• BIST 1.329
  • Altın 450,327
  • Dolar 7,8115
  • Euro 9,3377
  • Bolu -6 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C

BAHÇIVANLIKTA KAYIP BİLGELİKLER

Suat Tosun

Geçmiş  olsun  İZMİR .   Dualarımız sizinle.

Korona  salgınıyla  eve kilitlenme ; bahçe  kültürünü ve kırsal toprakları ,ormanları arzulayan   doğasever  yanımıza  kapıları  araladı.

Ruhsal  terapi amacı da taşıyan hobi bahçeciliği hevesleri, uygulamaya başlayınca  tarım topraklarını kulübe ve kır evi, mekanlarına dönüştürmeye yönelince ,haklı olarak yeni yasalar ve cezalar gündeme geldi.

Bahçıvanlık ,doğayla aramızdaki  ilişkiyi  yönetme sanatı olarak  eski çağlara dayanır.

Bilgin Albert  Einstein bir keresinde şöyle demiş; “Doğanın derinliklerine  bakın, o zaman her şeyi çok daha iyi anlayacaksınız”. Burada işaret edilen bir çok içerikten biri de bahçıvanlıktır.

Kadın tohum   ıslahçısı  Janisse    Ray’ın  “Yeraltındaki  Tohum”  (2015) kitabını  üç yıl aradan  sonra  tekrar  daha dikkatli  okudum.  Tohumun  dünyanın en güçlü şeyi olduğunu ve sanayileşme  çağından  içersine girdiğimiz  çağ olarak tasavvur  ettiği  ekozoik   çağında;   “Tohum hayat demektir” diye düşünür  (Katılır mısınız bilmem ama “Su hayattır” deyimi de  epey taraftar  toplar).

Tohumun içinde önceden belirlenmiş  kodlanmış bilgiler, sürprizler içerdiğini bilen bayan Janisse ; kendisini tohum  peşinde koşan ve her  gün kayıp bilgelikleri keşfeden  bir arkeo- çiftçi gibi hayal eder.

Endüstriyel  tarımı  bir yılda  iki milyar ton yüzey toprağının kaybedilmesinden sorumlu tutar.19. yüzyılda  Amerika  Iowa Eyaletinde  35 ile 40 cm. kalınlığında yüzey toprağı vardı. Bu gün sadece 15-20 cm. kaldığını ve daha da  kaybedildiğini   bildiriyor. Oysa  bir yemek  kaşığı  sağlıklı üst  yüzey toprağında bulunan  60 milyon  bakteri, 5-6 km.uzunluğunda  mantarsı  iplikçikler , belki  de bir kaç böcek bulunabilir.İşte bu yaşam  insanların sağlığını  destekleyen  sağlıklı bitkileri de oluşturmaktadır.

Endüstriyel tarım , bilindiği gibi  geleneksel tarımı arka bahçeye itmiş ve toprakta olduğu gibi tohumda da çeşitliliğini verime ve ranta endeksleyerek çiftçiliğe de darbeler indirmiştir

Janisse Ray; kaybedilen  soy tükenmesinin bir olay değil bir süreç olduğunun altını çizerken, bu süreci durdurmak için, dünya çapında yerel besinler, yerel çiftçilik ve yerel mutfak sanatları alanında bir uyanışı ve tanışmayı aktarıyor.                                                                                

Geleneksel yöntemlerle  öğrenilen  geleneksel bilgelik (uzun soluklu deneyimler)  olmazsa  ,ilerlemenin  zor olduğunu söyleyen Janisse , şu soruyu sorar:

Acaba, asırlar boyunca atalarımızın denedikleri  ve gelenekselleşmiş tohumculuk ve bahçıvanlık tekniklerinden ne kadarını  bilmekteyiz ?

Amerikalı domates ıslahcısı  Randy Gardner  lezzetli evladiyelik domateslerin seleksiyon süresinin 5-6 yılı kapsadığını çiftçilere anlatmakta .Geliştirdiği evladiyelik domateslerin melezlerinde  daha fazla şeker,daha yüksek asit  aramaktadır.Daha fazla şeker ,daha fazla karbonhidrat demektir.Meyvelerin içersindeki şekerleri beslemek için daha fazla yaprağa sahip olduklarını ve ayrıca aroması içinde bolca uçucu malzemesine dikkat edilmesini önermektedir. Domateslerin hem tada ve hem de kokuya sahip olmasını arzular. Koku fitokimyasal bileşikler olan flavonoidlerle  bitkilerde  savunma mekanizması görevi görür. İnsan sağlığı açısından  da  faydalıdır (Janisse Ray ).

KAÇ  KİŞİ    BİLMEKTE  ?

Janisse Ray’dan örnekler :

-Yabani biberlerin acılığının denizden yükseklik ile alakalı olduğunu ve yükseklik arttıkça acılığın  arttığını,

-Sarımsak gibi yabani soğanında saplarının yenilebilir olduğunu,

-Bamyanın tazeyken , körpeyken toplanması gerektiğini, ne kadar uzun süre büyürse o kadar sertleştiğini ve yenmez hale geldiğini,

-Bamyanın hasadının marul gibi bir seferde yapılmadığını, bamyanın ürün vermeye devam ettiğini ve iki ve üç günde bir toplamanın en ideal hasat şekli olduğunu, eğer tohumluk için saklanacaksa bir iplikle işaretlenip kendi haline bırakılmasını ,

Ülkemizde Doğa Der.Bşk. Dicle Tuba Kılıç’ ; Erzincan Kemaliye’de 1975 yılında Ümmügül Teyzeyle(şimdilerde 85 yaşında ) yaptığı söyleşiyle ekim-dikim tecrübelerini yazıya dökmüş.Bunlardan  bazıları:

-Tohum  alınacak  domates  için , domatesin  gandili  gundilisini  (bir kaç  göbekli olanı) seçmeyi  öğütlüyor. Olgun ve sulu domatesleri tel süzgeçten geçirip odun külünün üzerinde kurutuyor. Kül ve domates çekirdeği karışımından  küçük  toplar yapıyor. Buna” küllü  poçik” deniyor.Kül tohumların hızla kurumasını sağlıyor.Ve bir sonraki ekilen domatesin  ekşi olmasını engelliyor.Domatesin yaz boyunca her zaman tohumu alınabiliyor.Ekileceği zaman külleri ufalanıp doğrudan toprağa veya tübe ekiliyor.Tohumluk domatesler ,köke yakın dip gözelerden alınıyor.Zira bunlar farklı oluyormuş.

Bu dip kısım tercihi tüm  sebzeler için  geçerli. Mısırda da tohumluk dipten alınacak, tanesi daha güçlü olur. Meyveler de  ise tam tersi geçerli. Meyvenin yaramaz olanı alt dallarda ,iyisi   üst dallarda oluşmakta,

-Salatalık her sene başka bir yere ekilmeli, aynı yere ekersen  yerini beğenmez ,inat eder.tohumu ise sadece güzün alınır.

-Lahanayı fideden çıkarıp toprağa dikerken bıçakla dibindeki sivri kökü kesmezsen  büyük baş vermez.

-Kıvırcık salatanın tohumu ise ,ekiminden bir  gece önce sütte bekletilip yıkamadan ekmek,  acı  olmamasını sağlıyormuş.

-Bamyanın  dalından tohumluk alınmaz. Gövdesinden alınması uygun olur.

-Balkabağının  dip tarafından tohum (çekirdek) alınırsa daha  büyük kabak olur.

Bilgeliğimizi  kaybetmekte  olduğumuz  alanlardan biri ise,  türler arası işbirliğidir.

Janisse Ray’a göre ; birlikte ekilen domates reyhan birbirlerine fayda sağlar.domatesler tozlayıcıları reyhana çeker.Ve reyhanda haşereleri domateslerden uzak  tutar. Nane ve biberiye gibi güçlü kokuya sahip otlar, lahana kelebeğinin önlenmesine yardımcı olur. Ayçiçekleri biraz büyüdükten  sonra sırık fasulyelerini bunlar arasına serpiştirmeyi denemelisiniz..

Evladiyelik tohumlarla ilgili öğütleri uygulamaya geçirenlere ne mutlu, kıskanmamak elde değil.

Sağlıcakla ve üreterek mutlu  kalın .

 

Bu yazı toplam 3157 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim