ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C

Basit bir ikram

Mustafa Namdar

Günümüzde hiç kimse durduk yerde hal hatır sormuyor. Yerinde ve zamanında iletişim kurmayı bilemiyorsanız insanlar, sizin yanınızdan duraksamadan geçip gidiyor. Vitrinde hoşa giden bir ürünü almak için, dükkandan giren müşteriye, sempatik davranmasını, güler yüz göstermesini bilmiyorsanız, ikinci bir ürünü satmanız çok zor. Dükkanınıza, atölyenize, tamirhanenize, zorunlu gelen bir müşteriye kolaylık sağlamıyor, hoş karşılamıyorsanız, nasıl olsa yabancı, bir daha gelmez deyip ederinden fazla bir bedelle ürün satmaya kalkarsanız, hanenize kar değil zarar yazıldığını bilmek gerekir. Bu konudaki reklam, en hızlı yayılan haberdir, haber konusudur. Fısıltı reklamı esnaf için en tehlikeli olanıdır.

Denir ya; "Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır." Anlatılan olay öyle birşey... Hani doğa güzelliğimizle övünüp turizmle yatıp turizmle kalkıyoruz ya. Biz işin sadece laf kısmını konuşuyormuşuz. Elin adamı yanını yöresini, dağını, tepesini, gölünü, göletini, tarihini, kültürünü anlatmak için yöre halkını, yediden yetmişe bilinçlendirmiş. Her biri kendi alanında sanki profesyonel turizm rehberi.

Lokantasına giriyorsunuz, garsonu güler yüzüyle anlatıyor yöre yemeğinin yapılışını, tarihçesini. Turizm bürosuna gidiyorsunuz, santim santim anlatıyorlar, nereden kalkıp nereye gideceğinizi. Nerede oturup soluklanacağınızı, nerede tarihi yaşayıp kültürüyle sarmaş dolaş olacağınızı. Dağında, bayırında, gölünde, göletinde, heykelinde, anıtında, yabancı dil İngilizce, Almanca, Fransızca mı, Kürtçe Türkçe mi istersiniz anlatıyorlar, çocuk yaştaki insanlar. Toplum benimsemiş turizmi. Toplum anlamış turistin değerini. Ekonomik katkısını.

Hele bir olayı anlatıyor dostum. Çok etkilendiğini söylüyor. Gaziantep Urfa yolu üzerinde benzin almak üzere yanaşıyorum OPET istasyonuna. Görevli benzin ikmalini yaparken. Bir başka görevli elinde bir tepsi üzerinde 3 kulpsuz fincan ve işlemeli küçük bir ibrik benzeri minyatür bir kap.

Plakaya bakarak "Bolu'dan geliyorsunuz herhalde. Yöresel ürünümüz olan MIRRI'dan ikram etmek istiyoruz, alır mısınız?" diyor. "Yöreye özgü otların karışımından yapılmış kahveye benzer bir içecek. Adını duymuştum ama, hiç tatmamıştım. Tabii ki içeriz diyorum. Arabada üç kişiyiz. Ben, eşim ve baldızım. Fincanlara, birer yudumluk koyarak ikram ediyor. Fevkalade bir içecek. Belki uyarıcı özelliği de var. Zindelik, ferahlık veriyor, rahatlatıyor. Teşekkür ettik. O da iyi yolculuklar diledi, oradan ayrıldık." Çok etkilendim diyordu.

"Turizmi anlamak. Turizm elçisi olmak. Turizme hizmet etmek böyle olmalı diyorum, her yerde bunu anlatıyorum" diyordu.

Ankara-İstanbul arasında, günde milyonlarca aracın geçtiği yol güzergahında, biz neden tanıtamıyoruz yöresel ürünlerimizi? Neden broşürlerimizle tanıtamıyoruz doğal güzelliklerimizi? Ekmeğimizi, aşımızı? Bu sorunun cevabını, halkın bütünüyle sahip çıkmasında bulacağımızı sanıyorum.

14.10.2009

Bu yazı toplam 451 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim