• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

Başka gidecek yerimiz yok

Mustafa Namdar

Mübarek Ramazan’ın insanlara sağladığı faydaları, günün uygun zaman dilimleri içinde vaizlerimiz tarafından anlatıldı. Bilinmeyenleri öğrendik, unuttuklarımızı hatırladık. İyi ahlak üzerine öğretisi olan insanların kardeşçe yaşamalarını öğütleyen, sevgi, saygı, dayanışma ve yardımlaşmanın vazgeçilmezliğini vurgulayan, çalışma ve helal kazancın, sabrın ve hoşgörünün kazanımlarını öğretip doğruluğun, üretkenliğin yol haritasını, işin uzmanları, Ramazan ayı süresince anlattılar. Görevlilere teşekkür etmek de bizim vazifemiz olmalı.

Ramazan’ın son günlerinde ulusça yüreğimizi yakan onbeş şehidimizin acısı, tüm yurtta gözyaşları ile gündeme gelirken, Bolu’da acının tarifi bir başkaydı. Öfke bir başka, kin bir başka, lanet bir başkaydı. Onlar bizim evlatlarımız, onlar Bolu komandosuydu. Saat 13.00’ü 13 geçe yapılıyordu anlamlı sessiz saygı duruşu. 13 dakikalık saygı duruşunda binlerce insan gözyaşlarını yüreklerine akıtıyor, acının yangınlığını söndürmeye çalışırken fatihalar dökülüyordu dudaklardan. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun diyor, kederli ailelere sabırlar diliyorum.

Ramazan ayının son gecesinde güzel konuşmalarından birisini daha yapıyordu Müftümüz Sn. Yaşar Yaprak. Konuşmanın ana teması, şehitlik üzerine, şehitlerimizle ilgiliydi. İslam dininde şehitliğin yeri ve mükafatı anlatılıyordu. Ulusun bütünlüğünden, birlikten dirlikten bahsediliyordu. Vatanın bütünlüğünden, bayrağın sevgisinden söz ediliyor, 80 küsur yıl önce kazanılan bağımsızlık savaşı olmasaydı, bu minarelerden ezan sesinin, bu cami kubbelerinde yankılanan Kur’an sesinin duyulmayacağı anlatılıyordu duygu yüklü anlamlı sözlerle.

Dağılan bir imparatorluğun arkasından kurulan bir Cumhuriyet. Hasta ölüm döşeğinde. Ölümle pençeleşen umutsuz insanlara verilen moral, inanç ve bağımsızlık cansuyu. Kimileri; aklı ve taktik bilgisiyle insanları bir araya getirip, bilgilendirip, dayanışmayı ve yeni bir mücadele gücünü verirken, kimileri de, aldığı taze kanla bedenlerini siperlerde bırakıp şehit oluyordu. Tarih böyle düşmüştü kitaplara. Kitaplar böyle yazıyordu bağımsızlık savaşında olanları. Olayın kahramanları yediden yetmişe, kadınıyla erkeğiyle tüm ulusun bireyleriydi. Bu topluluğu yönlendiren, bir araya getirip motive eden, o heyecanı veren bir lider Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları vardı. Onun adı, sadece cephede biraz sonra öleceklerini bilen askerlerin Kur’an okudukları, Kelime-i Şahadet getirdiklerini anlattığıyla hutbelerde geçiyordu son zamanlarda.

Ramazan’ın son akşamında Müftümüz Sn. Yaprak, “Anadolu uygarlıklarıyla büyük bir bölge. Seksen yılını dolduran Türkiye Cumhuriyeti, büyük devlet. Buraya Iraklısı, İranlısı, Suriyelisi, Trakyalısı, Bosnalısı, Azerisi, Pakistanlısı gelir sığınır da, bizim gidecek başka yerimiz yok” diyor aziz şehitlere rahmet diliyordu. Duygulu ve anlamlı sözlerdi. Heyecanlanmamak mümkün değildi. Ne var ki, millete bu ruhu veren Cumhuriyetin bir kurucusu dünyanın saygı duyduğu bir lider olan Atatürk ve silah arkadaşları vardı. Bu dualarda onların adı neden geçmiyordu? Onlara neden rahmet dilenip bir Fatiha gönderilmiyordu? Bu camilerin kubbelerinden Kur’an, minarelerinden ezan sesi duyuluyorsa, bu liderin ve arkadaşlarının emeği yok muydu? Bunu düşündüm. Yanlış mı düşündüm acaba?..

16.10.2007

Bu yazı toplam 320 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim