eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 1 °C

Başkalarının fikirlerine kulak vermek !..

Serkan Erkan

Osman efendi, bir sabah müthiş başağrısıyla uyanır. İlaç aldığı halde geçmez. Bir-iki gün bekler, ağrı devam edince doktor çağırır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin, Osman Efendi'nin başağrısı azalacağı yerde artmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır.

Osman Efendi, Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesebilene servet vaat eder. Doktorların hiç biri ağrıyı durduramadığı gibi, sebebini de bulamazlar. Uşak halkı, birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi, İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olurlar. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır...

Görünüşe bakılırsa, Osman Efendi turp gibidir. Oysa, dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları, hayatını çekilmez hale getirmiştir.

Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. Haftalarca hastanede kalır, onlarca profesör tarafından konsültasyon ve testler yapılır. Fakat yine bir teşhis konulamaz.

Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir ve son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin, ailesi perişandır. “Kader” denilir, Uşak'a dönülür...

Osman Efendi, yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

Bir gün hastanın keyfi yerine gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi olan Berber Mehmet çağrılır. Berber yerinden kalkamayan Osman Efendi'yi traş ederken adamcağız derdini anlatır ve “ölümü beklediğini” söyler. Berber Mehmet, bir an düşünür. “Bey'im...” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?” Bir bakar; “Hah, işte...” der, “Kıl dönmüş...”

Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın, çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi'nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla, odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi'nin kanayan burnuna, pansuman yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağa yatırılır.

Ertesi sabah Osman Efendi aylardan sonra ilk defa, rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın, sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını, doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir.

Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, berber Mehmet'i yanına çağırır ve ona bir servet bağışlar.

Şimdi bu gerçek hikayeden çıkarılacak dersler;

1. Mehmet Efendiler'in fikirleri var, dinlemek gerek.

2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur.

3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

DÜNDEN HIZLI MISIN?

Her sabah bir ceylan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır. En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek, yoksa aslana yem olacaktır.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır. En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek, yoksa açlıktan ölecektir.

İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok... Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini bilin. Hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.

Hayat adlı koşuyu ne kadar güzel anlatmış Afrika atasözü; “Bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.”

Çünkü eğer aslansanız,

Ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, Artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır. O halde düne göre hızınızı arttırmak gerekmektedir.

Yok eğer ceylansanız,

Ve henüz aslana yem olmamışsanız, hızınızı düne göre arttırmalısınız. Çünkü sıra size gelmiş olabilir.

Yani... Hayat koşusunda, devam edebilmenin tek şartı var...

“Dünden daha hızlı olabilmek...”

Bakın bakalım şimdi kendi kendinize... Ondan, şundan, bundan değil “Dünden Hızlı” mısınız???

FIKRA

Balık taze mi ?..

KUMKAPI'da bir balıkçı bağırıyor:

Canlı balık, canlı balık...
Yaşlı bir teyze yaklaşıp soruyor:
Evladım balıklar taze mi?
Canlı balık, canlı balık...
Evladım balıklar taze mi?
Teyze, canlı diyoruz ya işte!..
A evladım, ben de canlıyım ama taze miyim?

03.12.2007

Bu yazı toplam 898 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim