• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

BALTALAR KAFAMIZDA…

Suat Tosun

 

Bir tsunami korkusu yaratacak Orman Kanununa dayalı bir yönetmelik değişikliği daha…

19 Nisan 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde  “Testere 2014” başlığıyla Sayın Meltem Özgenç yazmış ve değerlendirmiş.

18 Nisan 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kanununun 16,17ve 18’inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelikte değişiklik yapılarak, ormanlık alanlar kapsamlı olarak işletmelere açılıyor.

Yeni düzenlemeyle oluşturulan imtiyazlar:

-Kamu-özel ortaklığı kapsamında özel sektöründe ormanlık alana eğitim ve spor tesisi kurabilmesi (oysa yürürlükten kaldırılan yönetmelikte sadece sağlık ve eğitim tesisleri için yalnız devlet kurumlarına izin veriliyordu).

-Ormanlık alanda teleferik hattı kurulmasına,

-Yeraltında doğal gaz ve patlayıcı madde depolanabileceğine,

-Ormanlık alanlarda define aranmasına, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına, balık üretim tesislerine izin verilmekte,

 

Orman, Çevre ve Ziraat Mühendisleri Odaları bu yönetmeliğin ekosisteme ciddi zararlar vereceğini ve anayasaya aykırı olduğunu vurgulamaktalar…

“Testere 2014” başlığı, bana ülkemizin ormancılık politikası konusunda en az kırk yılını vermiş Sayın Doç. Dr. Yücel Çağlar ‘ı anımsatarak, 1998 yılında yayınladığı  “Baltalar Kafamızda” adlı kitabını tekrar okumama sebep oldu. Sayın Çağlarilkokul çağlarında başlayan,

 

Baltalar elimizde,

Uzun ip belimizde,

Biz gideriz ormana…

 

Dizelerinde dile getirilen “eli baltalı” yaklaşımımızı, yeni balta tipleriyle şimdilerde sürdürüyoruz. Kamuoyunun hemen aklına gelen orman yangınları bu baltaların yalnızca biri. Başka ne baltalar kullanıyoruz / kullanıyorlar bu iş için, bilseniz şaşar kalırsınız. Bence ormanları algılama biçimimiz, öteki baltaları doğuran, kullanılmasını kalıcılaştırıp yaygınlaştıran “ana balta” işlevini görüyor.

Ormanlar; ağaçlar, otlar, çiçekler, dereler, kuşlar, kurtlar ve akla gelebilecek başka varlıkların rastgele bulundukları ortamlar anlaşılıyor çoğunlukla-Değil oysa; sayıları bulundukları yerin ekolojik koşullarına bağlı olarak 5 bin ile 50 bin arasında değişen canlı ve cansız öğeden oluşan; tüm öğeleri arasında son derecede karmaşık etkileşimlerin yaşandığı canlı sistemlerdir ormanlar” diye yorumlar.

Ormanın sürdürülebilir kalkınma umutlarıyla ekosistemin heba edilmemesi ve sürdürülebilir bir korumayı sağlamak için yalnız -ormanı platonik olarak sevmek - yetmemektedir.

Çağlar, doğa sevgisini yakalamanın esrarının ancak toprağı, ağacı, ormanı, suyu, hayvanları ve doğaldır ki insanı ve insani ilişkileri daha iyi tanımaktan geçtiğini, bunu yapabildiğimizde kafalarımızdaki ve gönüllerimizdeki baltaları toprağa gömülebileceğini vurgulamış,16-17 yıl öncesinde kaleme aldığı kitabında.

Ülkesini gerçekten sevme becerisini ispatlayan, Bolu’yuda içine alan “Memleketimi Seviyorum” adlı şiirindeki bir dörtlükte usta şair rahmetli Nazım Hikmet ise şöyle belirtmekte;

 

Memleketim:

Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı

                                        göllerini seven

                                                            alabalık

Ve onun yarım kiloluğu

Pulsuz gümüş derisinde kızıltılarla

Bolu’nun Abant Gölü’nde yüzer.

 

 Sağlıklı ve esenlik dolu yarınlar dileğiyle

24.04.2014

Bu yazı toplam 1869 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim