• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Balığa atılan akçeler

Aykut Karagüzel

Dilimizde bazı sözcükler vardır. Bunlar hep üvey evlat muamelesi görürler yüz yıllar boyu. Basitçe söyleyivermek bile ürpertiverir, gerek söyleyeni gerekse dinleyeni. Başka sözcükler ararız bazen onların yerine. Böylece onları kullanmadık diye daha sevecen sayarız kendimizi.

Israrla bir örnek vermemi istiyorsunuz, ama ben de düşünüyorum, acaba daha az soğuk olanı nedir diye. Buyurun size örnek “ölüm”. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi? Eminim rahatlamışsınızdır ve yüzünüzde bir gülücük vardır! Evet, gerçeklerden kaçabilmeyi ne kadar çok isteriz biz insanlar. Deseler ki, ölüm peşinizde, sizi yakalamak üzere. İşte o anda dünya, olimpiyat her ne rekoru varsa kırmaya hazırız yüz metrede.

Zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hoyratça harcarız bu değerli akçelerimizi. Etrafa savururuz kimi zaman. Kimi zaman da havuza atarız akçelerimizi, balıklar yesin diye. Gerçi daha hiçbir balığın görülmemiştir altın akçe yediği. Çünkü balık için değildir bu akçelerin var oluşu. Yüce Yaradan halik için değerli kılmıştır bu geri dönüşü olmayan değerli akçeleri.
İşte, dün vardı sevgili amcam Mehmet Emin ve daha nice değerli insanlar. Bir bir gönderiyoruz, değer verdiğimiz güzel insanları. Bu anda büyük üstat Necip Fazıl Kısakürek'in güzel dörtlüğü geliverdi aklıma:

“Ne hasta bekler sabahı,
Ne de taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar.”

Bu şiirde ben farklı bir bakış açısı ile bakmanızı istiyorum. Sanki burada bizi bekleyen, kişi değil de, Yüce Yaradan'mış gibi geliyor bana. Bu tema ile ilgili benim yazmış olduğum bir şiirle veda ederken sizlere; zamanın değerini daha iyi bilmenizi ve sağlıklı günler geçirmenizi diliyorum.

BEKLEYİŞ

Her zaman bir şeyleri bekledik.
Gün geldi ,
Elimizde bilet, otobüsü.
Gün geldi,
Elimizde güller ile sevgilimizi.
Bekleyiş, hücre penceresi,
Bekleyiş, doğmamış bir kızı, oğlanı.
Bir umuttur, ışıktır o,
Harran'da yağmur,
Karadeniz'de güneş gibi.
Öğrencinin karnesi,
Ayşe kızın askerdeki yavuklusudur o.
Elle tutan olmadı,
Gözle gören olmadı onu.
Ama herkes tanır o zât-ı muhteremi.
Kimimiz özler,
Kimimiz kaçarız ondan.
Hadi beklemeyin de göreyim onu.
Sen beklemesen de
O seni bekliyor.
Sen gitmesen de
O sana gelecek.
Ve o gün bir daha hiç dönmemek,
Senden ayrılmamak üzere gelecek.
Hiç ama hiç gitmeyecek.
Ölümü diyorum
Ey abdalı beşer, ölümü.
Beklemiyorsunuz değil mi ölümü?
O bekliyor ama,
Seni, onu, hepimizi.
Saatimiz doluyor a dostlar,
Saatimiz doluyor.
Giden süreler hep keseden gidiyor.

19.05.2010


Bu yazı toplam 1015 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim