eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 11 °C

Başbakanı birileri yanıltıyor

Hasan Dinç

Geçtiğimiz hafta ülkemiz, sonuçları itibariyle dünyayı bile sarsan bir olaya sahne oldu. İHH İnsani Yardım Vakfı, Gazze'de İsrail'in ablukası altında çok çetin şartlarda yaşayan Müslüman Araplara yardım götürmek amacıyla yaptığı girişimin İsrail'in acımasız baskınıyla sonuçsuz kalması, dokuz yardımseverin ölmesi ve onlarca yardımseverin de yaralanması sonucunu doğurdu. Bu olay dünya kamuoyunda tartışmasız İsrail'in haydutluğu, kural tanımazlığı olarak yorumlandı. Ülkemizde de muhalefet ve iktidar ilk defa bir konu üzerinde fikir ve görüş birliğine varmış, İsrail'e karşı birlik ve beraberlik mesajları vermiştir.

Birkaç gün içinde ise olayın değerlendirilmesi ile ilgili yorum farklılıkları kendini göstermeye başlamış içte ve dışta konu hakkında farklı görüşler medyaya düşmeye başlamıştır. Dış dünyada önemli olarak ABD Başkanı Barak Obama “İsrail'in güvenlik kaygılarına hak veriyorum. Kendilerine düşman unsurlara yardım maksadıyla harekete geçen güçlere uluslararası sularda bile olsa engelleme hakkı vardır” demesi, İsrail'in bu saldırgan ve haydutça girişiminin bile ABD'nin İsrail'e karşı uyguladığı geleneksel stratejik ortaklık politikasından vazgeçmediğini göstermesi bakımından çok önem arz etmektedir. EL Kuds El Arabî adındaki Arap gazetesi ise, olay karşısında Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kontrolsüz konuşması ve sinirli tavrına “Araplardan çok Arap” yorumunu getirmesi ise çok dikkat çekici olmuştur.

Bu arada bugünkü iktidar üzerinde önemli gücü ve de etkisi olduğu bilinen Fethullah Gülen'in Amerika da Wall Strcet Journal gazetesine yaptığı değerlendirmede “Organizatörlerin İsrail'le anlaşmadan böyle bir yola çıkılmasını faydalı sonuçlar doğurmayacak şekilde otoriteye başkaldırmak” diye vasıflandırması da oldukça ciddiye alınması gereken bir değerlendirmedir. Bunların dışında Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Abdüllatif Şener'in “Başbakan bu sert açıklamalarıyla tamamen iç politikaya oynamakta, hükümet olarak yapması gerekenleri yapmamaktadır” sözleri ile CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu'nun “Yara taze ve sıcak. Bu nedenle konu sağlıklı bir şekilde tartışılmaya müsait değil” değerlendirmeleri de sağduyunun sesi olarak görülmektedir.

Benim konu ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğim, Sayın Başbakanımızın Konya'da yaptığı bir konuşmada olayı değerlendirirken, Tevrat'tan alıntı yaparak İsrail'e yaptığının yanlışlığını ortaya koymaya çalışmasıdır. Şüphesiz başbakanın her şeyi bilmesi mümkün değildir ve hiç kimse de bunu ondan beklemez. Ancak, başbakan gibi attığı her adımın ve söylediği her kelimenin ağır sorumluluğu olan kişilerin etrafında onlarca danışmanı bulunmakta, devletimiz bu danışmanlara başbakana yanlış bilgi vermemeleri için çok yüksek maaşlar ödemektedir. Sayın Başbakan Konya'da yaptığı konuşmada Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat'tan alıntı yaparak, Müslümanların “Evamir-i eşare” dedikleri “ on Emir”den altıncısını hatırlatarak “Öldürmeyeceksiniz” demiş; İsrail'in yaptığı katliamın kutsal kitaplarına ters düştüğü kanaatini güya milletimizle paylaşmıştır. Ancak, Tevrat'tan yapılan alıntı konuya uymamakta, hatta Tevrat'ın bir barış ve esenlik kitabıymış gibi gösterilmesiyle de milletimizde yanlış bir zannın uyanmasına vesile olmaktadır.

Şüphesiz bütün dinler, başta dinimiz İslam olmak üzere insan hayatına büyük değer vermiş, onun korunması konusunda titizlik göstermişlerdir. Tevrat'ın “on emri” sosyal hayatın vazgeçilmezi gördüğü esasları tespit etmiş, bunlardan birisi olarak da insanların öldürülmesini en büyük günah “Günah-ı kebair” olarak görmüştür. Dinimiz İslâm da insan hayatına büyük değer vermiş, insanın katledilmesini en büyük günah olarak değerlendirmiştir. Hatta insanın kendi hayatına son vermesini yani ihtiharı bile en büyük günahlardan saymış, bu yola tevessül eden kişilerin Allah'ın emanetine saygısızlık etmesi nedeniyle cenaze namazlarının bile kılınmaması hükmünü getirmiştir.

Ne var ki, bütün bu şer'i kurallar (şeriat hükümleri) normal hayatın olağan kurallarıdır. Ancak, toplumlar zaman zaman olağanüstü durumlar da yaşar. Savaşlar bu olağanüstü durumların başında gelir ve bu hallerde uygulanan kurallar normal zamanlarda uygulanan kurallardan farklılıklar gösterir. Bu kurallara savaş kuralları denir. Bu savaş kurallarının acımasızlığı dikkate alınarak günümüzde yeniden düzenlenmiş ve bütün devletler bu kurallara uymayı kabul etmişlerdir. İsrail kendisini Filistinlilerle ve Gazze'deki Araplarla, onlara yardım edenlerle savaş halinde kabul ettiğinden, Tevrat'ın savaş hükümlerine bağlı kalmayı dini açıdan daha uygun bulmakta ve muhataplarını böyle yanılgılara düşürmektedir.

Şimdi bir de Tevrat'ın savaş hukukunu düzenleyen ayetlerini okuyarak gerçekle yüz yüze gelelim. Tevrat'ın insanı dehşete düşüren hükümlerini, insanlığı kana bulayan Tevrat şeriatını görelim. “Bir şehre karşı cenk etmek için ona yaklaştığın zaman, onu barışıklığa çağıracaksın. Ve vaki olacak ki, eğer sana sulh cevabı verirse ve kapılarını sana açarsa, o vakit vaki olacak ki, içinde bulunan bütün kavim sana angaryacı ( ücretsiz zorla çalıştırılan işçi, köle) olacaklar. Ve sana kulluk edecekler. ve eğer seninle musalaha (Silah bırakma, barış) etmeyip savaşırsa, o zaman onu muhasara edeceksin. Ve Allah'ın Rab onu senin eline verdiği zaman, onun her erkeğini kılıçtan geçireceksin. Ancak kadınları ve çocukları ve hayvanları ve şehirde olan her şeyi, bütün malını kendin için çapul edeceksin. Ve Allah'ın Rabbin sana verdiği düşmanlarının malını yiyeceksin. Bu milletlerin şehirlerinden olmayıp senden çok uzakta bulunan bütün şehirlere böyle yapacaksın. Ancak Allah'ın Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu bu kavimlerin şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ bırakmayacaksın. Allah'ın Rabbin sana emrettiği gibi Tamamen yok edeceksin. Ta ki, kendi ilahlarına yaptıkları bütün mekruh şeylerine göre yapmayı size öğretmesinler. Yoksa Allah'ınız Rabbe karşı suç edersiniz. (TESNİYE 20/10-20)

“Ve Allah'ın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman; onları tamamen yok edeceksin. Onlarla ahdetmeyeceksin. Ve onlara acımayacaksın. Ve onlarla hısımlık etmeyeceksin. Kızını onun oğluna vermeyeceksin. Ve onun kızını oğluna almayacaksın. Çünkü o senin oğlunu benim ardımca yürümekten saptıracak ve Rabbin öfkesi size karşı alevlenecek ve seni çabuk yok edecek. (TESNİYE 7/2-5)

Şimdi bir de geçtiğimiz hafta İsrail'in yaptıklarını Tevrat'ın bu hükümleri çerçevesi dâhilinde değerlendirirseniz İsrail'in yaptıklarını çok hafif bulacaksınız. Görülüyor ki Sayın Başbakanın Tevrat adına söylediği bu yapılanlara pek uygun düşmemekte ve yanılgıya düştüğü anlaşılmaktadır. Bizim bir Diyanet İşleri Başkanlığımız ve onun çok saygı değer uzmanları bulunmaktadır. Ayrıca sayısını tam olarak bilmediğim İlahiyat Fakültelerimiz ve onların çok değerli dinler tarihi hocaları bulunmaktadır. Eğer devlet adamlarımız mevcut dinlerle ilgili bir konuda konuşmak ihtiyacını hissederlerse, konuşmalarını onlardan alacakları bilgiler dâhilinde yapmaları kendilerini düşecekleri her türlü hatadan kurtarabilirler. Aksi takdirde kaş yapayım derken göz çıkarmaları, el öperken ayak çiğnemeleri her zaman mümkündür.

Sayın Başbakanın CHP Genel Başkanı Sayın Kemal kılıçtaroğlu'na Bursa'dan cevap verirken “Ben Tevrat'ı da okudum, İncili de okudum. Kur'an-ı Kerimi de defalarca okudum” dediğini televizyondan dinledim. Sayın Başbakan'ın eğitimi gereği Kur'an-ı Kerim'i okuduğundan şüphem yok. Ancak hatada ısrar ettiğinden anlaşıldığına göre Tevrat'ı da, İncilleri de okuduğundan şüpheliyim.

Üstelik çevresindeki danışmanlarının kendisini ciddi şekilde yanılttığının da farkında değil. Ne yapalım? Atalarımız “Çok bilen çok yanılır” diye boşa söylememişler.

08.06.2010

Bu yazı toplam 1187 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim