSEL HAK VE HÜRRİYETLER..!

İnsanoğlu için sağlıktan bile önemlisi ne diye sorulsa: Ben Hürriyet (Özgürlük) kişisel hakların kullanımında serbestlik olarak cevaplardım. Ancak hiçbir şey sınırsızlığı kaldıramamaktadır. Toplumsal yaşamanın bir kuralı var. Birbirine saygı ve sevgi gösterip hukuk çerçevesinde birarada yaşama, ortak paylaşım gerekiyor.

Özellikle AB sürecinde toplumda kırılganlığı artırmak üzere; Azınlık yaratmak olarak özetlenebilecek dış ve iç dayatmalarla karşı karşıya geliyoruz. Tartıştığımız konular bize fayda sağlayacağına zarar veriyor. Toplumu birbirine bağlayan KÜLTÜR HAMURUNU bozuyor.

Benim ülkemde yaşayan, ana dili farklı hiçbir insanımızla bir derdim yok. Evinde, çarşıda, pazarda, günlük yaşamında neden inancını yaşıyor, niye farklı konuşuyor diye dün de dert edilmedi, bugün de böyle bir derdimiz yok. Ancak işin içine SİYASET, POLİTİKA, DEVLETLERARASI ÇIKAR girdiğinde, durum hemen değişiyor. Farklılıklarımız bizim kültür ve inanç zenginliklerimizi oluştururken: bazılarınca bölünmek, parçalanmanın aracı haline getiriliyor.

Lozanın kabul ettiği AZINLIKLARIN dışındaki insanlarımız, birinci sınıf vatandaş olmaktan çıkarılıp, AZINLIK statüsüne alınarak farklı kılınmak isteniyor. Kanla, gözyaşı ile ortaya koyduğumuz; TEMELİ KÜLTÜR birlikteliği olan TÜRK MİLLETİ ÜST KİMLİĞİ yok sayılarak neredeyse her bireyin bir azınlık olarak kabul edileceği MOZAİK bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor.

Sosyologlar, bilim adamları, tarihçiler ise bu şekilde bir toplumun yaşatılma şansının olmadığını ortaya koyduklarında ise: VEHİM GÖRMEKLE, PARANOYA üretmekle suçlanıyorlar.

Her yapılan iş, toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik değilse, yeni yeni karışıklık, huzursuzluk kaynağı olacaksa, tarihte örnekleri de varsa neden hata yapmaya devam ediyoruz?

Gerçekleri görmemezlikten gelerek hep POLYANACILIK yaparak; birşey olmaz diyerek atı alanın üsküdarı geçmesini bekliyoruz..?

Farklı kültürleri, inanışları bir arada tutmanın yolunun YENİ AZINLIKLAR YARATMAKTAN geçtiğini savunmak, buna inanmak demek. Tarihi bilmemek, yaşadığı coğrafyayı iyi tahlil edememek, dünya siyasetinin bize bakışını iyi okuyamamak demektir. Toplumsal hadiselerde hiçbir zaman 2+2=4 olmamıştır. Azınlıkların çoğunluğu oluşturduğu ya da çoğunluğa tahakküm ettiği görülmemiştir. Esas Türkiye’de aykırı fikirleri ortaya atanlar, AZINLIKTA olup milletin ağzının tadını bozmaktadırlar. Aynı sokakta, aynı camide, aynı mezarlıkta, aynı sofrada, birlikte bulunamadıktan sonra, birlikte ağlayıp, birlikte gülemedikten sonra bana yeni bir dil, kimlik, kişilik verseniz ne olur?..

Amaç birbirini kucaklayamayacak insanlar topluluğu oluşturmak, bu ülkeyi yeni bir KAOSA sokmaksa, ona birşey diyemiyorum. El ile gelen düğün bayramdır.

TRAFİK KAZASI GEÇİREN MÜFTÜMÜZ AHMET OKUTAN BEY VE ŞOFÖRÜNE ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM

Huzur ve sükun içinde geçirdiğimiz bir Ramazan ayının son Cuma gününde Sayın Müftümüzün ve şoförünün trafik kazası geçirdiklerini, şoförünün komada olduğunu, Müftü Bey’in de bazı uzuvlarında kırıklar olduğunu öğrendik. ÇOK ÜZÜLDÜK. Allah’tan acil şifa diliyoruz. Sayın Müftümüz, toplumu inanç ve kültür değerleriyle yükseltmek için sürekli çalışan, yazan, söz söyleyen, yol gösteren bir yapıya sahip. Klasik bürokrat değil. İstese hiç sesini çıkarmadan durumu idare edebilecekken, o hiç boş vakit geçirmeden TOPLUMUN TÜM DEĞERLERİNİN DİRİLTİLMESİ, YAŞATILMASI İÇİN ÇABA sarf etmiştir. Camilerimizin yeniden İRŞAT yuvası olmasına gayret göstermiş. Yıllardır İZBE bir binada hizmetine devam eden MÜFTÜLÜK için çok güzel bir tesis kazandırmıştır. Din adamlarımızı uyuşukluktan kurtulup halkla bütünleşmeye, sosyalleşmeye sevk etmiştir. Makamını kişilere ve günlük politikaya bulaştırmamıştır. Sayın Müftümüzden Bolumuz’un daha çok faydalanma şansı olmalıdır. Ben NAZARA geldiğine inanıyorum. Allah kem gözlerden saklasın ve hem kendisine, hem de şoförüne acil şifalar versin... En kısa zamanda görevinin başına dönmeyi nasip etsin. Ailesine ve sevenlerine kavuştursun.

Bu yazı toplam 411 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim